​ Mutlu olmanın sırrı acı çekmede mi? / Psikoloji / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Eylül '10

 
Kategori
Psikoloji
 

Mutlu olmanın sırrı acı çekmede mi?

Mutlu olmanın sırrı acı çekmede mi?
 

hurriyet.com.tr'den...



Hürriyet.com.tr yazarlarından Sayın Özgür BOLAT'ın bugünkü yazısını okuyunca kendisine yolladığım düzeltmelerimi Milliyet Blogküre yazarlarının dikkatine sunuyor, lehte ve aleyhte görüşlerinizi rica ediyorum. Teşekkürle, selamla...
.
Merhaba Özgür Bey,
.
Bugünkü (7 Eylül 2010) "Mutlu olmanın sırrı acı çekmede mi?" başlıklı yazınızı ilkin dikkatsizce, ikinci kez dikkatle okudum. İki kere okumamım nedeni, bazı ince ayrımlar/nüanslar göz ardı edildiği için, çıkarsamaların sağlam bir temele oturmadığını duyumsamamdı. Daniel Kahneman "Davranışsal Ekonomi Bilimi"nin kurucusu olarak, Riskli Seçenekler Arasında Karara Varma Teorisi "Prospect Theory" için Nobel Ödülü almış olabilir; fakat duygularla davranışlar arasındaki karşılıklı ilişkiyi sağlıklı temellere oturtmadığı ve tüm insanlığa değil, duygu gösterisinin neredeyse ayıp olduğu Batı toplumlarına hitap ettiği konusunda eleştiriler de almış biridir. Şöyle ki:
.
1-) "Anlık eylemler aslında insanlara mutluluk değil, zevk veriyor. Zevklerin toplamı da mutluluk getirmiyor." Buradaki sorunlu alan zevk sözcüğünün tanımındadır. Zevk "pleasure" zaten mutluluk demektir; ama mutluluğun kısa sürenidir, haz'dır, keyif almadır, kısa süreli eğlence sırasında veya sonrasında duyulan kısa süreli mutluluktur.
.
Öyleyse, yukarıdaki "mutluluk değil, zevk veriyor" ifadesinde çelişki vardır; çünkü mutluluk zaten hem kısa hem uzun süre içinde zevk veren eylemlerin, düşüncelerin, duyguların genel adıdır. Tabii, zevk vermeyen, hüzünlendiren, acı çektiren duygular da vardır; onlar da bizlere kısa veya uzun süren mutsuzluk yaşatırlar... (Bu konudaki araştırmam için şu bağlantıya bakmanızı rica ediyorum: http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=43346 )
.
2-) Yine yazınızda "zahmetli uğraşlar"ın kişiyi her zaman mutsuz ettiği saptaması var. Bu da sorunlu bir genelleme... Çünkü tüm zahmetli uğraşlar mutsuzluk getirmez. Kalın bir halatla TIR çeken kocaman kaslara sahip adamları veya çelik tencereleri büken kemikleri çelikleşmiş kişileri televizyonda görmüşsünüzdür... Bunlar büyük ağrılar ve zorluklar çekerken dahi mutlular. Keza ben, tüm kitaplarımı ve denemelerimi -çok zahmetli olmasına rağmen- büyük zevk duyarak yazdım ve bu durum şu anda yazdığım bu yanıtta da süre gidiyor. Ressam bir eşim ve arkadaşlarım oldu; hepsi işini yaparken mutluydu, onları mutsuz eden şey tuval başında günler geçirmek değil, ondan uzaklaşmaktı.
.
3-) "Paranın insana mutluluk getirdiği düşünülür. Bu da doğru değil..." deniyor. Buradaki sorun ise mutluluğun çok uzun süren bir insanlık hâli olarak algılanmasında yatıyor. Lütfen gözlerinizi kapayın ve geçmişinize bir film şeridine bakar gibi bakın. İçinde hiç mutsuzluk olmayan mutluluk hâliniz oldu mu? Olduysa ne kadar sürdü acaba? Çok uzun olmadığına bahse girme riskini alıyorum. Çünkü insanlar toplum içinde yaşarlar, doğa ve çevre koşullarına göre hareket ederler, para-ekonomi-iklim-yiyecek-savaş-barış-aile-aşk-evlilik-çocuk-ölüm vs. gibi içsel ve dışsal etkenlerden sık sık etkilenirler. O nedenle mutluluklar sanıldığı gibi çok uzun sürmez, çok sık kesintiye uğrarlar. Paranın neredeyse her şeyi satın alabildiği küresel dünyada maddiyat da hem geçici ve kısa, hem de birkaç yıl sürecek mutluluklar getirebilir.
.
4-) Yazınızdaki Acı ve Mutluluk bölümünde başarıya giden yolların zorluğundan ve yine zahmetten söz ediliyor. Zorluk çekmek veya çok çalışmak da her zaman ve herkes için mutsuzluk kaynağı değildir. Burada da evrensel bir doğruya parmak basma değil, bir genelleme var. Charles Darwin'in 1831-1836 yılları arasında Beagle adlı yelkenli ile okyanusları ve adaları dolaşırken ve özellikle Galapagos Adaları'nda geçirdiği 6-7 hafta boyunca çektiği sıkıntılar acaba onu mutsuz mu etti; yoksa her bir adaya ayak basarken, oralarda konaklayıp gözlemler ve ölçümler yaparken ve her keşif esnasında sonsuz bir haz ve mutluluk mu duydu?
.
5-) Annelerin çocuk yetiştirirken çektikleri zorluklar, yıllarca süren zahmetleri doğru; ama bu doğru saptama dahi yine büyük bir genelleme. Aynı zorlukları babalar ve bekârlar çekmiyor ki.. Fakat yazınızda, anaların zahmetli anları tüm insanlığa mal ediliyor. Buradaki çelişki de bu...
.
6-) Yazınızdaki şu çıkarsama da yukarıdaki nedenlerden ötürü sorunlu: "Mutluluk, hedefe ulaşmada zor anların artmasındadır." Etki-tepki kanunlarına göre; örneğin bilardo topuna vururken uygulanan kuvvet ile topun kazanacağı hız ve alacağı yolun uzunluğu arasında bir orantı vardır. Mutluluk da böyledir. Çok zahmetli işlerden sonra edinilen mutluluğun süresi uzun, kolayca edinilen mutluluğun süresi kısa olabilir; fakat bu saptama da yine bir genellemenin eseri. Zar zor geçinen akıllı birine 15-20 milyon TL tutarında bir miras kalsa, o kişi zahmetsiz kazandığı o parayı öylesine zekice kullanabilir ki; hem kendini, hem de aile çevresini uzun sayılabilecek bir süre boyunca mutlu edebilir, değil mi?
.
7-) Yazınızın sonundaki soruya yanıt vererek bitiriyorum çözümlememi: Ben mutlu olmak için hiçbir zorluğa ve acıya bilinçli olarak katlanmam; çünkü ben mutluluğu insanlığın kültürel evrimine katkıda bulunmakta, hayatımı istediğim biçimde yaşarken gittiğim yoldan zevk almakta, diğer bir deyişle yaşam gustomu zengin tutmakta ve diğer insanları mutlu etmekte buluyorum.
.
Selamla, saygıyla...
Mehmet SAĞLAM
.
.
.
.
.
.
Günün sözü: Yaşamınızın senaristi ve yönetmeni kendinizseniz, mutluluk daha sıkçadır.

 
Toplam blog
: 147
: 2923
Kayıt tarihi
: 05.05.07
 
 

İngilizce öğretmeniyim, çevirmenim, dilmaçım, araştırmacıyım. / Beş kitabım var: Beynin Kimliği, ..