- Kategori
- İzmir
O gün vapurda...

İmbat yüzümü aheste aheste okşarken,
"Deniz ne kadar mavi" diye düşünüyorum…
Pırıl pırıl güneşli bir gün…
İzmir ne kadar güzel…
Vapurun üst katında kenar banklardan birine oturup,
Elime al bayrağı tutturmuşum.
Bayrağın rüzgârda dalgalanması çocukça hoşuma gidiyor.
Denize doğru uzattıkça daha güzel dalgalanıyor.
Benim gibi bayrağını dalgalandıran sıra sıra dizilmiş insanları görünce sıradanlaşmış halimle bu çocuksu sevincimin tadını çıkarıyorum.
Karşımda bir aile var.
Genç kız lise çağlarında.
Babası onu Gençlik Marşıyla coşturmaya çalışıyor.
Kızı biraz utangaçça da olsa, babasına eşlik ediyor.
Onlar birbirini coşturdukça yanlarındakiler de eşlik etmeye başlıyor.
Sonra tüm vapur Gençlik Marşını söylüyor.
Genç kız artık daha rahat.
Yüzlerinde insanların onlara katılmış olmasının verdiği gururlu tebessüm.
Uzak yanımızdan bir başka vapur geçtiğini, ıslık ve alkış sesleriyle fark ediyorum.
Vapurun arka tarafına yakın yerden bir kadın ayağa kalkıp “Türkiye laiktir, laik kalacak” diye bağırıyor.
Önce bir iki cılız ses eşlik ediyor.
Sonra vapur inliyor.
Denize bakıyorum uzun uzun…
İmbat esiyor.
Mavinin üzerinde kırmızı bayraklar nasıl uyumlu diye düşünürken,
Amerikan ve İngiliz bayrakları geliyor aklıma…
-Mavi kırmızı renkleriyle… -
“Denizleri kana bulamışlardır” ondan diyorum.
Sonra rahatsız oluyorum bu düşüncelerden.
Kovuyorum aklımdan.
Nereden aklıma geldiyse…
Karşı solumda oturan orta yaş üstü kadının gözlerinin dolduğunu farkediyorum.
Hemen başımı denize çeviriyorum.
Orta sıralarda oturan bir grup genç “Gâvur İzmir burada, Tayyip nerede?” temposu tutturmuş.
Eşime bakıyorum.
Bana bakıp gülümsüyor.
Sonra vapurdan inip, kalabalığın arasında kayboluyoruz.
Fotoğraf:"Milliyet.com.tr"