- Kategori
- Güncel
Nerden nereye
Yıl 2007, yer GATA mezuniyet töreni. Tabloda devlet erkanı. Cumhurbaşkanı protokoldeki yerini almak için, mezuniyet törenin yapıldığı mekana giriş yapıyor. Zamanın Genelkurmay Başkanı, Cumhurbaşkanı'nın oturacağı sırada başta oturyor. Protokolün sivil kanadı Cumhurbaşkanını olması gerektiği gibi ayakta karşılıyor. Genelkurmay Başkanı, dikkatini başka yöne vererek, gelişmenin farkında olmadığı rolünü oynamayı tercih ediyor.
Askerlik ile ilgili teknik bir bilgi: Askerlik mesleğinde; bayrak, cenaze, Cumhurbaşkanı, ülkemizi ziyaret eden devlet başkanları ve yabancı sancaklar vücut ile cephe alınarak selamlanır. Teknik bilgide eksiklik olabilir, ama bize yeten kısmında hata yok. Cumhurbaşkanı cephe selamı ile yani yönünüzü ona doğru çevirerek se-lam-la-nır. Onu görmezlikten gelip, başka yöne doğru bakıyor gibi yapılmaz. Bu yapılıyor ise şahsi husumet olduğu düşünülür. Bu eğer Genel Kurmay Başkanı olan kişi tarafından yapılıyor ise o zatın temsil ettiği kurumun Cumhurbaşkanı'nın meşrutiyeti ile ilgili çekinceleri veya kaygıları vardır diye düşünülebilir, en iyi ihtimalle.
Zamanın Paşası Abdullah GÜL'ün şahsiyetini tasvip etmiyor olabilir. Bu sebeple kendisi Abdullah GÜL Beyefendi'ye şahsi samimiyet göstermek mecburiyetinde olamaz. Hatta görevini bıraktığı vakit selam dahi vermek zorunda değildir. Bu ülkede hiç bir sade vatandaaş Cumhurbaşkanı'na selam vermedi diye gazetelere manşet olmaz, ayıplanmaz, eleştirilmez yahut desteklenmez. Fakat hangi açıdan bakılırsa bakılsın, protokole, askerlik mesleğinin kurallarına aykırı olarak böyle bir davranışta bulunmak; bulunduğunuz makamın temsil ettiği teşkilatı, karşıt görüşün hedef tahtasına koyar. Cumhurbaşkanının saygınlığına ve dolayısıyla devletin itibarına gölge düştüğü fikrini benimseyenleri ortaya çıkarır ki; bu da hem devlet otoritesinin, hem cumhubaşkanlığını makamının öz savunma mekanizmasını size karşı harekete geçirir.
Türkiye'nin gündemi bu tür hadiselerle yıllarca, meşgul edilmiştir. Resepsiyon gerginlikleri, haftalar öncesinden, medyanında suistimali ile, devlet erkanında gereğinden fazla hassasiyete neden olmuştur. Siz bir kurumu temsil eden en üst düzey kişi iseniz şahsınızda ne kadar mütevazi olursanız olun, kurumunuzun saygınlığı mevzu bahis olduğunda kibarlığı bi tarafa bırakıp herkese haddini bildirmek zorunda kalırsınız. O günlerden bu güne yaşananlar herkesçe malum. Bugünkü tabloda herşey değişmiş protokol ve meslek kuralları ihlal edilmiyor, aksine şahsi samimiyet göstergeleri var. Önceki tablonun Türkiye'ye yaşattıkları ve hatta o şahıslara getirdiği külfeti düşünürsek, bugünkü resim her iki taraf açısından da mantığa daha cazip gözükmektedir. Benim bu düşüncemi, selin önünde duramıyorsa, kendisini suyun akışına mı bırakmalı insan diye eleştirenler olabilir. Bende cevaben sağlam dallara tutunmadan sele karşı durmak, tasfiye olmaya yol açmadı mı diye sormak isterim kendilerine.