- Kategori
- Spor
O; 12 yaşında idi.

Günlerdir gazetelerden, tv. lerden, blog kardeşlerimizin yazdıkları yazılardan, spor'un güzelliklerini okumakla geçiriyoruz. Spor dediğimiz zaman onun da bir çok dalları olduğu bilincindeyiz. Benim anlatmak istediğim onun bizlerin içinde ki kutsalliği, ister aktiv olarak içinde olalım istersek o sporun bir gözlemcisi, birer yöneticisi.
Onu yaşatabilmek için, onu içten sevebilmek için çaba göstermemiz lazım olduğuna inanıyorum.O bir görsel şölen olduğunu hiç bir zaman unutmamız lazımdır.
Arşivimi söyle bir karıştırdım tam iste o an Umur Talu'nun bir yazısı gözüme takıldı.Yazısının bir bölümünün içerikliği söyle geçiyordu :)
"O, Hilal Coşkuner.
12 yaşında, Trabzon 24 Şubat İlköğretim Okulu öğrencisi.
Kenan Taşkın, cuma günü Sabah'ın iç sayfasındaki haberinde, Hilal'in yaptığını ve yapmadığını duyurdu: Kros yarışına katılanlardan biriydi.
Önde koşuyordu. Son 200 metreye de önde girmiş, birinciliğe gidiyordu.
Arkasındaki "başka okuldan rakibi" çığlık atarak yere yığıldı.
Hilal, finişe koşmak yerine geri döndü. Düşen Sibel' in yanına gitti. Elini verdi. Kaldırmaya çalıştı. Rakibi baygındı. Sonra bir doktor da geldi.
Hilal "yarış"ı kaybetti. Bu sözde ortak, tuhaf, amansız hayatımız Hilal'i kazandı.
Kutlayanlar, eksik olmasınlar, eksik olmadı.
Kazanacakken düşene elini uzatıp yarıştan vazgeçebilen 12 yaşında bir çocuk ne milli geliri artırdı, ne ihracatı, ne Borsa'yı yükseltti.
AB'ye girmeyi, Avrupa'ya sesimizi duyurmayı, medyaya daha çok Alman sermayesi gelmesini, Nobel yahut Avrupa şampiyonluğu almayı da sağlamadı.
Ülke kaderini değiştirmedi; eğitimde reform, laiklikte güvence, 301'e çare, inanç özgürlüğüne kol kanat olmadı.
Bebek ölümlerinin azalmasını, kapkaçın önlenmesini, Trabzon'un liderliğini de getirmedi.
İleride belki, umarım büyük damgalar da vurur, hem de bu tevazuu ile ama şunu hatırlattı:
Sen koşarken, olur ki arkanda yere düşen biri varsa, elini uzatabilirsen, hiç kötü olmaz.
Bu, yapılabilir; evet bu da yapılabilir.
Ne iyi ki, şu amansız itiş kakış, horlama ve aşağılama silsilesi içinde, Hilaller de var.
Onlar varsa, hep ümit de var. "
Evet dedim kendi kendime işte bu; ihtiyacımız olan, içimiz de özlediğimiz duygular. Belki çoğunuz okumuşsunuzdur. Belki de gözünüzden kaçmıştır.
Onun için baharin bu güzel günün de o duyguları sizlerle paylaşmak istedim.
Teşekkürler " Sn.Hilal Coşkuner",
Teşekkürler " Sn.Umur Talu"
Saygılarla.