​ Engin Ardıç! Ne Denir Bilemiyorum / Güncel / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Şubat '12

 
Kategori
Güncel
 

Engin Ardıç! Ne Denir Bilemiyorum

Engin Ardıç! Ne Denir Bilemiyorum
 

  • 1990’lı yıllar…
  • Çok kanallı televizyonlara, çok kanallı radyolara geçişimizin yılları… Her zaman böyle anmışımdır 1990’lı yılları.
  •  
  • Muradımız…
  • Tek kanallı devlet yayıncılığı tekeline son verilmesiyle birlikte, özgürlüklerin hakim olduğu bir toplum olacağımız yönündeki beklentimizdi. Herkes dilediğince konuşacak, vatandaş hiçbir şeyden habersiz kalmayacak beklentisini taşıyorduk. Haliyle bunun adına da, “Demokrasi çıtasının yükselmesi” adını koymuştuk.
  •  
  • Sene 1991 olduğunda DYP ve SHP denen ama şimdilerde esameleri okunmayan partiler ortak koalisyon kurmuş,  ANAP iktidarına son verilmiş ve böylece ülkede çok kanallı yayın hayatı ile birlikte yeni bir siyasal iktidar ülke yönetimine gelmişti.
  •  
  • Engin Ardıç isimli köşe yazarını o yıllarda tanımıştım. “Tanımak!” Tabii köşe yazarı olarak değil… Engin Ardıç o yıllarda Star TV’de günü yorumlayan bir gazeteciydi. 1989 yılında yapılan yerel seçimlerde ülkenin hemen hemen bütün kentlerinde Sosyal Demokratlar belediye başkanlıklarını kazanmış, bu durum karşısında Turgut Özal’ın ANAP’ı, ikinci parti konumuna gerilemişti.  Cem Uzan ve Ahmet Özal’ın ortak olduğu Star TV, Turgut Özal ve partisi ANAP’ın düdüğünü çalmakla meşguldü. Bu düdüğün gönüllü üfürükçülerinden birisiydi Engin Ardıç. Her akşam çıktığı Star TV ekranlarından SHP’ye adeta kin kusuyor ve SHP için “Sosyal Hırsızlar Partisi” demekten de beri durmuyordu. Hele ki, İSKİ hadisesi gündeme oturunca, Ergun Göknel üzerinden SHP’ye öyle bir yüklendiki Engin Ardıç, her ağzını açtığında, ağzı ishal olmuş misali konuşuyordu SHP’ye karşı. Engin Ardıç antipatisi bende o yıllarda başladı. Ne zaman ekranda yüzünü görsem, ne zaman sesini duysam, istesem de istemesem de, bu şahsa karşı inanılmaz düzeyde kötü şeyler geçerdi aklımdan. İçimden bol miktarda küfür etmişliğim bile vardır. İğreti sırıtışı, ciddiyetten uzak lakait konuşmaları, itici kahkahaları ve bozuk ağzıyla, normal bir insanın tepkisini çekecek türden bir gazeteci örneğiydi Engin Ardıç.
  • Zaman zaman yazdığı köşe yazılarını da okumaya başladım Engin Ardıç’ın.
  • Ekrandaki halleriyle, köşe yazılarındaki halleri arasında hiçbir fark yoktu. Aynı ciddiyetsizlik, aynı lakaitlik, aynı seviyesizlik cümlelerine de yansıyordu. Ne var ki, yazılarında bir fark vardı. İnanılmaz düzeyde akıcı yazıyor, okuyanı etkisi altına alabiliyordu. Cümle kurguları son derece düzgün, ciddi bir kültürel birikimi olduğu belli… CHP ve Kemalistlere ilişkin eleştirilerinin çoğunda da hatta tümünde de fazlasıyla haklılık payı olduğunu da düşünüyorum. Ne var ki, haklı olmak bir yana, Engin Ardıç CHP’ye ve CHP üzerinden solculara karşı, sosyal demokratlara ve sosyalistlere karşı inanılmaz düzeyde nefret kusan söylemlere başvuruyordu. Bu durumun rahatsız edici olmadığını söyleyemem. Her üç yazısından ikisini, bu ülkede kendisini solda tanımlayanları aşağılamakta kullanmaya azami özen gösteriyor Engin Ardıç.
  • Geçtiğimiz yıllarda Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ı protesto eden hamile genç kızın, polis şiddeti sonrasında bebeğini düşürmesinin ardından yazmış olduğu yazıyla bir kez daha nefretimizin muhatabı olmaya başarmıştı Engin Ardıç. Bu durumu Sırrı Süreyya Önder ele almış ve o dönemde Radikal’de yazdığı köşe yazısında, Ahmet Çalık’a açık mektup göndermek suretiyle, Engin Ardıç ve Emre Aköz isimli köşe yazarlarının işine son vermesini istemişti. O zamandan beridir ki, Engin Ardıç ara ara Sırrı Süreyya Önder’e de yazılarında gönderme yapmayı ihmal etmemiştir. Daha geçtiğimiz günlerde, Ukrayna’da gösteri yapan solcu bayanların, protestolarını çıplak bir halde yapmaları karşısında, aynı şeyleri Türkiye’deki solcu bayanlardan da beklediğini, hayli bayağı bir dille yazmış ve o zamanda birçok kesimin nefret oklarını üzerine çekmeyi başarmıştı.
  • Engin Ardıç’ın solculara, sosyal demokratlara, sosyalistlere, komünistlere karşı bu kininin, nefretinin gerekçesi nedir, bilemiyorum. Bu kin ve nefretin mutlaka bir gerekçesi vardır. Yoksa bir insan neden elde etmiş olduğu bir köşede, haftanın beş günü bu kesimlere küfürler, hakaretler yağdırma gereksinimi duyar ki?
  • Son olarak CHP milletvekili Şafak Pavey ile ilgili sarf etmiş olduğu cümle harbiden bardağı taşıran bir hakaret oldu. Sarf edilen bu cümlenin kabul edilebilir bir yanı yoktur. Engin Ardıç, Şafak Pavey’e karşı sarf etmiş olduğu bu cümle karşısında her türlü protestoyu fazlasıyla hak etmiş, basın camiası içerisinde bir kenara koyulması gerektiğini bu cümle ile bir kez daha tescillemiştir.
 
Toplam blog
: 1509
: 1145
Kayıt tarihi
: 07.08.07
 
 

Yazarım... Okurum... Öğrencilik yıllarımda çok yazdım... Kompozisyon derslerinde yazdım... Duvar ..