- Kategori
- Gündelik Yaşam
Ne kadar zor beklemek...

Ameliyathane kapısında sıkıntılı bekleyişler sürmekteydi.İnsana ne acı verir, sessiz sedasız beklemek o soğuk kapının önünde.Hele de beklenen sevdiğin, ailenden, canından, kanından, biriyse. Durur saatin tik takları ilerlemez, geçmek bilmez zaman.
Hele de anneyse o beklenen...
Hele de canınsa, ciğerinse, sana hayat verense.Canına can verense.O anda ona hayat olup kan olup akasın gelir.
Başlarsın kendi kendine içinden sessizce konuşmalara, hesaplaşmalara, and içmelere.
‘’Ah annem hayırlısıyla bir çık, söz seni bir daha hiç üzmeyeceğim...’’
‘’Ah annem, nur yüzlü annem bir çık bir gülümse bize başka bir şey istemeyeceğim...’’
‘’Ah annecim söz veriyorum tüm işlerinde sana yardımcı olacağım, seni ikinci kez söyletmeyeceğim, senin en sevdiğin yemekleri yapıp seni bekleyeceğim...’’
Şeklinde ona karşı istemeden davrandığınız hatalarınızı düşünür, vicdan muhasebesi yaparak, kendi kendinizi rahatlatmaya çalışırsınız.
Derken ameliyathanenin kapısı açılır. Baygın, yüzü sararmış solmuş bir halde görürsünüz onu. Hani benim annem evimizde her gün dolap beygiri gibi koşturup duran annecim nerede dersiniz. Sanki o gitmiş yerine başkası gelmiş..
Çok şükür Allah’ım diye içinizden dualar edersiniz.
Yatağınızın başucunda, çocuklarınız, eşiniz çoktan yerlerini almış, gözünüzün içine bakmaktadır, bir an önce gözlerinizi açıp da onlara bakmanız için.
Dile kolay 40 yılı birlikte geçirdiğiniz hayat arkadaşınız yüzünüzü avuçlarının içine alıp ‘’Hanım uyan hadi’’ diye usul usul seslenişinde yıllardır tükenmeyen sevgiyi görürsünüz, korkuyu hissedersiniz.
Çocuklarınızın her biri başınızda yavru kuşlar gibi beklemektedir. Elleriyle, yanağınıza ellerinize her dokunuşlarında sevgilerini akıtmaktadırlar yüreklerinden, yüreğinize.
Şimdi naz yapma sırası annelerindir. Yap annecim yap sen bizim nazımızı senelerdir çekiyorsun, şimdi bizlerde senin nazını seve seve çekmeye hazırız.
Resim:İzzet Baysal Tıp Fakültesi