Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Mayıs '07

 
Kategori
Spor
 

Sporda doping olağandır

Sporda doping olağandır
 

Olimpiyat ve Dünya Şampiyonu halterci sporcumuz Halil Mutlu, geçmişte yasaklı ilaç kullandığını ve doping yaptığını itiraf etti. 04.Mayıs.2007 günlü gazetelere yansıyan bu haber, sporcunun kendi itirafı açısından önemlidir. Etik olarak uygun olmayan bir davranışın, etik açıdan itiraf edilmesi ise kamuoyu tarafından takdir edilebilir. Ancak, sporla ilgili tüm kamuoyu için bu yeni bilinen ve açığa çıkan bir durum değildir. Sporla ilgili meslek adamları zaten bunu bilmektedirler.

Spor ahlakı açısından bakıldığında, her türlü itici gücün vücuda destek amaçlı alınması yanlış olsa da, günümüz dünyasında ne yazık ki sporda itici güç teşvik edilmektedir. Bu destek, çok açıkça yapılmamaktadır, ancak endüstriyel spor ve onun getirisi, futbolda diz sıyrılması kadar doğal bir hale getirilen sporda dopingi, resmi yollardan olmasa da, uygulamalarıyla açıkça teşvik etmektedir.

Nedir bu teşvikler?

Kazananın artık çok masum bir şampiyonluğu yoktur. Sporcunun kendi geleceği maddi açıdan ömür boyu garanti altına alındığı gibi, onun yedi sülalesi de bu nemadan faydalanmaktadır. Bu bir.

İkincisi, spordan kazanılan şan ve şöhret, onu spor dışında her türlü popülariteye sahip kılmaktadır. Performans sporunu bıraktığı anda, her türlü kariyer ve iş olanakları elinin altındadır.

Amatör ruhla yapılan sporlar, çok gerilerde kalmıştır. Olimpizmin çıkış felsefesi amatörlük, artık yumuşatılmış, Uluslararası Olimpiyat Komitesi bile artık “amatörlük”ten ziyade “olimpik liyakat” gibi bir uydurma tanım kullanmaya başlamıştır. Spordan para almak, futbolda diz sıyrılması kadar olağan ve normal sayıldığından beri bu amansız performans yarışmaları, zirveye çıkmak için her yolun denenmesini de olağan kılmaktadır ve teşvik etmektedir. Yani para, performans sporlarının ahlâkını bozmuştur.

Bilim, insanlığın her türlü gelişmesine katkıda bulunurken, kendi varlık amacı da etik değerlerle insanlığa hizmet etmektir. Bu etik değerlerle yeni buluşlar yapan bilim, asıl amacı etik dışı buluşlar ortaya çıkarmak olmamasına rağmen, başka tedaviler amacıyla ortaya çıkarılan ilaçların sporda doping için de kullanılmasını sağlamıştır. Bu bilimin suçu değildir. Hal böyle olunca dolaylı yoldan bilim, sporda doping için de çalışmalar yapmaktadır denilebilir. Ama çok ince bir nezaket anlayışını da kabul etmek zorundayız. Bilim, doğrudan sporu hedef almamakta, doping ilaçlarını doping amacıyla piyasaya sunmamaktadır. Sporcunun bu ilaçları kendi mutfağında üretmediğinden hareketle, onların bunları alıp kullanmasını da haklı kılmaz. Tıpkı Viagra adlı ilacın kalp hastalığının tedavisinde kullanılması için üretilmesi ve kullanım sırasında oluşan yan etkilerin erkeklerin cinsel performanslarına katkı yaptığının ortaya çıkmasıyla, tüm dünyada kalp ilacı değil de cinsel tedavi amaçlı bir ilaca dönüşmesi neyse, sporda doping amacıyla kullanılan ilaçların da ilk ortaya çıktıkları anda sporda doping amacıyla piyasaya çıkmadıkları aynı şeydir. Peki, ortam böyleyken, sporda doping kullanmamak çok mu saflık olmaktadır? Ne yazık ki çok çok üst düzeydeki sporcuların kürsüye çıkmaları ancak böyle olmaktadır. Çünkü günümüz performans sporları bunu teşvik etmektedir. Ortamın böyle olması ve gelişmesi, bir yerde sporcuyu haklı kılmaktadır.

Atletizm 100 metre eski Dünya Şampiyonu ve rekortmen Jamaika’lı Asafa Powell’ın derecesi 9.77 saniyedir. Bu derecenin çok yakınında dolaşan atletlerin ortada bu rekor dururken kendi performanslarıyla ona yaklaşmaları ve bir an önce bu rekoru kırmak için performans yaşı da geçmeden onu geçmelerinin, ancak etik dışı dışarıdan alınan takviye ilaçlarla olacağı günümüzün spor dünyasında ne yazık ki teşvik edilmektedir. 9.80 veya 9.79’luk dereceye sahip atletler için kendi doğal performanslarıyla gelip gelecekleri yer ancak burasıymış gibi bir bakış açısı geliştirildiğinden, dışarıdan ilaç almayı sporcu da artık bunu kendinde bir hak olarak görmektedir. Kontrolden başarılı geçerse, kaçarsa veya yakalanmazsa önünde açık ufuklar ve gerçekleşen hayaller vardır ve denemeye değmektedir.

Son şampiyon ve rekortmen ise Amerika’lı Justin Gatlin 100 metrede 9.76’lık bir derece yapmıştır. Saliselerin binde birinin bile önemli olduğu rekorlarda, ilaç almak ne yazık ki bir haktır. Bu rekor derecelerinin yakınlarda dolaşmayan atletlerin ilaçla buralara gelmesi olanaksızdır.11 saniyelik bir 100 metre derecesine sahip atlet damardan değil ilaç almak, motor taksa da bu derecelere yaklaşamayacağından, doping kullanması anlamsızdır. Çok çok üst düzeyde ve rekorların çok yanıbaşında ve etrafında dolaşıyorsa, ne yazık ki ilaç almak çok doğal bir haktır. Halil Mutlu almaması gereken ilacı almıştır ama suçlu o değildir, bu ortamı yaratan endüstriyel spordur.

 
Toplam blog
: 135
: 1226
Kayıt tarihi
: 11.10.06
 
 

Ankara Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu Öğretim Üyesi. Spor Sosyolojisi, Popüler Kültü..