​ Nostaljik takılıyorum / Gündelik Yaşam / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Eylül '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
 

Nostaljik takılıyorum

Nostaljik takılıyorum
 

Gençlerin dili bazen hoşuma gidiyor, kullanıyorum yeri gelince. Bir kaç gün önce dilimiz bozmayalım diye, dil bayramı kutlaması yazısı yazan ben, böyle şeyler de yapıyorum işte.

Ne yaparsınız, hayat çok kısa ve bazen çok ciddiye aldığımızı düşünüyorum.
Gençlerin "Fransız kalmak" sözünü de beğeniyorum. Gerekli yerlerde cümle içinde kullanıyorum, kim ne derse desin.
Bazılarına "genç özentisi" gibi gelse de... Amaaan, yaşılığa özeneciğme, ki o zaten kaçınılmaz, özensem de özenmesem de, yaşlanacağım, ama tekrar genç olmak gibi bir şansım yok.

Gümüşleri takıyorum, spor aykkabıları giyiyorum, gözüme düşen ateş kızılı boyattığım kahkülüme bir de toka takıyorum, oooh benden özgürü yok.Yakında koluma bir "kelebek" dövmesi yaptırmayı da düşünüyorum aslında, laf aramızda.
Kulağımda IPod, canım nereye isterse oraya gidip konuşlanıp, müzik dinleyip, kitap okuyorum.

Hüzün beni hiç terketmez, zaman zaman "melal" de derim ben ona artık pek anlayan kalmamış olsa da...ne sözcükten, ne de anlamındaki halden, ben genellikle hüznü, melali seviyorum.
Sonbahar da geldi ya artık, gelsin hüzünler, gitsin melaller...Keyfime diyecek yok, bir müddet sonra Leo Buscaglia gibi, sarı yaprakların üstünde şarkı söyleyip, dansetmem yakındır.

Bunun neresi "hüzün-melal?" diyeceksiniz, canım her dakika aynı şeyler olur mu, insan hergün baklava börek yese, usanır, her dakika hüzün çekilir mi? Canıma yazık canım. Hem ben hüzünlü hallerimde de çok mutluyumdur.

Gelelim şu nostalji meselesine, bu Sezen Aksu beni acayip etkiliyor, onun şarkı sözleri, dilime, yaşamıma öyle bir yerleşti ki, artık mümkün değil çıkarıp atmam, zaten öyle bir niyetim de yok, açıkçası.Ben memnunum Sezen'ciğimden, sağolsun.İyi ki var, iyi ki üretiyor, iyi ki hislerimize tercüman oluyor.O olmasa pek çok duygumu nasıl ifade edeceğimi bilemezdim doğrusu.
Bunları okusa belki benden "telif" hakkı ister.Ama sanmıyorum onun buralara gelip de bu blogları okuyacağını.

Bilsem ki okuyor, ona en büyük hayalimden bahsederdim, o "ne" diye sorardı, köfte dudaklarıyla, en büyük hayalimin ne olduğunu, ben de ona; "seninle bir gün geçirmek" derdim.Onun evinde, onun ortamında, o önünden geçerken, "eeeh bu evde de Sezen Aksu olunur hani" dediğim evinde.
Tabii lafın geliş, biliyorum ki o , o evde Sezen Aksu olmadı.Haksızlık etmeyeyim Sezen'ciğime.

Bakın hangi nostaljik takılmamı anlatacaktım unuttum şimdi.
Neyse, bu günlük bu kadar yeter, bir daha ki sefere yazarım artık, nostaljik yazımı.
O yazı, "eskidendi" diye başlayacak, aynı ""Sezen" in dediği gibi, emin olun.
 
Toplam blog
: 98
: 742
Kayıt tarihi
: 24.06.06
 
 

Okuyan, gözlemleyen, yorumlayan, öğrenmeye ve öğrendiklerini uygulamaya çalışan; doğayı, insanları, ..