- Kategori
- Gündelik Yaşam
Nehir

evdeki yatalak anası tembihledi
aman kızım unutma dedi
o falliğe söylemeyi söylediklerimi
gelirse anam de, yürürse anam de
geçerse ırmağı anam de...
tamam ana dedi kalın bilekli kadın
her perşembe gibi, kirli çamaşırlar elde
ve iki başı çıplak yalın ayak önde
düştüler yola azgın akan nehre
aynı rüzgarda çamaşır kurutanlardı
aynı ipte çamaşır kurutanlardan
daha yakındılar avlu duvarlarından
keşiş bilirdi kavgasız günleri
nedeni ne olsa da, o zamandan bu zamana
kavgayı torunlara verdik, onlar da kana
kan düştüğünde toprağa
rengi ateş olur sola sağa
Şehitler götürür yanlarında
dünyadan cenneti
kalana geride derin bir azap
sanki cehennem adaleti
hep bir umut ölmediğine,
hep inanç döneceğine.
cennet ve akılda dünya
cehennem ve dünya akılda
ne cennet ne cehennem
bana seni gerek seni diyen
en büyük aşka cehennem
nehir boyu karşılıklı bağrıştılar kadınlar. çamaşır yıkayanlar gülüşmelerle dinlediler: gelirsem yanına, çarparım ağzına!
yahu dedi biri,
kaç yıldır bu kadınlar
hep böyle kavgalılar
yok mudur bir çaresi,
gelseler bir köprü yapsak
o gelse konuşsa anlatsa derdini
bu gitse misafir konuşsa halini
aynı rüzgarlarda çamaşır kuruttuk
derdimiz ne ki?
yaşlı bilge kadın, ayakları suda balık: aynı rüzgarda çamaşır kurutuktu, doğru, aynı ipte çamaşır kurutanlardan daha yakınıdık, o da doğru;
biz farklıyız dediler,
biz ayrıyız dediler
bir iki de laf edenler, fişşiklediler
başkalarının boğasıyla boğalık ederler.
karanlık nehre binip geleceğinde, ağaçların arkasından ay doğacağında, eve varacaktı kavgalı kadın, anası her perşembe gibi yine soracaktı,
bunu da, deyverdin mi
şunu da, deyverdin mi
lafına laf koydun mu
beynini burdun mu?
diğer kadın eve geldiğinde
ilk soruydu dik kaşların içinde
rüzgar sustu, sustu ney
did you remember what i say?