​ Necmettin Erbakan ve anılarım.. / Siyaset / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Şubat '11

 
Kategori
Siyaset
 

Necmettin Erbakan ve anılarım..

Necmettin Erbakan ve anılarım..
 

Anti Amerikancı yapısı, her zaman takdirle anılacaktır.


Bu gün 27 Şubat 2011. Türk Siyasetinin son 40 yılına damgasını vuran liderlerden sondan bir önceki olan Erbakan Hoca vefat etti. Sonuncusu Süleyman Demirel’dir. 

Daha önceki hükümetler dönemlerinde yine siyasi hayatımıza yön veren ve son kırk yılda Türkiye’yi şekillendiren liderler ise hataları ve sevapları ile Alparslan Türkeş, Bülent Ecevit, Turhan Feyzioğlu’dur. Bu insanlar şimdi hayatta yoklar ve yanlarına Necmettin Hoca’da gitti. 

Özellikle 12 Eylül’den önce bu isimler, tabi ki Süleyman Demirel’le birlikte Türkiye Hükümetlerinin olmazsa olmazlarıydılar. Ya Ecevit’li sol hükümet ya da bu dördü veya üçünün ortaklaşa kurdukları Milliyetçi Cephe (MC) hükümetleri başa gelirdi. Çok keskin bir kutuplaşma vardı o zamanlar siyasi arena da. 

Süleyman Demirel ve Bülent Ecevit’i saymazsak özellikle Necmettin Erbakan’ın MSP’si ve Alparslan Türkeş’in MHP’si, MC’lerde hep kilit rollerde ve çok kudretli olmuşlardır. 

O zamanlarda Türkiye’yi kasıp kavuran sağ-sol çatışmalarında Necmettin Hoca’nın MSP’si hep kenarda kalmış ve genelde bu tür sokak çatışmalarından uzak durmuştur. Gençlik kolları olan “Akıncılar”ın bu pasifliği Türkeş’in MHP’si tarafından hep eleştirilmiş ve hatta “Yeşil Koministler” olarak suçlanmıştır. Necmettin hoca görev aldığı tüm hükümetlerde iki projesini hep hayata geçirmek istemiştir. Ağır Sanayi Hamlesi ve Milli Görüş. Ağır Sanayi Hamlesi Projesi kapsamında; TAKSAN, TEMSAN, TÜMOSAN gibi kurumların oluşturulmasında ön ayak olmuştur hocanın MSP’si. Bu kurumların en azından işsizlikle mücadelede Türkiye halkına faydası olmuştur. Türkiye’nin kendi tankını yapması için de çok çaba harcamıştır hoca ve bu mücadelesinde Anti Amerikancı rolü daima ön planda olmuştur. Fakat bu rolünün cezasını, çok sonraları Amerikancı Generaller tarafından 28 Şubat 1997 darbesi ile hükümetten uzaklaştırıldığında çekecektir. Kaderin cilvesi o generaller bırakın hesap sormayı, ödüllendirilmişlerdir hocanın talebeleri tarafından. 

Evet. 

Anti Amerikancıydı hoca, fakat bu tavrı gelmiş geçmiş en Amerikancı hükümeti Türkiye’nin başına bela etmesi nedeniyle boşa çıkmıştır.  

AKP hükümetinin oluşmasında görevlendirilenler Hoca’nın ( sonradan çok pişmanlıkla anacağı ) talebeleriydiler. Bu talebeleri ilk önce hocalarından gördükleri ve üzerlerine giydikleri Milli Görüş Gömleğini çıkardılar, sonra Eşbaşkan oldular, sonrada hocalarına tarihin en büyük kazığını atarak “kayıp Trilyon” davası ile baş başa bıraktılar. 

Affettiler vs. ama atı alan Üsküdar’ı geçmişti ve “KayıpTrilyon”un asıl failleri de artık musluğun başına geçmişti.. 

1970’de kurduğu Milli Nizam Partisi ile Türk Siyasetinin çok renkli bir siması olarak hayatımıza giren Sayın Necmettin Erbakan artık yok. Allah rahmet etsin. 

Şimdi Sayın Erbakan’la ilgili yaşadığım iki tane çok önemli anım mı diyeyim, yaşadıklarımı diyeyim bilmiyorum olay var. İlkinde tabi ki Hocam’ın haberi yoktur, ama ikincisinde belki haberi vardır ya da yakın çevresinin haberi zaten var. Peşin peşin söyleyeyim bu olaylardaki tüm haklarımı hocaya helal ediyorum. Tüm hakkım helal olsun. 

1977seçimlerinde % 40 küsur oy alarak 213 milletvekili çıkaran Ecevit, Faruk Sükan ve Turhan Feyzioğlu’nun desteklerine 11 transfer milletvekilini de katarak 1978’de hükümeti kurdu. İşte o hükümetin yeni bakanlıklarından birisi olan İşletmeler Bakanlığı’na memur olarak atanmıştım. Fakat uzun ömürlü olmayan bu hükümetin yıkılması ile, bu bakanlığın kapanması sonucu sonradan kurulan MC hükümeti tarafından Sağlık Bakanlığı bünyesinde görevlendirilmiş ve Ankara’nın Çamlıdere İlçesi Sağlık Ocağına sürülmüştüm. 

Daha bir yıllık memurdum ve ilk sürgünümü yaşıyordum. Ecevit Hükümeti döneminde göreve başlamış birisi olarak sürgünümden MC hükümetini sorumlu tutuyordum ve bu hükümetin önemli kalelerinden biriside Erbakan önderliğindeki MSP idi. 

Tabi Çamlıdere’deki memuriyet hayatım daha çok izin ve raporlarla geçiyordu ve tüm umudum tekrar Ankara içindeki bir yere tayin edilmemdi. Nişanlıydım o zaman ve nişanlım Ankara Numune Hastanesi’nde hemşire idi. Evlilik tarihimizde gittikçe yaklaşıyordu. Ankara’ya tayinimin olabilmesi için öncelikle bu hükümetin düşmesi gerekiyordu. Sonrasında nasıl olsa yine Ecevit hükümeti kurulurdu ve tayinim kolaylaşırdı. En azından ben öyle hissediyordum. 

Senelik izindeydim. 

Trenle Kars’a gidiyorduk. 

Hükümet için çok kritik bir Güven Oylaması vardı ertesi gün ve ben elimdeki transistörlü radyodan devamlı siyasi gelişmeleri dinliyordum. 

Haberlerde rahmetli Erbakan’ın o meşhur “kadayıf tepsisinin” altının kızardığını ve bu hükümete güven oyu vermeyeceğini kendi sesinden dinledim. Sevinçten elimdeki radyo düşmüştü hiç unutmam. 

Öyle ya, Erbakan Hoca “kadayıfın altını kızarttıysa” bu hükümet düşecekti ve bir şekilde yine Ecevit hükümeti kurulacaktı. Bu durumda benim için yeniden Ankara’ya tayin yaptırmak demekti. 

Fakat ertesi günkü Güven Oylamasında MSP hükümete Güven Oyu verdi ve düşmedi MC hükümeti. Sürgün devam edecekti. Hayatımda yaşadığım çok büyük hayal kırıklıklarından birisiydi o olay. Hocaya çok kızmıştım. Şimdi düşünüyorum da, şimdiki AKP hükümeti tarafından yapılan sürgün, kadrolaşma ve kıyımları o zaman tahmin edebilsem o kadar kızarmıydım hocaya. Bilemiyorum. 

Yine de bu olaydan dolayı bir hakkım geçmişse hocaya, helal olsun. 

İkinci olay ise çok yakın zamanda yaşandı. Hocam’ın rahatsızlığı nedeniyle hastaneye yattığı günlerde damadı Mehmet Bey çalıştığım medikal firmasından bir hasta karyolası satın aldı. Götürdük karyolayı hocanın odasına kurduk. Ertesi gün bu karyolanın olmadığını ve özel yapım daha geniş bir karyola gerektiği iletildi bize ve gittik o karyolayı aldık. Anlaşmalı olduğumuz firmaya özel yapım bir karyola yaptırdık götürdük kurduk. Fakat o karyolada olmadı ve bizden daha teferruatlı fakat ilk kurduğumuz karyola benzeri bir karyola olması gerektiği bildirildi. Bu sefer İstanbul’da ki firmaya yeni ve daha geniş özel bir karyola yaptırdık ve götürdük onu kurduk. 

Tam üç sefer Hocanın Balgat’taki evine karyola getirdik ve sonunda uygun bulunmuş olacak ki son götürdüğümüz karyola için herhangi bir ses çıkmadı. 

Mehmet Bey ve yakın asistanı olduğunu sandığım İbrahim Bey hakkımızı fazlası ile verdiler. 

Bu gidiş gelişlerde hoca zaten hastanede olduğu için yüzünü görmedik, fakat yakın çevresindeki sıcak ilgi ve hoşgörü hocanın insanlara nasıl baktığı ve çevresini bu konuda nasıl olumlu yönlendirdiği hakkında bizi tatmin ve huzurlu etti. 

Kurduğumuz yatakta yatmak nasip olmadı Sayın Necmettin Erbakan’a.  

Hakkımız helal olsun. 

Saygılar.. 

27.02.2011 

 
Toplam blog
: 243
: 760
Kayıt tarihi
: 26.03.07
 
 

1957 Kars doğumluyum. Emekliyim. Gazi Üniversitesi İİBF İşletme bölümü ön lisans mezunuyum. Yazı ..