- Kategori
- Aşk - Evlilik
O aşktı! -1
Güneşin ışığında saklanıyordu önce. Sonra denizin mavisine, tuzuna geçti. Neden, kiminle oynuyordu bu amansız oyunu? Her bulmak istedikçe kaybettiğim, tutmak istedikçe yitirdiğim o muydu acaba? Yüzyıllık yalnızlığımın, kiriş gıcırtılarını yüreğimin, bir gece uykumdan uyanıp gözpınarlarımdaki setlere direnip onları yıkan gözyaşlarımın sebebi o muydu?
Beni delice, sebepsiz yangınlara, yıkılışlara sürükleyen; ve her yangının alevleri, korları sönüp enkazı kaldıktan sonra yaralarımı sarıp o enkazı tekrar onaran; beni çılgın bir rüzgara dönüştüren ve o rüzgarda kendi saçlarını savuran; beni köle, esir niyetine kullanan ve her seferinde, istisnasız gidip ayaklarına kapanıp teslim olarak tapındığım; kendimi verdiğim; her elimden tutuşunda ve beni her bırakışında yenişeyler öğrendiğim; aort damarıma bir parça düşkırıklığı daha saplayan; beni her öpüşünde yeni kalp ağrıları çektiğim; evcil bunalımlarımla ölümüne savaşan ve her seferinde onları yenebilmeyi başaran; ölümüne güçlü; içimde yaşayan kanı ve savaşı tutuşturan; ağzıma şeker niyetine bir parça umut bulaştıran, sonra şekeri ağzımdan tekrar çeken; aynaya baktığımda görebildiğim; içimin tenhalığında gizlenecek yeri nasıl bulduğuna şaşırdığım; boş odaların kuru ayazlarıyla üşüyen; evcil ve vahşi; savaşçı ve asi; deli ve çocuk; masum ve cani; uçurumun kenarında son parmağımla tutunurken umut kayasına beni ellerimden yakalayıp çeken ve bağrına basan; ama acımasız; bir vaşağın dişinin ucunda parıldayan kanla, yürek kanıyla beslenen; ben yerde yapayalnız, çaresiz, ölmek üzere yatarken baş ucumda tamtamlar çalıp ölümümü kutlayan ama son anda vazgeçip beni Satürn'ün halkalarına oturtan; ağzımdan aldığı şeker yerine daha büyüğünü veren; zalim olduğu kadar da adil; açtığı yarayı kendi gözyaşıyla, kendi kanıyla sağaltan; bi şelalenin tepesinden gökyüzüne düşerken, bilinçsizce, adını son bir umutla haykırdığım; uçsuz bucaksız diken tarlasının, güneş ışığı görmeyen zehirli yabani otlar bahçesinin görülmeye, sadece görülmeye değer tek kan kırmızı dikenli gülü; karanlık bir ormanda ağaç, ot kalabalığını delip Venüs heykeline ulaşabilen tek güneş ışını; kaçtıkça aslında onun senin içinde olduğunu ve senin de onun içinde olduğunu; ve her zaman sen kaçtıkça daha çok seninle geldiğini ve geleceğini bildiğin tek şey; içinde uyuyan cesareti ve ümidi sırf hayat için yeniden uyandıran; isyanı senin bir parçan haline kıs kıs gülerek getiren o muzip, şakacı yankesici; turuncu olan herşeyde bana kendisini gösterip kimsenin görmediği gizli bir gülüşle birbirimize gizlice, şeker çalan çocuklar gibi gülümsediğimiz; yıldızlara baktığımda onu gördüğüm; tek, yüce, bilde efendim; benim bir parçam belki de bütünüm; aynaya bakıp görebildiğme göre ben "o"yum. Ben "o"yum! Ve o aşktı! O aşktı...
10.06.2001 01.30 Eski bir dostumun isteği üzerine...