- Kategori
- Edebiyat
Nazım' ın sevmediğim dizeleri, Nazım' ı sevmediğim dizeler

Nazım Hikmet'in şiirleri güzeldir. Zaten güzel olduğunu daha çok başkaları farketmiş, onlara başka ülkelerin insanları bizden önce değer vermiş olduğu için kalitesi de pek tartışma götürmez. Diğer edebi tarzlarda başarısız bulurum ama hayattaki mücadelesi, duruşu ve şiirlerindeki içerik (ki bu, akşam eve sapsarı iskelet gelen çocukları anlatabilen bir içeriktir), kafamdaki Nazım imgesini olumlamaya yeter de hep artar.
Fakat Nazım Hikmet'in "Karıma Mektup" şiirinin bir dizesinde geçen bir kelimeyi, oradaki bir anlamı yıllarca garipsemiş, ona yakıştıramamışımdır. İşten bir deri bir kemik gelen çocukların hikayesini şiirlerine katan Nazım, keşke bilinçaltında bu türden bir "çingene" lik kategorizasyonu yapmamış olsaydı.
Abarttığımı düşünenler olabilir, ama bence bu böyle, bence gerçekten hala sosyalizmi, eşitliği en azından çingenelerin eşik noktasına getirememiş bir bilincin tezahürüdür bu dizeler.
Bu dizeler Nazım'ın sevmediğim dizeleri, Nazım'ı sevemediğim dizelerdir. Kusura bakma üstat...
KARIMA MEKTUP
Bir tanem!
Son mektubunda:
"Başım sızlıyor
yüreğim sersem!"
diyorsun.
"Seni asarlarsa
seni kaybedersem;"
diyorsun;
"yaşayamam!"
Yaşarsın karıcığım,
kara bir duman gibi dağılır hatıram rüzgârda;
yaşarsın, kalbimin kızıl saçlı bacısı
en fazla bir yıl sürer
yirminci asırlarda
ölüm acısı.
Ölüm
bir ipte sallanan bir ölü.
Bu ölüme bir türlü
razı olmuyor gönlüm.
Fakat
emin ol ki sevgili;
zavallı bir çingenenin
kıllı, siyah bir örümceğe benzeyen eli
geçirecekse eğer
ipi boğazıma,
mavi gözlerimde korkuyu görmek için
boşuna bakacaklar
Nâzım'a!