- Kategori
- Futbol
Tuncay ve Kezman

29.04.2007 günü Turkcell Süper Lig futbol karşılaşmasında Fenerbahçe Denizlispor ile kendi sahasında oynadı. Maç 2-2 berabere bitti. Bu futbol karşılaşması Fenerbahçe açısından çok önemliydi. Ligin ilk devresinde Denizli’de de berabere kalan Fenerbahçe, geçen yıl 2005-2006 lig sezonundaki son maçında Denizli’de Denizlisporu yenemeyerek şampiyonluğu Galatasaray’a bırakmıştı. Denizlispor ile son oynadığı 2 maçta da galibiyet yüzü göremeyen Fenerbahçe, bu sefer İstanbul’da Denizlispor’u yenmek istiyordu. Futbol diliyle söyleyecek olursak, “öcünü alacaktı”. Ama olmadı. 2-0 önde götürdüğü karşılaşmada arka arkaya 2 gol birden yedi ve maç berabere bitti.
05.05.2007 günü Cumhuriyet gazetesinde Fenerbahçe’nin bir zamanlar eski futbolcusu ve şimdinin duayen spor yazarlarından Halit Deringör usta “Saha İçinde Demokrasi Olmaz” başlıklı yazısında, bu maça gönderme yaparak yorum ve görüşlerini yazdı. Maç içinde bir pozisyon vardı. Tuncay, korner çizgisinden aldığı topu kendisine göre gol yapabilme olasılığı daha fazla olan ve daha uygun pozisyonda bulunan takım arkadaşı Kezman’a pas vermeyip kendisi şut atınca, Kezman bu pozisyona çok sinirlendi. Tuncay, Kezman’ın bu sitemine sözlü olarak yanıt verdi, aralarında birkaç saniye ağız dalaşı yaşandı. Tuncay, kendisine tepki gösteren Kezman’a çok sinirlendi. Kezman da kendisine pas verilmediğinden hareketle, saha kenarındaki teknik kadroya kendisinin oyundan alınmasını işaret etti. Bunu milyonlarca insan canlı yayında ve sonradan gördü.
Halit Deringör usta, “Fenerbahçe’nin Denizlispor maçında hepimizin gördüğü gibi korner çizgisine yakın bir yerde topu aldı, her zaman olduğu gibi pas vermedi. Egoistçe davrandı, kaleye şut attı ve top gol olmadı… Bu pozisyonda Kezman ‘Bana niye pas vermedin’ diye Tuncay’ın üzerine yürüdü. Aralarında tartışma oldu. Belki de küfürleştiler. Kezman sonra da saha kenarındaki ilgililere ‘Beni çıkarın’ diye işaret etti. Bu nasıl bir olaydır? Eski bir futbolcu olarak hayretler içinde kaldım. Böyle bir durum Gündüz Kılıç veya Necdet Erdem’e yapılsaydı Kezman soyunma odasında dayak dahi yerdi” diyor yazısında.
Halit Deringör ustanın bu görüşüne de ben hayretler içinde kaldım. Hem “her zamanki gibi egoistçe” davranışı olacak, bu “egoistçe” davranışa “yeter artık” diyen bir de futbolcu olacak ve bu futbolcu da sonunda haksız olacak. Olmaz böyle bir şey. Bu bir çelişkidir. “Eti senin kemiği benim” özdeyişi çok eskilerde kaldı. Artık eğitime verdiğimiz çocukların etlerini de kemiklerini teslim etmiyoruz, hepsi ana-babanındır. Biz et ve kemik teslim etmiyoruz, eğitime çocuk veriyoruz. Takım kaptanı dahi olsanız, takım kaptanlığı, sizin diğer futbolcular üstünde “kişisel hakkınızı” doğurmaz. Takım kaptanı, diğer futbolcuların etleri ve kemikleri üzerinde hak sahibi değildir. Devir ve futbol değişti.
Yabancı futbolcuların Türkiye’de sahibi yoktur. Arkasında, yönetim, arkadaş lobisi ve desteği yoktur. Ekmek parası için düşmüşler gurbete. Şansları yardım ederse, ezmek istediğimiz zaman bile takımdan kesemeyiz, ezemeyiz. Ama ya şansları yardım etmezse, arkasına takım içinde de birkaç abi bulmazsa, vay o yabancı futbolcunun haline. Pas vermezler, takım içinde barındırmazlar, haklarında lobi veya dedi kodu yaparlar, yaparlar da yaparlar. Bunları şimdi ben söylemiyorum, Türk Spor kamuoyu zaten biliyor bunları. Çok yazılıp çizildi bu tip ilişkiler. Belgeli, itiraflı, kaynaklı. Burada özellikle referans göstermiyorum, bunlar biliniyor zaten.
Peki, Tuncay’ın tartıştığı futbolcu Kezman değil de takım içinde bir “Türk abi” olsaydı, Tuncay yine kızabilir miydi ona acaba? Örneğin Ümit Özat, örneğin Tümer, örneğin Serkan Balcı ve yine örneğin oynasaydı kaleci Rüştü? Hadi bunların gerekçeleri olsun bunlara “bağıramaz” diyelim, ismini vermeden bağırılabilecek birçok Türk oyuncudan biri olsun, seçin kimi seçerseniz. Bunlara, bağırabilir miydi Tuncay acaba? Kezman’a yaptığı gibi, kızabilir miydi acaba? Ve dahi kızdı diyelim, Kezman’a yaptığı hareketleri yaptı diyelim. Bu sefer Tuncay yine haklı olur muydu acaba?
Hiç sanmıyorum. Yıldız olursanız hatanız görünmez, garip olursanız her zaman suçlu siz olursunuz.