Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Ekim '06

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
747
 

Nobele sevinmek veya üzülmek...

Nobele sevinmek veya üzülmek...
 

Hani, "sana bir iyi bir de kötü haberim var" dendiğinde, önce kötüsünü öğrenmek isteriz ki arkadan gelen iyi haberle kendimizi biraz toplayalım, mutsuzluğumuzu giderelim. Dün Fransız parlementosunda, Ermeni soykırımını reddedenlere para ve hapis cezasının verilmesini öngören yasanın kabul edildiği haberini alınca, Türkiye'de yaşayan herkes derin bir şaşkınlık yaşadı.

Aslında karar pek sürpriz değildi. Yıllardan beri yapılanlar, söylenenler, dünkü sonucun habercisiydi. Ancak yine de olayın tarihsel çarpıklığından çok, düşünce özgürlüğünü sınırlayan bir yanı bulunması dolayısıyla, "reform ve rönesans"ın beşiği bir ülkede, bu kadarının da olamayacağını zannederek, biraz ümitleniyorduk.

Sonuçta olanlar oldu.

Ardından Orhan Pamuk'un Nobel ödülü kazandığı haberi geldi. Bu da çok sürpriz değildi. Son yıllarda yazarın adaylığı sürekli gündeme geliyor, hatta yaptığı talihsiz bir açıklamayı, kendisinin sırf bu ödülü kazanabilmesi için söylediğini iddia edenler bile çıkabiliyordu.

Türkiye için ve Türk edebiyatı için, hakkıyla kazanılmış olduğunda, önemli bir aşama ve bir dönüm noktası sayılabilecek kadar değer taşıyan bir olay, sanıyorum Orhan Pamuk da dahil, kayıtsız, şartsız hiç kimseyi sevindiremedi.

Kendisinin gerçek niyetini ve düşüncesini bilmemiz elbette mümkün değildir. Ancak bu sözlerin sarfedildiği günlerde, kendisine muhalif kişiler ve gruplar bile olsa, değil mi ki böyle bir bağlantı kuruldu ve işin içine şüphe karıştırıldı, Orhan Pamuk da "bu ödülü bana acaba gerçekten bunun için mi verdiler?" diye iç dünyasında kendini sorgulamaktan geri kalamayacaktır.

Yazarların ülkelerini temsil ettikleri doğrudur. Ülke olarak kazanılmış böyle bir başarıdan gurur duymayı elbette isterdik. Ancak işin içine girmiş böyle bir tereddüt, Orhan Pamuk'un vicdanı kadar , Türk kamuoyunun vicdanını da sarsmıştır. Bundan böyle artık dünyada, "Türkiye'nin Nobel kazanmış edebiyatçıları bile Ermeni soykırımını kabul ediyor" demeleri engellenemeyecektir.

Eskilerin "şüyuu vukuundan beter" dedikleri, yani söylentisi, gerçekleşmesinden daha kötü dedikleri çok tipik bir olayla karşı karşıyayız. Bunu silmek, yok etmek, hiç olmamış farzetmek aslâ mümkün olmayacaktır.

İşin tuhafı, bütün bunlar bir düzmece ve kurmaca bile olsa, Türkiye ve Türk milleti, yıllardır hasretle beklediği ve ilk kez kazandığı bir Nobel ödülüne sevinememiş, sevindirilmemiştir. Bu paradoks bile karşı karşıya kaldığımız komployu ve çektiğimiz acıyı anlatmaya yetecek niteliktedir.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

ezberi bozmak talihsizlik değildir. peki, türkiye neden sorunlarını aşan bir ülke değil? orhan pamuk için dava açanlar, linç, yolsuzluk ve çete gibi farklı adlarla anılmıyormu? bence yürekli ve dürüst bir aydın.

Ali BAKMAZ 
 13.10.2006 21:05
Cevap :
Ben yazıda Orhan Pamuk hakkında herhangi bir kanaat belirtmemiştim. Siz onu "dürüst" bir aydın olarak tanıdığınıza ve tanımladığınıza göre, kendisinin "Türkler bir milyon Ermeni'yi katletti" şeklindeki söylemine de katılıyorsunuz ve bunu bilerek, isteyerek söylediğini düşünüyorsunuz demektir. Herkes istediğini düşünmekte serbesttir. Ancak bana öyle geliyor ki, sayın Pamuk'un Ermeni soykırımı iddiasıyla ilgili gerçeğin böyle olduğuna cidden inanması ve bunu bilerek, isteyerek söylemesi bile, bu ödülle ilgili vicdanında oluşacak şüpheyi gidermeye yetmeyecektir.  14.10.2006 0:27
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 859
Toplam yorum
: 1414
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 974
Kayıt tarihi
: 21.06.06
 
 

Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi ve İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu, ekonomik..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster