- Kategori
- Aşk - Evlilik
Nerde o eski aşklar?

Nerdeee O Eski Aşklar…
Bugünlerde gözüme ünlü sosyal arkadaşlık sitesinde gördüğüm bir grup takılır oldu garip, komik , düşündüren bir başlığı var bu grubun “nerdeee o eski aşklar şimdi ya mecnun küpeli ya leyla kaşar “ diyor. Kaba tabiri ben kullanmak istemezdim ama orijinali bozmak olmaz şimdi. Televizyonda, radyoda orda burada zaten her şeyde sansür diye bir olay var biipppler kesilmez olmuş bari yazılarda olmasın. Kafama takıldı da bu grup, biraz haklıymış gibi hissettim etrafa bakınca. Günümüz 90 yaşındaki amcalarının, teyzelerinin cümlesi gibi olacak ama “bizim zamanımızda böyle miydi yahu? ”Bizim zamanımız dedim diye hemen beni dedelerinizin yerine koyun istemem, 20 küsür yıldır bu dünyada varlığımı sürdürmekteyim. Bir başka tabirle 80 lerin sonunda 90 ların başında çocuk olmak diye bir tabirde var günümüzde bilenler bilir. 2000li yıllara gelmeden böyle bir ayrıma maruz kaldık.
Asıl mevzu kısmına gelmeden bu tabire bir giriş yapayım dedim. 80 lerin sonu 90 ların başı çocukları bugünün19-20-21 yaşındaki nesli oluyor. Bu tabirin oluşmasında ki en büyük etmende 2000 kuşağıyla ufakta olsa farklar olması. 80 lerin sonunda doğduysanız 90 ların başında çocukluğunuzu geçirdiniz demektir. O zamanların çocukları ufak tefek oyunlar bilirlerdi. Sokakta oynanan oyunlar. Yakantop, saklambaç, köşekapmaca, mahalle maçı, evlerin kapılarını kale olarak kullanarak oynanan Japon kale tabirindeki maçlar vs. O zamanlar tabi olsa olsa 6-7 yaşındaydık. İşte farkı oluşturan bu diye biliyorum en azından tahmin ediyorum ki bugünün 6-7 yaşındaki çocukları bu oyunları pek demeyeceğim neredeyse hiç bilmezler. Bugünün çocuklarının da bir ismi var. Teknoloji çocukları. Bilgisayar oyunlarıyla büyüyen. Belki de okula başlayanakadar tek arkadaşı bilgisayar olan çocuklar. Devir teknoloji devri ve teknolojine kadar iyiye kullanılıyor diyerek girişte başladığım küpeli mecnunlar konusuna tekrar geçiş yapmak istiyorum. 90l arın başını anlattım ya çünkü şimdi söyleyeceğim artık “bizim zamanımızda böyle miydi? nerde o eski aşklar.”
8- 9sene öncesine dönersem, ilkokul yıllarımız. 12 -13 yaşlarındayım. Benimde o zaman ki ilişkilerim çevremde ki herkesle aynı. Bir kız vardır beğenirsin, açılırsın halk arası tabirle çıkma teklif edersin. Tabi konuyu uzatmamak açısından beğendiğimiz açıldığımız kızında bizi beğendiğini varsayarak devamediyorum. Her neyse kız çıkma teklifini kabul eder ve birlikte çıkarsınız. Nereye bilmiyorum ama artık hep çıkıyorsunuzdur. Hatırlıyorum ilkokulda çapkın bir çocuktum ama bizim çapkınlığımız sadece çıkmak kelimesiyle kısıtlandırılmıştı. Çıktığım kızların elini tutmaya utanırdım. Etrafımdaki herkes öyleydi. Herkesin mutlaka bir aşkı vardı ama elini bile tutamazdı. Öpmek deyimi bizim için yanaktan öteye asla geçmedi ki yanaktan alınan her öpücük bile saatlerce süren bir hamama girmiş edasında ki kırmızılığa yetiyordu daartıyordu bile. İşte 90 ların çocuklarıyla 2000 lerin çocukları arasındaki farkbirde 90 ların aşklarıyla 2000 lerin aşkları olarak gözüküyor.
Bugünlerde duyuyoruz, kulağımıza geliyor tabi. Orta okullarda bizim el ele tutuşmaya korktuğumuz okullarda, 13 yaşındaki gençlik elele tutuşma faslını geçeli çokolmuş. Fransız öpücüğüyle tanışmak bir yana Fransız elleşmesiyle de tanışmış. Bu yüzden olsa gerek ki o dönemleri gören bir insanın nerde o eski aşklar diye iç geçirmesi dışardan komik gözükse de normal olsa gerek. Bugün dünyada ilişkiler laçkalaşmış durumda gözüküyor. Erkeklerin derdi yatak, kızlar ne istediğini bilmiyor. Kafalar hep karışık, suratlar genelde asık. Geçici ilişki, zaman geçirme, ciddiyetsiz ilişki gibi kavramlar var. Sevginin gerçek tadına bakmış bir insan bilir ki, varolan sevgi bitmeyen sevgidir. Anne sevgisi gibidir sevgiliye duyulan sevgi bitmez. Ama bugün saydığımız kavramlar insanlığın ruhuna oturmuş durumda. Zaman geçiriyoruz diyor insanlar, yanım boşkalmasın, sokakta elini tutçak birisi olsun, öpüşmek sağlığa faydalıymışsağlık için öpüşmeliyim gibi düşüncelere bürünmüş insanlar var. Bundan yüz yıl önce aldatmak kavramı desek belki insanlar ne olduğunu bilmezlerdi. Vardı elbet yapanlar ama, insanların ilk aşkları son aşkları oluyordu. Bugün bırakın ilk aşk olmayı son aşk olmak için bile herşeyini verebilir insan. İnsanların sevdiklerinin ilki olmak, bitek kendilerine ait olduğunu bilmek huzur vericiydi. Bugün yeter ki gelsin sonu ben oluyum, en son benle bir şeyleri paylaşmış olsun yeter diyenler var. Bugün bırakın kavramın adını bilmeyi neredeyse aldatmamış yada aldatılmamış sayısı yok denecek kadar az. Çok severek okuduğum bir yazı da diyor ki sevgi için; “donuk sevgiler çağındayız sıcak sevgiler cehennemdeyanıyor sevgi... Yaşanmayacak kadar güzel, fark edilmeyecek kadar sade, duyulmayacak kadar doğaldır”
Evet günümüzde gerçekten sevgi bu hali almışdurumda donuk sevgiler çağındayız. Yok denecek kadar donuk… sonra da devam ediyorinsanların sevgileri hakkında “bugünün sahte sevgileri bir insanin kalbiniyaralamak için seçilen en tehlikeli yoldur” işte bu cümle basit tek bir cümleama her şeyi anlatabilecek kadar büyük olsa gerek. Sahte sevgiler işin kökü buolsa gerek , galiba gerçekten seven yok , gözdeki maviliğe, saçtaki sarılığa, göğüsteki büyüklüğe, kalçadaki ovalliğe, kulaktaki küpeye, saçtaki şeklebakıp beğeniyi sevgiyle karıştıranlarla dolu ortalık. Tabi bu kadar çoksevebilmek için günümüzün alternatifi de o zaman kilerden daha çok. En baştaİnternet diye bir şeye sahibiz. Ve doğal olarak yonjalara, facebooklara, myspacelere.. yani daha çok sevmek için tam anlamıyla daha çok sahte sevgi içinyada daha çok beğenmek için diyelim daha çok alternatife sahibiz. Erkekler mini eteklerle bikinilerle resimlerini koymuş kızları beğeniyor sevdiğini sanıyor. Kızlar lüks arabalar önünde resimlerini koyan erkekleri beğeniyor sevdiğini sanıyor. Sonu mu sonu bugünkü sahte sevgiler. Sonu bugünü 90 ların sevgilerinden ayıran kavramlar.
Haa bensalak mıyım bilmiyorum gecenin 3'ünde oturmuş bunları yazıyorum herhangi birini etkiler okuyanlara gerçek sevgiler yaşatır mı bilmiyorum. Açıkçası sanmıyorum. Daha açıkçası ilgilenmiyorum da ben içimi döktüm ya mühim olan o . Mecnunlarda alınmasın küpeli örneğini verdim diye benimde küpem var :)
Ne diyor Atilla Atalay “Diyelim ki öyküsünü yazdım, beşpara etmiyor..”.
03.11.2008
03:00