​ Nereye yolculuk?... / Güncel / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Şubat '12

 
Kategori
Güncel
 

Nereye yolculuk?...

Nereye yolculuk?...
 

yorumsuz!!!!!


Ülke gündemini ve hatta MB yazarlarını da günlerdir meşgul eden ve asılnda " Ne oldu?"  sorusuna muhatap olan birden çok olaylar dizgesinin ortasında ülke bir yerelere doğru çıktığı yolculukta bir eşik daha atlıyor gibi bir duyguya kapıldım..

Evet aslında bu toz duman arasında birşeyler olmuş ve eksen biraz daha kaymıştı.
İstiklâl Mahkemeleri ve uygulamalarını tartışmaya açan AKP hükümetinin, Özel  Yetkili Mahkemeleri (ÖYM) savunması nasıl bir demokratikleşme ile karşı karşıya olduğumuzun açık bir resmidir.

Ben hukukçu değilim, ancak büyük resme baktığım da ÖYM'lerin, İstiklâl Mahkemelerinden fazlaca bir farkı olmadığını görüyorum. Ve Sami Selçuk beyefendinin dünkü başbakan'a hitaben yazmış olduğu yazıyı okuyunca bir kez daha gördüm ki, bu bir demokratikleşme değil, bilakis oligarşik bir yönetim biçimi olan " Jüristokrasi"  ye doğru bir gidiş görüyorum..
Halen oligarşik bir yönetim şeklinin hüküm sürdüğünü sandığım, ki tersini gösteren bir emare göremiyorum. Şimdi denecek ki, % 49,90 oy alan bir hükümet işbaşındadır. Doğru buna diyecek bir sözüm yok, ama demokrasi sadece 4 yılda bir sandıkta oy kullanmaktan ibaret bir olgu mudur?

Erkler ayrılığını esas alan anayasamızda, erklerin yetki ve görev alanları belli olduğu halde, uygulamada kim söyleyebilir ki, yasama, yürütmeden bağımsızdır ve yargı yürütmeden bağımsızdır. Benim oligarşik dediğim yönetim biçimi,  yürütmenin her iki erke de etki etmesidir.
 
Bu Mit-Emniyet+yargı çekişmesindeki olay dediklerimin özetidir.
 
Olayların arkasında The Cemaat varmış, yokmuş bunlar teferruattır sadece.

Mit müsteşarının ve diğerlerinin ÖYM savcılarınca "Şüpheli" sıfatı ile soruşturulması olayına bakarsak, ilk anda the cemaat-AKP çatışması gibi görünsede ve gerçekte olan bu çatışma tarafların etkili ve yetkili kişilerince perdelenmeye çalışılsa bile, aslında  içten içe süren bir" güç" savaçımının sadece görünen bir parçasıdır.

Bu olayda erklerin karşılıklı ilişkileri ve çekişmleri bir anlamda su yüzene çıkacaktır. Yargı, ben istediğimi, istediğim şekilde sorgular, yargılarım derken, yürütme, hayır ben daha güçlüyüm ve emrimdeki kişileri sorgulayamazsın ben izin vermezsem diyor, ancak CMK 250-251 dan destekli yargı ise bu izni takmıyor ve yürütme acilen yasamayı devreye sokarak "Başkanın adamları" nı kurtarma ve koruma  yasasını ivedikle meclisten geçirdi.

Şimdi bu olayda en güçlü kim, hangi erk diğerlerine baskın, ve erkler arası, yani kuvvetler ayrılığı bu olayın neresinde?

Geldiğimiz bu ortamda demokratikleşme ve ceberrut devlet hesap sorma gibi kavramlar havada kalmıyor mu?  Eski türkiye düzenini eleştirenler, hep ceberrut devletten, devletin kutsandığından, donulmaz olduğundan bahsedenler acaba bu durumu hangi mantık içerisinde açıklarlar? Özellikle  kendilerini liberal demokrat olarak tanımyalan, yetmez ama evet diyenler ne derler bu duruma, zaten yeni Türkiye düzenini savunanlara söyelecek hiç bir sözüm yok, onların bilerek ya da bilmeyerek desteklerdiler böyle bir ortamı...
 
" ÜSTÜNLERİN HUKUKU DEĞİL; HUKUKUN ÜSTÜN OLDUĞU BİR TÜRKİYE !!!!"    En büyük isteğim ve temennimdir.

 
Toplam blog
: 66
: 725
Kayıt tarihi
: 24.01.09
 
 

1976 yılına kadar Adana'da yaşadım. Lise tahsili sonunda Ankara'ya geldim ve halen Ankara'da yaşı..