- Kategori
- Güncel
Neden Alman malı kalitelidir biliyor musunuz?

Almanya Büyükelçisi beni yalanlarınıza alet etmeyin diyerek bir açıklama yapıyor ... Diplomatça
Alman Ürünü de, yönetim sistemi de kalitelidir…
Üretilen ürünleri kalite sisteminin içinde üretir Alman… Kaliteden ve sistemden hiç taviz vermez…
Bunun için de ürünü kalitelidir…
Dünya markaları vardır… BMW, Mercedes, Bosh, AEG… bunlar gibi niceleri…
Bizim neden böyle markalarımız yok diye kendimize soralım sormasına da cevabı aşağıdadır aslında…
Rüşvet nedir bilmez…
Devleti kandırmayı aklından bile geçirmez…
Cezalar mı ağırdır, yoksa o genleri eksik midir bu milletin ama üçkağıt, riya, vur kaç, kısa yoldan köşeyi dönmeyi hiç bilmezler…
Çalışırlar, çalışırlar, çalışırlar… Hiç durmadan, gece demeden, gündüz demeden…
Bize pek uymaz ama böyledir Almanlar…
Sistemin içindeki birinden, bir başkası kanunsuz, usulsüz bir şey istemeyi aklından bile geçirmez, geçiremez…
Aslında bize çok benziyorlar değil mi?
33 Yıllık Hikaye!
12 yaşındaydım… Berlin de Ablamı ziyarete gitmiştik… Babam da 3 ay sonra bizi almaya arabayla gelmişti…
Babamla birlikte Berlin sokaklarında dolaşırken, bize yeşil, diğer araçlara kırmızı yanıyordu…
Ancak tam biz kavşaktan geçerken, kırmızı ışıkta durması gereken bir araç durmayarak gelip bize çarptı… Oldukça büyük hasarlı bir kaza olmuştu… Bize bir şey olmadı… Hemen araçtan çıktık… Ben dil bilmememiz, yabancı olmamız dolayısı ile bize haksızlık yapılacağını düşünerek çok üzülüyordum… Babamda çaresiz tanıdığı Türkleri kaza yerine gelmeleri için çağırıyor, yardım istiyordu… Bu arada hemen Polis aracı geldi ve bir fotoğraf makinası ile kazanın olduğu yeri ve araçları fotoğrafladı…
Alman adam bizim yaralanıp yaralanmadığımıza baktıktan sonra, aracının arkasındaki süpürge ve küçük küreği çıkararak yoldaki cam parçalarını süpürmeye başladı… Birkaç dakika içinde çekici araç gelmiş ve araçlarımız yoldan kaldırılmıştı…
Alman Polis Karakoluna geldiğimizde bir tercüman bizi hazır bekliyordu… Biz derdimizi anlatmak için ne söyleyeceğimizi düşünürken, kazayı yapan adam ve yanındaki eşi babamın yanına gelerek bir şeyler söylediler… Tercüman tercüme ettiğinde hayretle bakakaldım… Bizden özür diliyorlardı… Sigortaları her türlü hasarı karşılayacaktı zaten… Adam suçu hiç itiraz etmeden üstlenmişti… Babam hayret etti… Türkiye de olsa bu iş saatler hatta günler sürerdi…
Tercüman bize hafif tebessümle açıklama yaptı… Bir kere adam yalan söylemeye kalksaydı bile eşi ona müsaade etmez polise doğrusunu anlatırdı… Ancak buna da ihtiyaç yok zaten araç kırmızı ışıkta geçerken EDS (Elektronik Denetleme Sistemi) ne yakalanırdı… dedi…
İşte o gün benim için bir milattı… Doğru söylemek, doğru işler yapmak, insan olmanın ön şartıydı… Ancak bu insanların inisiyatiflerine bırakılmaz denetlenirdi de… İleri ülke olmak böyle bir şeydi…
Adalet ilerlemenin önemli bir koşuluydu…
Bu olay 1975 yılında Eylül ayında başımızdan geçmiştir… EDS (Elektronik Denetleme Sistemi) benzeri bir sistemin 33 sene önce bir ülkede kullanılıyor olması ve bizim ülkemizde de yeni yeni başlaması bizi ne kadar düşündürmeli…
Bu günlerde Dış İşler Bakanımız yerine Almanya Baş Konsolosu ile görüşen yöneticilerimizin yaşadıkları böyle bir hikayeleri olsaydı, bence daha temkinli davranırlardı…
Bu yazıyı hazırlamama neden olan haber...