- Kategori
- Yılbaşı
Neden herşeyi yıllardan bekleriz

Bir yıl daha geride kalıyor. Bir takvim yılı yani. Oysa her gün bir başka yıl geride kalıyor ama biz insanlar sadece aralık ayının son günü bunu fark ediyoruz. Acısıyla tatlısıyla geride bıraktığımız yılı son anlarını yaşayanlara atfedildiği şekilde bir film şeridi gibi gözlerimizin önünden geçiriyoruz.
Kimimiz iyi bir yıl olduğuna kanaat getirip gelecek olan yıldan da aynısını bekliyoruz. Kimimiz de hiç de iyi bir yıl olmadığını düşünüp bütün beklentileri sonraki yılın omuzlarına yüklüyoruz. Bazısı için de hiçbir şeyin değişmediği herhangi bir yıl olarak kalıyor biten yıl ve yaşanmış yılların sıralandığı tozlu raflardaki yerini alıyor.
Bir yıla yaşanan her şeyi yüklemek, o yılın iyi ya da kötü olduğu noktasına taşımak her olup biteni, insan çaresizliğinin bir ürünüdür belki de, kim bilir. Yaşayacaklarını değiştiremeyecek olunca, edilgen bir biçimde yıllara bağlıyor umutlarını. Ondan bir şeyler bekliyor.
Değiştirebilecekken cesaret bulamadıklarını da havale edeceği yıllar olunca rahatlayıveriyor birden. İçine bir ferahlık çöküyor olmalı “bu yıl da iyi geçmedi” derken.
Mesela yeni yıl, yani 2007, neler getirecek(!) insanlara, yeni yıla girdikleri gibi mi olacak her şey. Yoksa nasıl girersen öyle geçer diye kendimizi avuttuğumuz yıllar yalan mıydı hepten.
Aslında yaşadıklarımız yılların bize verdikleri değil, sadece buna inanmak yapamadıklarımız karşısındaki ezikliğimize biraz merhem oluyor, o kadar. Yoksa herkes yaşayacak başına geleni. Şans, kader, kısmet ne kadar varsa o kadar da kendi çabamız olacak yaşadıklarımızda.
Yoksa yılların bir suçu yok başımıza gelenlerde. Bir kerteriz alınmış ve numaralandırılıp paketlenmiş günler dizisine haksızlık etmeyelim.