- Kategori
- Aşk - Evlilik
Aşka dair

Acele ETME! ama geç de KALMA!
Bir yazı yazacağım vakti gelince sana iletilmek üzere sadece sana. Sana seni anlatacağım benim gözümle. Benim penceremden sana bakacağım gözlerinden yol bulup kalbine akacağım ikna edebilirsem…
Biliyorum işim zor ve biliyorum ki aşk insanı zayıflatır. Sert virajlı yollar halt etmiş sana giden yol karşısında. Michael Schumaher ya da Kimi Räikkönen gibi uzman ve eğitimli değilim ama ikimiz için elimden geleni yapmaya çalışacağım.
Göz göze, ellerin ellerimde iken ses tonumda bulacaksın aradığın huzuru, sözlerimde bulacaksın sorularına cevapları ve fazlasını bulacaksın hayal dahi etmediğin boyutta…
Sana olan aşkımı bulacaksın bende. Sende olandan fazlaca!
Fırsat bulsam, cesaret edebilsem tüm bunları yapardım biliyor musun, neler neler söylerdim durmadan yorulmadan ikna edinceye kadar, bir zorlu evet için!
İnanmak ne kadar da zor aşka değil mi? Ortalık yalancılardan geçilmeyince, her iki kelimeden biri seni seviyorum aşkım olunca, anlamlarından soyutlanmış onlarca sevgi sözcüğü rastgele savrulurken sağa sola, her gün hatta her saat bir sevginin bittiğine şahit olunuyorsa aşkım demek de, seni seviyorum demek de, benimki başka demek de benim için çok zor, inanmakta senin için zor olacak şaka hariç yalan söylemediğimi bildiğin halde ne garip değil mi?
Hatırlar mısın, bir gün sana ben yalancıyım ama yalan söylediğimi söyleyecek kadar da dürüsttüm demiştim. Bütün yalancıların dürüsttüm diye ortalıkta dolaştığı yerde ben yalancıyım demeyi tercih ettim demiştim…
Aşkla ilgili geçmişten hatırlananlar dikkat edersen aşka dair yazanlar değil her türlü zorluğa rağmen aşkı yaşayanlar değil mi?
Her şehrin, her memleketin bir sürü efsanesi var, masalı, hikayesi var…
Anadolu da efsanesi olmayan şehir yok gibi… Hangi taşı kaldırsan bir sevda ile bir çift sevdalıya ait hikâye çıkar altından…
Ferhat ile Şirin, Kerem ile Aslının aşkını bilmeyen yoktur da ileteni yazanı kimse bilmez!
Evliliğin, sevgili olmanın ve bulmanın şartlarının fazlasıyla hazır olduğu ortamlardayım. Nikah dairesini öyle bir yere yapmışlar ki bizim buralarda; önünde beş dakika soluklanırken bile kendini flörtün, birlikte takılmanın, sevgili olmanı, âşık olmanın finişi olan o meşhur nikah masasında bulabilirsin…
Ben de, istediğim de bu değil.
Ben iki tarafın da istediği, ömür boyu mutlu ve huzurlu olduğu, el ele bütün zorluklara göğüs geren ve birlikteliğinden, dayanışmasından sevgisinden, saygısından bir şey kaybetmediği gibi daha da kenetlenen bir birlikteliğin peşinde gitme hayalleriyle yatıp kalktım.
Zor zaman ve zor zeminde yeni bir destan için olmasa da gerçek bir hikaye için bekledim, direndim yıllarca…
Korktum hep hislerimin, sözlerimin yapmacıklığından, içimdeki sevgiyi, saygıyı abartmaktan, olduğundan fazla göstermekten ya da doğal olmayan şekilde kendimce büyütmekten…
İşte karşındayım! Masallara konu olmayacak ama seveceklere örnek olacak bir birliktelik için..
Elin elimde, göz gözeyiz dilim tutulacak, kalbim duracak ama takılırsam, tıkanırsam, yalana rağbet, güvene ihanet edersem hem kendime hem sana haksızlık olur. İster inan ister inanma koy beni tüm yalancılarla aynı kefeye! Hep dürüst oldum, dürüst kalmaya da devam edeceğim sana karşı. Zekân, dikkatin ve hislerin en büyük eleştirmenim ve aynı zamanda yardımcım olacak biliyorum. Kalbim küt küt atıyor heyecandan mı, aşktan mı, kaybetmek korkusundan mı sen karar ver yorma beni!
Neden SEN biliyor musun onca kişi arasından? İkimizin de bulunmaz Hint Kumaşı olmadığımızın farkındayım, yine farkındayım ki kolay kolay bulunur da değiliz hani…
Biz fazilet ile erdemiz ahlaki açıdan, ozanla ezgiyiz bir nota için, ülke için vatansever bireyleriz, gelecek için bilinçli büyükler, geçmiş içinse saygılı küçükleriz. Ne kadar da benziyoruz fark ettin mi daha şimdiden birbirimize.
Bu hassaslıkta, temiz kalpli, iyiliksever, kendini yetiştirmiş, gelişmeye ve eleştiriye açık, ülkesini ve milletini seven, geçmişine sırt dönmeyen, geleceğine sahip çıkan, onurlu bir yaşantının yolcusu, emeğe saygının savunucusu kaç kişi tanıyorsun etrafında şöyle bir bak!
Neden diye artık sorma bana! Ayrı ayrı bulabilirsin bu özellikleri olanları ama hepsini bir kişide işte orda dur! İmkânsız değil ama kolay da değil!
Sana kendi yazmadığım, yazarını da bilmediğim, çok beğendiğim bir şiiri ben yazdım diye okumak istiyorum sözlerimi bağlamadan önce…
Sarı Lira Gibi Ömrümüz
Yaşamak değil beni bu telaş öldürecek dediği gibi şarin;
O telaşla bırakın paris yolunda
Ilık rüzgarlara taratmayı saçlarımızı
Sevdiğimizle doyasıya bir sohbet bile edemedik biz....
Gözümüz saatte söyleştik hep,
Koşuşur gibi seviştik, yarışır gibi çalıştık.
Hep yetişilecek bir yer vardı
Aranacak adamlar, yapacak işler...
Bir sonraki günün telaşı bir öncekinin tersine bulaştı,
Başkalarının hayatı bizimkini aştı.
Kör karanlıkta çalar saat sesi yerine;
Kuşluk vakti kızarmış ekmek kokusu
Veya yavuklu busesiyle uyanma düşlerini
Ha babam erteledik.
20’li yaşlardayken 30’lara kurduk saatin alarmını,
30’larımızda 40’lara, belki sonra 50’lere....
Lakin öyle yanlış kurgulanmış ki hayat,
Kuşlukta uyanma fırsatı sunduğunda size,
Artık uyku girmez oluyor gözlerinize...
Doyasıya söyleşmek,
Telaşsız sevişmek için bol zamana kavuştuğunuzda,
Söyleşecek sevişecek kimsecikler kalmıyor yanınızda...
Özenle yarına sakladığınız bir sarı lira gibi ömrünüz,
Vakti gelip sandıktan çıkardığınızda,
Bir de bakıyorsunuz ki
Tedavülden kalkmış...
Aşk en güzel rüya bize/sarılıp ta kaynaştık mı?/ömür boyu beraberiz/ayrılmak yok anlaştık mı?/hasret girse aramıza/engel çıksa yolumuza/bir şey olmaz sevdamıza/üzülmek yok anlaştık mı/ayrılmak yok anlaştık mı?.. diye devam eden bir şarkının dizesi ile,
Evet ilanı aşk ediyorum, benimle evlenir misin, beraber yaşlanmaya bir kalemde söz verir misin?
Seni seviyorum, seveceğim, ben mutlu olacağımıza inanıyorum, sen de beni seviyor bana ve söylediklerime inanıyorsan EVET de… BENİMLE EVLENİR MİSİN diyeceğim bahsettiğim yazımda…Vakti gelince yazacağım dedim ya henüz yazmadım. Yazmışsam bil ki tutamıyorum zamanı...
Tüm sevenlere ithaf olunur. Bir aşk yaşayın ki ne roman olsun ne masal gerçek olsun en az onlar kadar temiz, onlar kadar samimi, onlar kadar büyük olsun. Sevdiği için ölen değil yaşayan olun ama hastalıkta, sağlıkta, zor günlerde, gençlikte ve yaşlılıkta, sevinçte, hüzünde her daim yanında yakınında olan, güven veren, dost, arkadaş, sevgili olun.
Erdoğan KURT-03.12.2008-ANKARA