​ Ne tür müzik dinlersiniz? (3) / Bilim / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Ocak '09

 
Kategori
Bilim
 

Ne tür müzik dinlersiniz? (3)

Ne tür müzik dinlersiniz? (3)
 

Kuruluş yıllarında PINK FLOYD


İnsan Sesi de dahil olmak üzere, Müzik Kaynaklarının ses genişliklerinin, eşit aralıkla değişen bir cetvel yerine, oktav denilen ve katlamalı olarak artan, logaritmik frekans birimi ile ölçülendirilmelerinin nedeni; Fiziksel zorunluluk” tur.


Ses; dalga yapısındadır.

Aynen deniz dalgası gibi yükselip, alçalır.

Şu farkla ki, bu değişimleri, çok kısa sürede ve çok simetrik olarak tekrar eder.

İşte daha önce anlattığım frekans kavramı, bu dalganın belli bir sürede, kaç kere yükselip alçaldığını ifade etmektedir.

Şimdi yan yana 2 havuzda, eşit yükseklikte ama biri diğerinin 2 katı sıklıkta dalgalar üretildiğini ve aynı anda başlatılan bu dalgaları, yan cepheden izlediğinizi düşünün.

Farz edelim; 2 kat daha sık olan dalgalar; bize yakın havuzda olsun.

Dalgalar aynı anda yükselmeye başlar ama uzak havuzdaki dalga daha en yüksek noktasına gelemeden, yakın havuzdaki dalga en yüksek noktasına ulaşır ve alçalmaya başlar ve başlangıçtaki yatay 0 konumuna vardığı anda; uzak havuzdaki dalga da en yüksek noktasına ulaşmıştır. Sonra uzak havuzdaki dalga alçalıp yatay 0 noktasına varana kadar, yakın havuzdaki dalga; bir kez daha yükselip, alçalır ve yine aynı anda yatay 0 noktasından geçerler ve sürekli tekrar eden bu durum; müthiş uyumlu bir görüntü oluşturur.

İşte sıklıkları 2 kat farklı ses dalgaları kulağımızda; aynen bu su dalgalarının gözümüzde uyandırdığı, uyum hissini uyandırır.

Tabii anladığınız gibi; burada kulak, göz derken; beynin işitme ve görme merkezlerini kastediyorum.

Sonuç olarak; kulak, her ne kadar bunların farklı sesler olduğunu algılarsa da, sanki aynı seslermiş gibi, tatmin olur.

O nedenle aslında biri diğerinin 2 katı frekansta olan bu ses dalgalarını, birer nota ile ifade etmek istersek; bu notalar, aynı olacaktır. Çünkü kulakta aynı etkiyi bırakıyorlar. Bunlara renkleri farklı, notaları aynı sesler denir.


Şimdi notaların daha önce hiç oluşturulmadığını varsayalım ve bu bilgilerin ışığında, gelin birlikte icat edelim onları.

Örneğin 200[Hz] lik bir ses üretelim ve buna DO diyelim.

Sonra frekansı 25[Hz] arttırıp, 225[Hz] lik bu frekansa da RE diyelim ve bu şekilde devam ederek;

250[Hz] e; Mİ

275[Hz] e; FA

300[Hz] e; SOL

325[Hz] e; LA

350[Hz] e; Sİ

diyelim.

Şimdi 375[Hz] için, yeni bir nota ismine ihtiyacımız var, söz gelimi, ZART(Zurna sesi) olsun.

400[Hz] e gelince; artık yeni bir nota ismine ihtiyacımız yok.

Biliyoruz ki, bu frekans, 200[Hz] in 2 katı olduğundan; ona karşı gelen nota olan DO ile, gösterilebilir. Bu durumda bir sonraki nota, yine RE olacaktır.

Peki, frekansı kaç olacaktır, 425[Hz] mi?

İşte zurnanın ZIRT dediği yer de; burası.

400 den sonra, 25 lik aralıklarla devam edersek, bir kez daha DO ya geldiğimizde ancak 600 e varmış oluruz. Oysa bir önceki DO ya karşı gelen 400 ün 2 katı olan 800 varmalıyız ki ona DO diyebilelim.

O halde, frekans 2 katına çıktıkça nota aralıklarını da 2 katına çıkarmalıyız ki; 8 nota, daha geniş olan bu yeni aralığı örtebilsin. Bu durumda 450, 500 diye devam etmeliyiz.

Zaten öyle olması gerektiğini şöyle de kontrol edebiliriz ki; ilk RE nin frekansı, 225[Hz] olduğuna göre, bir sonrakinin frekansı, onun 2 katı yani 450[Hz] olmalıdır.

Bu işlem böyle sürer gider ve notaların arası giderek açılır.

Yüksek frekanslarda; 2 notanın arasında [kHz] mertebesinde açıklık oluşmaya başlar.

Her oktav tekrar eden bu nota dizinine; GAM denir.

İyi de, 1 oktavda; 8 nota varken, biz niye 9 notalı yaptık?

Aslında bunun pek bir öneminin olmadığını göstermek için.

Yalnız şu var ki; bir ses dalgası, nasıl kendisinin 2 katı frekanstaki bir dalgayla, büyük bir uyum içindeyse, 3, 4, 5 gibi, tam katı olan diğer frekanslarla da, o oranda olmasa da uyumludur.

İşte harmonik denilen bu frekanslara karşı gelen notaları kullanmak şartıyla, nota sayısını istediğiniz kadar arttırarak, daha hassas aralıklar kullanabilirsiniz.

Nitekim Batı Müziğinde 12 ye bölünmüş olan gam, Türk Musikisinde 30 a bölünmüştür.

Bu nedenle, Türk Musikisi, Tek Sesli Müzikte ifade zenginliği bakımından daha avantajlı olmakla beraber, bu karmaşık temelin üzerine bina kurma zorluğundan dolayı, Çok Sesli Müzikte dezavantajlıdır.

Batı Müziğinde gam 12 ye bölünmüştür dedik.

Yani aslında 13 tane nota vardır ve her biri YARIM SES denilen sabit aralıklarla dizilmişlerdir.

Yarım ses incelten DİYEZ ve kalınlaştıran BEMOL’ü herkes duymuştur mutlaka.

Bunları kullanarak gam;

DO - DO# - RE - Mİ& - Mİ – FA – FA# - SOL – SOL# - LA - Sİ& - Sİ – DO

Yani DO- RE, RE-Mİ, FA-SOL, SOL-LA ve LA-Sİ aralıkları 2 yarım ses, yani TAM SES iken, Mİ-FA ve Sİ-DO aralıkları YARIM SES tir.

Bunların İŞİTME BANDI boyunca hangi frekanslara karşı geldiğine ilişkin tablolar mevcuttur. Logaritmik yapıdan dolayı; aynı oktavın içinde bile, bir sonraki oktavdaki artışın sıçrama şeklinde olmaması için, çok az artarak giderler. Yer darlığından burada girmiyorum, isteyen INTERNET te bulabilir.

Şu kadarını söyleyeyim ki, 4. oktavda bulunan 440[Hz] frekansındaki LA ya; STANDART LA denir ve birçok enstrümanın ayarı için etalon ses gibidir. Örneğin gitar vs. elemanların akordunda kullanılan AKORT DÜDÜĞÜ; standart la verir.

Bense, buna çok yakın frekansta olan telefon çevir sesini öneriyorum, çünkü bedava.

İnsan sesi nasıl akort ediliyor derseniz; akortlu bir enstrümanla kıyaslayarak.

Vokalistlerin konsere başlamadan, orkestra elemanlarının birinden, bir nota istemeleri, bu yüzdendir.

Tabii notayı almak yetmiyor.

Müthiş bir Müzik Hafızasıyla kıyaslamak ve çok doğru bir biçimde geri vermek gerekiyor ki; her ne kadar eğitimle gelişse de, bunun aslında tamamen Allah vergisi bir yetenek olduğunu gösteren ilginç bir örneğe de değineyim yeri gelmişken.

Birkaç yıl evvel, Mustafa SANDAL, Japonya dan insan sesinin, notaların gerçek frekanslarını ne derece doğru çıkarabildiğini ölçen bir alet getirip, çeşitli vokalistlerin üzerinde denemişti.

O kadar eğitimli şarkıcı dururken, en iyi kim çıkmıştı dersiniz?

KİBARİYE.

Artık, Müziğin icrasına geçeceğimiz, bir sonraki bölümde, buluşmak dileğiyle.

 
Toplam blog
: 30
: 2257
Kayıt tarihi
: 03.11.06
 
 

İzmirliyim ama, İstanbulda yaşıyorum. Elektronik Mühendisiyim ama, ilaveten yazıyorum. Evliyim ama..