- Kategori
- Öykü
Nesteren (bölüm 2ve son)

Nesteren içindeki boşlukla uğraşıyordu aslında. Aklına ve zekâsına güvenen bir genç kızken, aklını ve zekâsını kullanmadan yaşamasına hayret ediyordu. Oysa kendinin çok farklı biri olduğunu düşünürdü, sıradan biri olmadığına inandırmıştı kendisini. İçine sinmeyen şey sıradan insanlarla, sıradan bir ev kadını gibi yaşamaktı. On yıl sonra başını kaldırıp etrafına baktığında, isyan ettiği şey sıradanlığı idi. Okunmamış kitaplar, yazılmamış romanlar, seyredilmemiş filmlerle doluydu hayatı. Ama inatçı ruhu hala ona herkesten farklı olduğunu düşündürüyordu. Bunu da kendisine çevresindeki insanların donanımsızlığı ile kanıtlıyordu. Ayrıca herkesin ona sanki biricikmiş gibi, eşi yokmuş gibi davranmasından. Kocası dersen zerre kadar kıskançlık duygusu taşımayan, Nesteren’e güvenen bir kocaydı. Peki, nerede idi boşluk, “kendini getir” diyen Kadriye abla ne demek istemişti. İnsanlar onu o kadar mutlu, o kadar güleç tanıyordu ki, herkesin yardımına koşan, Nesteren kendisinin yardımına niye koşamıyordu? “çünkü” dedi içinden “ben başkalarını tanımaya çalışmaktan kendimi tanımaya zaman ayırmamışım” ve “ Kadriye abla haklı, ben kimim neyim bilememişim”.
Nesteren bu duygularla eve ulaştı. Kocası kalkmış giyinmiş işe gitmeye hazırlanıyordu. Gülümseyerek “neredeydin” dedi “şöyle bir Kadriye ablaya uğradım” dedi kocası daha fazla sormadı. Nesteren çalışan bir kadın, o da işe gitmek için hazırlanmaya başladı, bu arada çocuğu uyandırdı, her çocuk gibi okul varken zor uyanan bir çocuğa sahipti. Çocuk zor güç uyanıp tuvalete koştu. Kahvaltıyı Kadriye ablasına gitmeden hazırlamıştı. Hep birlikte sofraya oturdular, Nesteren gülerek kocasına “akşam geç geleceğim” dedi “kocası “peki, biz oğlumla bir şeyler atıştırırız” dedi. Çocuk okula, koca işe gitmek için evden ayrıldıktan sonra Nesteren de ortalığı toplayıp evden çıktı, ” iyi ki bir işim var” dedi kendi kendine. İş yerinde herkes hayrandı ona, patronu, iş arkadaşları, müşteriler.
Nesteren bu hayranlıkların fiziğine olduğunu düşünmekle birlikte, bunu yok sayıp kendinin çok iyi bir insan olduğuna o nedenle kendine hayranlık duyanların bu nedenle hayran olduğuna kendini inandırmıştı. Masasının başına geçti günlük işler için hazırlıklarını tamamladı. Bilgisayarla arası iyi idi, sosyal paylaşım ağlarında güzel arkadaşlıklar kurmuştu, yeni insanlar tanımak onlardan yeni şeyler öğrenmek istiyordu.
O sanal ortamlarda kendini bulmak istediğini fark etti. Aradığı öğrenmek istedikleri hep kendisiydi, bir mucize olsa, kendini onaylamayan birilerine rastlasa, onlar “Nesteren sen busun işte” dese çok mutlu olacaktı. Farklı birilerine rastladığında önce onları yenmek, devirmek ve kendinin ne kadar farklı ve güçlü olduğunu göstermek istiyordu. Bunları düşünerek çayını içti, iş yerindeki çaycı kadının çayı da nefis oluyordu.
Aniden yerinden fırladı patronun odasına gitti işleri olduğunu söyleyerek yarım gün izin aldı. İş yerinden hızla çıktı ve Kadriye ablasına gitmek üzere dolmuşa bindi. Saat on olmuştu, kapıyı çaldı, Kadriye abla kapıyı açtı “ üç gün olmadı Nesteren üç saat oldu sadece” dedi gülümseyerek. İçeri girdi salondaki divana oturdu “yap bir kahve ablacığım” dedi gülerek. Kadriye şaşkınlıkla bakıyordu Nesteren’e üç saat önce ağlayan kadın gitmiş bir mutluluk şelalesi gelmişti sanki. Kahveleri fincana koydu salona geldi Kadriye ve Nesteren’in karşısındaki koltuğa oturdu. Meraklı gözlerle konuşmasını beklemeye koyuldu. “Bak ablacım” diye söz başladı Nesteren, “kendini al gel dedin, çok güzel dedin” kahvesinden bir yudum aldı devam etti “ ben kendim değilim ve kendim olamam, kendimi aramaktan da vaz geçtim”. Kadriye şaşkın gözlerle onu dinliyordu. Soluksuz devam etti Nesteren “kim ne kadar kendi olabiliyor ki, bize öğretilenlerle yaşamak zorundayız, zincirlere bağlanmış hissetsek bile gerçek bu” bir an soluklandı ve devam etti “ üniversiteyi terk eden salak benim bu konuda kimseye suç yükleyememi hemen doğuran benim bu da benim kararım, anne olmayı annemden öğrendim çocuğuma kendimi adamam gerekiyordu adadım, kaybettim dediğim on yılı geri getirmem olanaksız, kocamdan ayrılıp hayata yeniden başlamak için kimseyi inandıracak makul bir sebebim yok, ben debelenmeye mahkûmum ve bu debelenmeler içerisinde mutluluklar bulacağım kendime” bir an soluk almada zorlandığını hissetti sustu. Bir sessizlik oldu ortamda.
Kadriye gülümsedi, “bu sensin, bu benim bu biz kadınlarız” dedi. Nesteren kahvesinden son yudumu aldı ve devam etti “ kendini bulmakta geç kalınca yolu bulmakta da zorlanıyor insan, her zaman kendimi sorgulayacağım ama bu sorgulamalar sonunda yaşadığım ortamı değiştirmeden çıkışlar arayacağım, ben her şeyi terk edecek özellikle çocuğumu babasız bırakacak kadar cesur ve acımasız değilim bu hayatı ben seçtim ben yaşayacağım ben buyum. Ayrıca insan sadece kendini düşünmemeli, sorumluluklarını da düşünmeli benim aileme, anne babama ve topluma karşı sorumluluklarım var” dedi ve sustu. Kadriye içinden “işte bir kader kurbanı daha, bu da benim gibi” dedi. Nesteren yerinden kalktı “teşekkürler abla sayende düşündüm ve kendime geldim” dedi. Kadriye onu kapıya kadar uğurladı Nesteren kapıdan çıkarken ona fısıltıyla “ başka çaren yoktu “dedi ve devam etti “içindeki boşluğu doldurmana da izin yoktu zaten, elindekilerden zevk almaya çalış bundan sonra” Nesteren koşarak dolmuşa doğru ilerledi…