- Kategori
- Gezi - Tatil
Nefes alan şehir

Dün Boğaz Köprüsü'nden geçerken, ne kadar güzel bir şehirde yaşadığımızı ve ne kadar şanslı olduğumuzu düşündüm. Tüm trafiğine, kalabalığına, karışıklığına rağmen İstanbul'un. Sonra birden o güzelim mavinin iki yanına gözüm ilişti. Kıyıda paha biçilmez köşkler, villalar, bir yanında Kuleli Askeri Lisesini, tüm ihtişamı ile Topkapı Sarayı, Galata kulesi ve nicelerini..... Keyifle izlerken, halen var olan geniş yeşil alanları gördüm, içim ferahlayarak ve birden öbek öbek yeşillikleri, ağaçlıkları acımasızca bölmüş olan beton yığınlarına ilişti gözüm içim sıkışarak. Bir korku kapladı içimi, 'Ya o yeşil alanlar da birgün yok olursa, betonlar arasında sıkışıp kalırsak.....'.İlkokuldayken adete tekerleme misali öğrettikleri, ' Baharda doğa yemyeşil olur, renk renk çiçekler açar.' tanımlaması betonların arasında pek farkında olamayacağımız için yok mu olacak?
Ancak, halen doğa ve yeşilin korunması ile ilgili bilinçli insanların varlığı içime su serpiyor ve ümitleniyorum. Bunlar arasında halen ve özenle varlığını sürdüren;
Sultan III. Selim tarafından, annesi anısına yaptırılan ve içinde 400 yıllık ağaçların bile olduğu, bahçeleri, havuzları ve dinlenme alanlarıyla Yıldız Parkı.
Zamanında Topkapı Sarayı'nın bahçesine gül yetiştirmek için de kullanılmış, içinde renk renk çiçekleri, ağaçlarıyla Gülhane Parkı.
Emirgan'da yeşil ve mavinin birarada görkemli bir şekilde izlenebileceği, nefis manzaralı Emirgan Korusu.
İstanbul'un Anadolu yakasında, yürüyüş alanları, ağaçları, renk renk çiçekleriyle, insana huzur veren, yine mavi ve yeşilin içiçe geçtiği Fenerbahça Parkı.
Bunun dışında yine Anadolu yakasında bulunan, Fethi Paşa Korusu (Üsküdar), Beykoz Korusu (Beykoz), Mihrabat Korusu (Kanlıca), Çubuklu Hıdiv İsmail Paşa Korusu, ismini sultan II. Abdülhamit'in kızından alan Naile Sultan Korusu (Ortaköy - Kuruçeşme) gibi birbirinden değerli olan ve İstanbul'a can katan mekanlardır.
Bunların haricinde çok gözde olan Bebek Parkı ve Ulus Parkı da çok renkli ve isimleri bilinen parklardır. Bir de Anadolu Yakasında bulunan içinde birçok tiyatro gösterilerinin yapılabildiği amfi tiyatrosu olan ve çeşitli etkinliklerin yapıldığı ( yöresel yemek ve baharatların tanıtımlarından, çeşitli seminerlere, kermeslere ve çarşamba günleri Organik Pazara kadar etkinlik yelpazesi çok geniş olan Özgürlük Parkı ve geniş yürüyüş alanları ağaçları, seraları ile Göztepe Parkını mutlulukla saymak isterim. Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçesi de her yaştan doğa ve bitkilere meraklı olan kişilere atölye çalışmaları ile geniş imkanlar sağlamakta.
Bunların yanısıra, İstanbul'un yanıbaşında bulunan Prens Adaları'nda da halen yeşil ve temiz havanın solunabildiği binbir çiçeğin açtığı, sokaklarında mutlulukla kuş seslerini işitebileceğiniz bir ortam bulunmakta. Farkı medeniyetlerin ve kültürlerin bir geçiş yeri olan adalarda, birçok önemli tarihi parklar ve bahçeler mevcut. Ayrıca tarihi bahçelerini koruyup, geliştirmiş İngiltere, Japonya gibi ülkeleri örnek alan Adalar Müzesi Türkiye'de bir ilki başararak, bu güzel bahçeleri kapsayan düzenli turlar gerçekleştirmekteymiş. Bu bahçelerin başlıcaları;
Fethi Okyar'ın evi, 1930 yılında inşaa edilmiş ve bahçesinde mimoza,nergiz, lilium, zambak gibi birbirinden güzel ve hoş kokulu çiçeği bulundurmaktaymış. Bunun dışında, Vatikan Konsolosluğu Yazlık Sarayının Bahçesi, Heybeliada Ruhban Okulu Bahçesi, Mizzi Köşkü, gibi ana başlıklar altındaki bahçeler çok çeşitli bitki örtüleri, meyveleri ve çiçekleriyle mutlaka görülmeye değer yerler.