​ Nevruz'dan Nevruz'a "çözüm süreci"- 5: Silahlara veda mı ediliyor...? / Güncel / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Mart '15

 
Kategori
Güncel
 

Nevruz'dan Nevruz'a "çözüm süreci"- 5: Silahlara veda mı ediliyor...?

Nevruz'dan Nevruz'a "çözüm süreci"- 5: Silahlara veda mı ediliyor...?
 

Öcalan'n mektubu, 2013 Nevruzu'nda Ditarbakır'da, hem "Türkçe" hem de "Kürtçe" okundu...


...HAYIR! 2013 NEVRZU'NDA "Silahlara veda yoktu"; YALNIZCA "Ateşkes ve Geri Çekilme" vardı...

Hükümet ile Öcalan arasındaki görüşmelerden aylar sonra, 21 Mart 2013 Nevruz gününde, Diyarbakır'da hem Türkçe ve hem de Kürtçe okundu. 

Öcalan'ın bu mektubundan sonra, 25 Nisan'da PKK, "bütün silahlı güçlerini Türkiye topraklarından Kuzey Irak'a çekeceğini" resmi olarak duyurdu.

x        x        x

"SİLAHLAR SUSSUN, FİKİRLER KONUŞSUN"

"Artık silahlar sussun, silahlı güçlerimiz sınır dışına çekilsin. Bu bir son değil, yeni bir sürecin başlangıcıdır""

"Tıpkı yakın tarihte Misak-ı Milli çevresinde Türklerin ve Kürtlerin öncülüğünde gerçekleşen Kurtuluş Savaşı'nın daha güncel, karmaşık ve derinleşmiş bir türevini yaşıyoruz"

Bence, Öcalan'ın okunan mektubunun "ana fikri" buydu.. Önce, Öcalan'ın mektubundaki bir yanlışı düzeltmek isterim.

Kurtuluş Savaşı, yalnızca Türkler ile Kürtlerin birlikteliği ile kazanılmış bir savaş değildir. Bu savaş, ülkenin tüm halkının katılımı ile kazanılmıştır...

Öcalan, bu mektubunda, bu sürecin yalnızca Türkiye'nin ilgi sahasında olmadığını, "Misak-ı Milli hudutlarımızı" da içine alan bir bölgeyi ilgilendirdiğini vurgulamaktadır.

Öcalan, "bu bir son değil; yeni bir sürecin başlangıcıdır" derken de, yeni süreç içine de, Erdoğan'ın "Büyük" ya da "Teni Türkiye" hedefine de bir gönderme yapmaktadır. Ve bu süreç içine, Suriye ve Kuzey Irak'ı da dahil etmektedir.

"BU BİR SON DEĞİL; YENİ BİR SÜRECİN BAŞLANGICIDIR"

Mektubun tamamını buraya almanın fazla bir gereği yok; içindeki can alıcı noktaları  özetlemek yeterli olur düşüncesindeyim. O günlerin medyası da zaten böyle yapmıştı... "Çözüm yanlısı" olan medya başka türlü, "çözüm karşıtı" olan da bir başka türlü yayınlıyor ve köşe yazarları da aynı şekilde yorumluyorlardı Öcalan'ın mektubunu...

Yalnız medya mı, siyasiler de öyle... İktidar ve muhalefet, Öcalan'ın mektubunu evirip çeviriyorlar ve bir taraf, mektubun, "barış ve çözüme" katkı yapacağını söylerken, öbür taraf, bu mektubun "bölünmeye yol açacağını" iddia ediyordu... Aynen, 2015 Nevruzu'na yaklaştığımız günümüzde olduğu gibi...

-- Öcalan, mektubuna, Ortadoğu bölgesindeki bütün Kürtlere selam ile başlıyor,

-- Ortadoğu halklarının uyanma sürecinde olduğunu söylüyor,

-- "Yeni bir Türkiye" ve "yeni bir Ortadoğu" sürecine girilmiş olduğunu söylüyor ve "silahlı direnişten demokratik siyasete" kapıların açılmasından söz ediyor.

-- Demokratik haklar, özgürlükler ve eşitliğe vurgu yapıyor.

-- "Silahlar sussun, fikirler konuşsun" diyor.

-- Artık, "silahlı unsurların sınır dışına çekilme aşamasına geldiğini" söylüyor. Ve arkasından da;

-- "Bu bir son değil; bu yeni bir sürecin başlangıcıdır" diyor.

-- TBMM'nin ruhu, yeni döneme uydurulmalıdır. (Sanırım, Öcalan bu ifadesi ile yeni bir anayasa yapılmasının gereğini anlatmak istiyor)

Mektup devam ediyor...

"SURİYE VE IRAK, MİSAK-I MİLLİ'YE AYKIRI OLARAK PARÇALANMIŞTIR"

-- Bugün, Suriye ve Irak Cumhuriyeti'nde ağır sorunlar ve çatışmalar içinde yaşamaya mahküm edilen Kürtleri, Türkmenleri, Asurileri ve Arapları birleşik bir "Milli Dayanışma ve Barış Konferansı" temelinde kendi gerçeklerini tartışmaya, bilinçlenmeye ve kararlamaya çağırıyorum.

Benim anladığım kadar --başkaları farklı şekilde anlayabilir-- Öcalan, özetin özeti olarak, bölge için 100 yıllık karışıklık ve Türkiye için geride kalmış 30 yıllık  bir çatışama dönemine gönderme yapıyor; "silahların susmasını ve barış dönemine başlanmasını" istiyor.

-- Bölünmeye karşı çıkıyor ve inadına birleşmekten söz ediyor.

-- Ortadoğu ve Türkiye'yi birlikte değerlendiriyor; "Yeni bir Ortadoğu" ve "Yeni bir Türkiye" sürecine girilmesinin gereğini vurguluyor.

Öcalan, mektubunda açıkça söylemede de, gelecekte, Türklerin ve Kürtlerin, "farklı bir siyasal yapı içinde" birlikte yaşamalarını istiyordu... Bence, "Yeni bir Ortadoğu" ve "Yeni bir Türkiye" demesinin altında yatan "öngörü" ve "öneri" buydu.

Aslında, "Yeni bir Ortadoğu" ve "Yeni bir Türkiye" söylemi ve gerçekleşmesi, bölgedeki kargaşalığın giderilmesi ve Ortadoğu için sık sık söylenen "bataklığın" kurutulması için çok gereklidir. Özellikle, bölgede olası "sınır değişiklilerinin", Türkiye'nin, bir "ulusal hedefi" olan "Misak-ı Milli" sınırlarına ulaşmasını da sağlayabilir.

Bu nedenle, kimse, bu "çözüm süreci" sonunda Türkiye'nin "bölünüp parçalanacağını" aklına bile getirmesin. Çünkü, Öcalan'ın, "bağımsız bir Kürdistan" istediğinin "açık ve kapalı" bir işareti görülmedi şimdiye kadar...

Ama, şimdiki HDP Eş Başkanı Demirtaş ve Kandil için aynı şeyi söyleyemem.

Öcalan'ın bu mektubunda, "federal bir yapı" istediği işareti de yoktur... Ama, orta ve uzun vadede, örneğin "yani bir anayasa yapılmasından"  ve "Başkanlık Sistemine" geçilmesinden sonra bunu gündeme getirmeyi  deneyebilir. Bu istek, gerçekleşebilir de...

Ama şimdi değil...

Bir sonraki bloğum, 2015 Nevruzu'na  yaklaşırken

cdenizkent

3 Mart 2015

 
Toplam blog
: 979
: 1425
Kayıt tarihi
: 11.12.07
 
 

İstanbul doğumluyum. İlk, orta ve lise öğrenimi İstanbul'da tamamladım. İstanbul Üniversitesi'nde..