- Kategori
- Güncel
Ne Mutlu Türküm Diyene

Basında 'Genç Siviller' adlı bir grup vatandaşın bir resim altında açıklamalarını okuyunca infiale kapıldım. 'Camilere asılan mahyalara tepki olsun!' diye garip mahya teklifleri sunumu yanısıra, yaptıkları açıklamalar da ilginçti. Bu gençleri biz okuyan, araştıran bilirdik. Bu 'Genç Siviller' okul bitince kitapları yakanlardan herhalde. Okuldayken de kitap okuduklarından şüpheliyim. Geçmişini bilmeyen, geçmişine küs, öfkeli olmalarını da anlayamıyorum. Osmanlı'yı, Selçuklu'yu geçmiş sayıp, Atatürk'ü, İnönü'yü bundan soyutlamak kendi içinde çelişki yaratmaktadır. Zaten okusalardı Atatürk'ün ve silah arkadaşlarının Allah (c.c.), Peygamber (s.a.v.), vatan, insan sevgisini öğrenirlerdi. Okusalardı, istifa etmiş bir eski askerin yeni sivilin karşısında esas duruşa geçip ''Ben ve birliğim emrindedir, paşam!'' ifadesinin, ''Oğlum git, vatan seni bekliyor'' diyen anaların sözlerinin, açken orduya ekmeğini veren fakir Anadolu insanının davranışının ne muhteşem bir saygı ve bağlılık olduğunu anlarlardı. Okusalardı hayat ve ölüm arasında gidip gelirken tebessüm eden o güzel insanların manevi değerlerine bu tarz saldırılarda bulunmazlardı. O binlerce Mustafa Kemal'e hayran insanın (yaşlısı, genci, hocası, dervişi, işçisi, köylüsü, alimi, askeri vb., Türkiye'nin kurucusu on milyon insan) hepsinin de yanılmış olamayacağını da anlarlardı, okusalardı.Ama onlar okumuyorlar, sadece dinliyorlar kulaklarına gelen sözleri. Onlar kötülerden, geçmişine hakaret eden kem sözlerden (ki bu iftira ve gıybettir) kulaklarını dahi sakınmıyorlar.
Tespitlerim ve uyarılarım aşağıda sunulmuştur:
1. Allah (c.c.) bizi birlik ve beraberlik hususunda uyarmıştır. Birlik ve beraberlik Tanrı buyruğudur.
2. Camiler sadece ibadet yeri değil, eğitim yeridir de. Bu nedenle 'Cuma Namazı'nın cemaatle kılınması farzdır. O namaz ile bize camilerimizi sadece ibadet yeri değil, eğitim yeri olarak da kullanabileceğimiz anlatılmaktadır. Camilerimiz (minareleri ve mahyaları ile) bir eğitim yeridir.
3. Atatürk hiç bir zaman ''Ne mutlu Türk olana'' dememiştir. ''Ne mutlu Türküm diyene'' demiştir. Bu söz ile ırkçılığı değil, vatandaşlığı, vatanını, milletini sevmeyi ve hizmeti önemli kılmıştır. Bu nedenle Atatürk milliyetçiliği ırkçılık değildir. O virane gençler, Nutuk'u okumadıkları ve Atatürk'ü tanımadıkları için bu sözleri sarfedebilmişlerdir. Atatürk'ün ve O'nun silah arkadaşlarının hizmetini görmemek, Vatanın özgürlüğü için ömür süren savaşlara girmiş olduklarını görmemek (ki askerin 18 ayda şafak saydığını bilirsiniz) sadece nankörlüktür. Bunu da Türk Gencine asla reva görmem. Umarım bu hatadan dönerler.
4. Vatan sevgisi ve ülke birliği için söylemlerde bulunmak, mahyalar asmak; yapılması gereken önemli görevlerdendir. Bu bilmenin farkıdır. Bu davranış eğitim amaçlıdır. Birlikteliği pekiştirici her eylem toplum tarafından desteklenir. Mahyalarda hiç bir zaman topluma, aileye, insana, devlete aykırı bir metin asılmamıştır. Allah (c.c.) ve o güzel insanın, peygamberimin (s.a.v) hiç bir kelamında da ayırımcı söze rastlanmaz (Allah'a (c.c.), Peygamberine (s.a.v.) düşman olduklarını ifade etmedikçe). Bu nedenle ''O mahyaları asanları Allah'a havale ediyoruz'' sözleri de çok çirkin ve yukarıdaki açıklama ışığında yanlıştır. Vatan ve millet bekası için yapılan her şey hayırlıdır, doğrudur. ''Allah'a havale ediyoruz !''diyerek yapılanların dinen suç olduğu gibi bir çağrıştırmayı da doğru bulmuyorum ve kınıyorum.
5. Vatan sevgisi, millet sevgisi militarist söylem değildir. Bunu söyleyebilsinler diye devletler kurulur, yaşatılır. Demokrasi; fikrini hür söyleyebilmektir, muhalefettir, insana saygıdır. Bunları yaparken devlete saldırmak, ülke insanının değerlerini yıkmaya çabalamak, dini değerlerle oynamak, milleti bölmek demokrasi değildir, suçtur.
Değerli Türk Halkıma, Türk Gencime arz ederim.