- Kategori
- Gündelik Yaşam
Neye Niyet Neye Kısmet...

bizim ev de böyle olsa keşke yılbaşında..
Spotta yazanların hepsi bu sabah oldu.
Master yapmış ve yaparken de (özellikle tez yazarken) burnundan gelmiş bir insan olarak, herşey ben yeniden ALES'e (yani lisansüstü eğitimlere başvurabilmek için girilen sınav) gireceğim dememle başladı. Başvurdum ama başvuru döneminden sınava gireceğim güne kadar beni işyerinde uzun mesailerin, çetrefilli ve yorucu işlerin beklediğinin bilincindeydim. Allahtan çalışılması gereken bir sınav değil. Neyse uzatmayayım, geçen hafta bana bir mızmızlık çöktü. Nasıl böyle hiç canım istemiyor sınava gitmek. Nasıl üşeniyorum anlatamam (içime doğmuş demek ki). Kim kalkacak sabahın köründe deeee gidecek o soğukta okula daaa vs, vs. Sonra dedim ki kendime "kendin başvurdun bu sınava, kendin istedin girmeyi şimdi de kalkıp bi zahmet gideceksin o sınava!" Daha önce üç kez daha girdim ben bu sınava. Her zamanki hazırlıklarımı yaptııııım, aldım kalemimi silgimi attım çantamaaa (buraya dikkat) koyuldum yola... Neyse o soğukta bir kuyruk var ki sanki karne döneminde sana yağı dağıtıyorlar. Bayağı da yavaş alıyorlar içeri.
Ben kuyruğa dalıp gitmişken bir köpek yanaştı yanıma. Nerde olsa beni bulur bu hayvanlar. 1000 kişi olsa kedi de gelir benim ayağıma sürünür. Sanırım gerçekten hissediyorlar onları seven insanı. Ben de hayvanları bir değişik severim zaten hem mutluluk verir bir hayvanı sevmek hem de hüzünlendirir beni bir taraftan. Öyle umarsızca sever ki insanı çünkü karşılık beklemeden, sadece birazcık ilgi göstersin diye, gözlerim dolar benim... Sabah da aynı böyle oldu. Kafasına biraz pat pat yapiyim biraz sevip okşiyim diye manalı gözlerle bakan bir köpekle bekledim kuyrukta. Soğuk falan kalmadı tabi. hayvancağızın yaydığı mutluluk hormonu ısıttı beni. Sonra bakın ne oldu. Kapıya yaklaştığımda neden sıranın bu kadar yavaş ilerlediğini de anladım, kuyruğun benim için o noktada bittiğini de. Meğersem çanta ile içeri almıyorlarmış!!!
Son yaşanan KPSS kopya olayları sonrasında eksta önlemler alındığını biliyordum ama bu kadarı aklıma gelmedi açıkçası... Sınav kitapçığında yazıyor hanımefendi okusaydınız diye diklendi görevli, öyle öğrendim ben de nerede yazdığını :) Oysa ki çantamda yalnızca cüzdanım vardı ama izin vermiyorlardı işte almanıza ve size şemsiyenizi bile bırakmayacağınız bir yer gösteriliyordu çantanızı bırakmanız için. Hem de sorumluluk da size ait.
- Aaaa nasıl oldu da kapıdan hemen girer girmez sağda masanın üstünde yığın halinde duran ve etrafında bir sürü insanın dolandığı çantalardan cüzdanım çalındı hayret!!! derseniz, sorumluluk sizin!
Sonrasında anlamış olduğunuz üzere köpeği kaderiyle baş başa bırakıp kuyrutan çıktım. Hemen oracıkta sınava giriş belgemi de yırtıverdim sinirden. Sanki hıncımı aldım ÖSYM'den :) E madem bu kadar moralim bozuldu, alışverişe verdim kendimi tabii ki. Ama biraz erken vermişim, mağazaların açılmasını beklemek zorunda kaldım yarım saat. Bu arada da mağaza çalışanlarını sosyal hayatlarının içinde gözlemleme fırsatım oldu :)) Hepsi servislerden inip, kimlik kartlarını okutup sırayla alışveriş merkezinin içine girip, kendi mağazalarının yolunu tuttular. Bu ritüel bana her sabah yüzlerce kişiyle birlikte kendi işyerime girişimi anımsattı. Demek dışardan bakanlar için biz de böyle görünüyoruz :)
Sonunda saat on oldu ve içeri girip huzura kavuştum. Aklımda ne sınav vardı ne başka birşey artık. Sadece kimsenin olmadığı, ürünlerin kadınların eli yerine tamamen raflarda ve askılarda olduğu muhteşem iki alışveriş saati geçirdim. Arkada da fon müziği yılbaşı şarkıları vardı. Keyfime keyif kattı, yılbaşı heyecanıma heyecan :) Daha şevkle aldım herşeyi. Canımın istediği her mağazaya girdim ilk defa alacağım parçaları denedim, gezdim gezdim gezdim, 3 yerine 5 parçayla eve geldim sonunda..