- Kategori
- Bayramlar
Nerde o eski bayramlar

Bu blogu "Haçovalı" rumuzlu kardeşimizin "Bayramlar" başlıklı yazısı üzerine yazıyorum. Aslında cevap olarak yazacaktım. Ancak belki bizimde içimizdeki bir sızı olduğu ve birazda uzun tutmak istediğim için buraya aldım.
Bak güzel kardeşim : Tabi yaşın genç . Doğal olarak 10 yıl önceki bayramlarla bu günküleri karşılaştırabilirsin ancak. Bizler yani bizim kuşak 30 yıl önceki bayramlarla bu günkü bayramları karşılaştırabilir. Ve tabii ki yaşlılarımız 50-60 ve hatta 70 yıl önceki bayramları gördükleri için bugünkü bayramlarla karşılaştırma yapabilirler ve "Nerde O Eski Bayramlar" diyebilirler.
Çünki yıllar geçtikçe yıpranan ilişkileri , zayıflayan aile bağlarını , dejenere olan toplumsam alışkanlıkları içleri sızlayarak görürler. Hani klasik bir laf vardır ya "hayatım film şeridi gibi geçti gözümün önünden" . İşte bu insanlar gerçek anlamda akan zamanı ve yitirilen her şeyi çok net olarak görebilmektedirler. Yıllar geçtikçe ve siz geriye dönüp baktıkça şunu demeden kendinizi alamıyorsunuz "Yıllar ne çabuk geçmiş" . Bunu her yaşta insan geriye baktığında söyler.20 sindeki bir gençte , 50 sindeki bir orta yaşlı da , 90 nındaki bir dede de inanın aynı hissi duyar ve bu cümle farkında olmadan dudaklarından süzülür. Tabi kimilerinde bir damla göz yaşıda eşlik eder bu kelimelere. Kimilerinde ise hafif , belli belirsiz bir tebessüm.
İster istemez bu akıp giden yıllar içerisin de hatırlanmak istenen hep güzel olaylardır. Tatlı anılardır. Kimse istemez olumsuz olay ve tatsız anları hatırlamayı. E tabii ki gerçek anlamda insanların içini sıcacık duygularla dolduran paylaşmanın , sevgiyi paylaşmanın en güzel fırsatlarının sunulduğu bayramları , herkes ayrı bir yerde saklar. Yüreğinin derinliklerinde en güzel anılarının yanında...
Zaman geçtikçe , yıllar birbirini acımasızca kovalayıp , insafsızca yakaladıkça görülmüş ki ; bir şeylerin tadı eskisi gibi değil. İsmi aynı ama tadı farklı. Eksik bir şey var. Hani bir yemek yaparsınız da tadını tutturamazsınız. Ve düşünür durursunuz eksik ne koydum diye. İşte şimdi aynı sıkıntıyı yaşıyoruz. Eksik bir şeyler var. Sevgi az mesala. Eskiden bol bol koyardık. Şimdi çok az konulmuş. Heyacan hele hiç konmamış. Tabi tatsız olur. Bağlılık... İşte onuda unutmuşuz. Eskiden küçüğün büyüğüne , büyüğün küçüğüne saygı sevgi ve hürmet anlamında bağları süperdi. Ya şimdi ... Dertte çok yahu... Geçim derdi. Yaşam derdi. Çocuğun derdi .. Onun derdi , bunun derdi..
İşte bu ve buna benzer sebeplerden dolayı bizim kuşaklar ve daha büyükler eski bayramları özler, arar oldular. O günlerde bu kadar sıkıntı yoktu. O günlerde sevgi saygı daha fazla idi. O günlerde bizler gençtik. Ve şu İstanbul meselesine de bir ufak değinmek istiyorum : Direkler arasını bilmem. Ben kendi bayramlarımı hatırlarım ve özlerim. Benim gibi bir çok insanda kendi bayramlarını hasretler anar.
Bayram geçti ama yinede tekrardan iyi bayramlar dileyelim sizlere.
Bak güzel kardeşim : Tabi yaşın genç . Doğal olarak 10 yıl önceki bayramlarla bu günküleri karşılaştırabilirsin ancak. Bizler yani bizim kuşak 30 yıl önceki bayramlarla bu günkü bayramları karşılaştırabilir. Ve tabii ki yaşlılarımız 50-60 ve hatta 70 yıl önceki bayramları gördükleri için bugünkü bayramlarla karşılaştırma yapabilirler ve "Nerde O Eski Bayramlar" diyebilirler.
Çünki yıllar geçtikçe yıpranan ilişkileri , zayıflayan aile bağlarını , dejenere olan toplumsam alışkanlıkları içleri sızlayarak görürler. Hani klasik bir laf vardır ya "hayatım film şeridi gibi geçti gözümün önünden" . İşte bu insanlar gerçek anlamda akan zamanı ve yitirilen her şeyi çok net olarak görebilmektedirler. Yıllar geçtikçe ve siz geriye dönüp baktıkça şunu demeden kendinizi alamıyorsunuz "Yıllar ne çabuk geçmiş" . Bunu her yaşta insan geriye baktığında söyler.20 sindeki bir gençte , 50 sindeki bir orta yaşlı da , 90 nındaki bir dede de inanın aynı hissi duyar ve bu cümle farkında olmadan dudaklarından süzülür. Tabi kimilerinde bir damla göz yaşıda eşlik eder bu kelimelere. Kimilerinde ise hafif , belli belirsiz bir tebessüm.
İster istemez bu akıp giden yıllar içerisin de hatırlanmak istenen hep güzel olaylardır. Tatlı anılardır. Kimse istemez olumsuz olay ve tatsız anları hatırlamayı. E tabii ki gerçek anlamda insanların içini sıcacık duygularla dolduran paylaşmanın , sevgiyi paylaşmanın en güzel fırsatlarının sunulduğu bayramları , herkes ayrı bir yerde saklar. Yüreğinin derinliklerinde en güzel anılarının yanında...
Zaman geçtikçe , yıllar birbirini acımasızca kovalayıp , insafsızca yakaladıkça görülmüş ki ; bir şeylerin tadı eskisi gibi değil. İsmi aynı ama tadı farklı. Eksik bir şey var. Hani bir yemek yaparsınız da tadını tutturamazsınız. Ve düşünür durursunuz eksik ne koydum diye. İşte şimdi aynı sıkıntıyı yaşıyoruz. Eksik bir şeyler var. Sevgi az mesala. Eskiden bol bol koyardık. Şimdi çok az konulmuş. Heyacan hele hiç konmamış. Tabi tatsız olur. Bağlılık... İşte onuda unutmuşuz. Eskiden küçüğün büyüğüne , büyüğün küçüğüne saygı sevgi ve hürmet anlamında bağları süperdi. Ya şimdi ... Dertte çok yahu... Geçim derdi. Yaşam derdi. Çocuğun derdi .. Onun derdi , bunun derdi..
İşte bu ve buna benzer sebeplerden dolayı bizim kuşaklar ve daha büyükler eski bayramları özler, arar oldular. O günlerde bu kadar sıkıntı yoktu. O günlerde sevgi saygı daha fazla idi. O günlerde bizler gençtik. Ve şu İstanbul meselesine de bir ufak değinmek istiyorum : Direkler arasını bilmem. Ben kendi bayramlarımı hatırlarım ve özlerim. Benim gibi bir çok insanda kendi bayramlarını hasretler anar.
Bayram geçti ama yinede tekrardan iyi bayramlar dileyelim sizlere.