- Kategori
- Gündelik Yaşam
Ne güldük ne güldük!

İşler pek de iyi değilmiş yılbaşında, öncesinde esnafta bir heyecan yoktu zaten...
Eskiden, ne kadar eskiden derseniz çok değil on yıl önce, yılbaşına bir hafta varken susmazdı telefonlar, mahalle bakkalları malsız kalacaklar diye korkar sıkı sıkıya tembihlerlerdi “ uğramayı unutma ha!”
Yılbaşı, bayram arifeleri bereketli olurdu velhasıl!
Bereket olunca keyif de olurdu...
Başka olurdu yahu, onu demeye çalışıyorum...
Satıcı milletinin garip garip huyları olur...
Ben mesela, yeni yılda gittiğim ilk müşteriden sipariş alamazsam o yıl işlerin kesat olacağına inanırım.
Leyleği havada görmek gibi bir şey!
Gittim adamda surat bir karış... Yaprak kıpırdamamış...
Peşrevden sonra yokladım, tek daldım, el ense çektim yok... Konuyu değiştirdim sonra “ işler bu sene çok iyi olacakmış” dedim...
“Kim söyledi” dedi...
Kimsenin söylediği yok uydurdum da diyemem ki müşteriye
“ Gazetede okudum, köşe yazısında”
“ Kim yazmış?”
Safa yatmak en iyisi
“ Hatırımda kalmadı!”
“ Yazı görebilirsek iyi yahu... Yılbaşı gecesi eve gitmedim, aldığım mal olduğu gibi duruyor...”
“ Yazlık bölge ya burası ondan!”
“ Yazı, kışı aynı be Aliciğim, bilmez gibi konuşuyorsun sen de... Canımıza ot tıkadı bu alışveriş merkezleri...”
Biliyorum bilmesine de yeni yılın ilk müşterisisin satmam lazım... Yıl kötü geçecek...
“ Çocuklar nasıl ağabey?”
“ İyi...”
“ Aman onlar iyi olsun da, işler düzelir elbet...”
Susuyoruz bir süre, onun gözleri televizyonda... Şansıma bakar mısınız enflasyon rakamları açıklanıyor... Sinirleniyor bizimkisi...
“ Neye göre hesaplıyorlar bu enflasyonu?”
Ahtapot, karides, havyar, hortum, oje, soba borusu, kadın bağı, külot... diye başlayıp tam listeyi saysam, kuduracak adam...
“ Tam olarak ben de bilmiyorum ağabey, yanıltmayayım seni!”
“ Et, süt, yumurta, doğalgaz, benzin var mı?”
“ Olmaz olur mu var tabi! Bak hepsini katmışlar eksi çıkmış...”
Diyor, patlamamak için dudaklarımı ısırıyorum...
Katıla katıla gözlerimizden yaş gelene kadar gülüyoruz sonra...
&&&
Akşamüzeri Cüneyt’in dükkânda laflıyoruz...
Satış temsilcilerinden biri giriyor içeriye surat bir karış, elinde beş tane kutu bira...
Cüneyt fırlıyor hemen;
“ O biralar ne be kardeşim?”
“ Tahsilât” diyor çocuk...
Gözleri açtık bakıyoruz;
“ Hasan bakkal batmış, bize otuz iki lira borcu vardı ya, on yedi lirasını verdi... On beş lira çıkışmayınca tanesi üç liradan beş tane bira aldım!”
Krize giriyor, yerlere yatıyoruz gülerken...
&&&
Ne diyordum; şaka ile karışık yılın ilk siparişi alıp seneyi kurtardım ben, darısı başınıza!