Nusaybin mi? O da ne? / Ben Bildiriyorum / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Beyhan BiÇKİN KOZANOGLU

http://blog.milliyet.com.tr/turk35

04 Şubat '07

 
Kategori
Ben Bildiriyorum
 

Nusaybin mi? O da ne?

Nusaybin mi? O da ne?
 

Hani bu soruyu şu gündeme oturup bir türlü inmeyenlere yöneltseydik alacağımız cevap kesin bu olurdu ya. İşte bu yüzden böyle başladım yazıya. Çünkü o zaman meclise bile ulaşıp tartışma yaratabiliyorsunuz. Bakarsınız şansımız yaver gider de sesimizi duyurabiliriz bağırmamıza gerek kalmadan.

Hatırlarsınız öğretmenler gününde yazmıştık. Öğretmen var ÖĞRETMEN var diye. İşte Büyük harfle yazılan öğretmenlerimizden Mehmet Can öğretmen bana mesaj yazmış. Sayfamda yayına girdi hemen, ama ben bir de buradan seslenmek istedim.

Bana gelen mesaj aynen böyle:

'NUSAYBİN DE EĞİTİM KATLİAMI Okulumuz Mardin iline bağlı Nusaybin ilçesinde bulunmaktadır. İlçemizin nüfusu yüz bini geçmiştir. İilçemizin tek lisesi var. Bu lisede dört bin öğrenci öğrenim görmektedir. Sınıflarımız 60 ile 70 öğrenci mevcutludur. Okulumuzda eğitim zor şartlarda yapılmakta, yeni bir lisenin açılması için girişimde bulunduk ama bir sonuç alamadık. Okulumuzda ideal bir eğitim veremiyoruz. Bu sene ÖSS'deki başarımız bu eksikliklerden ötürü düştü. Bunun yanında üç farklı okulun binasını kullanıyoruz. Öğretmenler ve öğrenciler bu konuda çok sıkıntı yaşıyor. Kış mevsiminin gelmesiyle okulumuzun bir de ısınma problemiyle karşılaşıyoruz. Elektirik kesintisinden dolayı sınıflarımız ısınamıyor. Öğrencilerimiz soğuk havada titireyerek zor şartlarda eğitim almaya çalışıyor. Yağmur yağınca okul yolumuz çamurdan geçilmiyor. Acilen yeni bir lisenin açılması şart.Yeni bir lisenin açılması için duyarlı tüm insanları göreve çağırıyoruz'

Mehmet öğretmen ne için çırpınıyor ona bir bakmak lazım galiba. Neden bunu yapmak lazım. Mehmet öğretmeni anlamak için. Bunun en güzel yolu hep bağrınıp durduğumuz 'empati' kurma. Bu mesajda şahsi bir istek mi var? ASLA. Bu işten Mehmet öğretmen bir kazanç mı sağlayacak? Aklı başında eğitimini tam almış öğrenciler yetiştirme dışında hiç bir kazancı olmayacak. Ama şunu anlamamız gerekiyor. Mutlaka hepimiz üşümüşüzdür. Otobüs beklerken, denizden çıkınca, sobada yakacak herhangi bir şey bulamadığımız zaman filan... Ama pek çoğumuzun mutlaka umudu vardı ısınma konusunda, 'nasıl olsa yakıt alabileceğiz, eve gidince ısınabilirim ve ya şudur budur.. Yani bu üşüme geçici bir üşümeydi çoğu zaman.

Peki hergün üşüyeceğinizi bile bile yaşamayı, bir şeyler yapmayı, eğitim aldığınızı düşündünüz mü hiç? -20 lerin altında bir hava sıcaklığı ve siz, size verilen eğitimi almaya çalışıyorsunuz. Neden boşver diyemiyorsunuz? Çünkü bizim memleketimizde eğer okumamışsanız insan yerine konmazsınız. O zaman donsanız da, hasta olsanız da bu eğitimi almak zorundasınızdır. Eğer eğitim alamıyorsanız yolunuzu sizin değil başkalarının çizmesine engel olamazsınız.

İşte tam burası benim bir önceki yazımla kafa kafaya geliyor. EE Hani nerede devlet? İşte devlet burada kendisini gösterecek. İşte devlet burada kollarını kanat gibi Nusaybinin ve diğer ' OKULLLL' diye bağıran yerlerin üzerine gerecek ki biz devletimiz budur işte diyerek gerinelim. İşte burada herşeyi devletten bekleyemeyiz demek olmaz. Çünkü bu ilk başta devletin görevidir.

Ne yapacak devlet. Oturup düşünecek. Endonezya ya mı gidelim, parayı okul için mi kullanalım? Yeni makam koltuğu mu yaptıralım, okulları mı tamamlayalım? Yeni dizüstü bilgisayar mı dağıtalım, yoksa okul mu yapalım? Ne yaparsak yapalım bu gençleri kazanalım mı yoksa bırakalım bunlar bizim karşımıza istemediğimiz bir şekilde çıkıp ' ben yardım beklerken neredeydiniz, ben okumak isterken neredeydiniz' diye sorduğunda başımızı önümüze mi eğmekten başka bir şey yapamayız.. Ve ne yaparsak yapalım onları kazanamayız bir daha. Karşımıza öyle bir çıkarlar ki babamın dediği gibi 'kafamızı vuracak duvar bile' bulamayız inanın.

Peki eğer devlete hala sesimizi duyuramadıysak ne yapacağız? Bana dokunmayan yılan misali boş mu vereceğiz? Nusaybin nereeee ben kimim diyerek susacak mıyız?

Ne yapabiliriz diyenler için bir kaç örnek?

Devleti, MEB lığını mail bombardımanına tutabiliriz? Bunlar bizim bebelerimiz değil mi diye sorabiliriz? Düşünsenize 1 milyon mailin ya da mektubun gittiğini? İster istemez ses çıkartacaklar. Belki uyanmayacaklar ama kımıldayacaklar.

Tv kanallarına 1 milyon mail yollasak ve desek ki ' şu aptalca yarışmalara yollanan milyonlarca geliri avrupadan gelen kayak hocalarına ya da kendini hayatta hiç duymadığı konular hakkında yorum yaparken profesör sananlara vereceğinize gelin bize verin. Bir okulun hepsini yapmaz belki ama duvarın biri sizin olur desek.

Bildiğimiz, tanıdığımız, tanımadığımız herkese desek ki bugün bir paket sigara paranı bize yolla biz o parayla bütün okulu yapamasak bile belki camları taktırabiliriz.

Oraları bir gözümüzün önüne getirsek ve kendimizi yada kendi evlatlarımızı o evlatlar yerine koysak, o zaman anlar mıyız ki onları?

Dediğim gibi belki gerektiği kadar okul yapmak için yetişemeyiz ama 'elimizden geleni yaptık' diyebilmenin rahatlığını da yaşarız eğer bir tek bile okul yapabilsek Yada buna önayak olsak değil mi?

Damlaya damlaya göl olur demeyi biliyoruz neden bu göl için bir damla olmayı göze alamıyoruz ki?

Eğer alıyorsak hadi yola çıkalım yolumuz çookkk uzun çünkü.

NOT: Mehmet Can öğretmenim umarım damla olarak bir işe yarayabilirim. Ama siz bu gölün zemini olarak en büyük yükü taşıyorsunuz (benden küçük olma ihtimaliniz çok büyük olsa bile)çabanız için saygıyla ellerinizden öpüyorum.

 
Toplam blog
: 124
: 1137
Kayıt tarihi
: 24.08.06
 
 

Danimarkada yaşayan bir İzmir'liyim. Hiç de sanıldığı gibi yurtdışında olduğum için milliyetçi değil..