​ Uçun kuşlar uçun... / İzmir / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Ocak '12

 
Kategori
İzmir
 

Uçun kuşlar uçun...

Uçun kuşlar uçun...
 

Bu sabah İzmir'de hava berbat. Kapkara bulutlar gökyüzünü kaplamış durumda. Lodos var, yağmur çiseleyip kaçıyor. Her an patlayabilir. Ben ise bu havada Üçkuyular'dayım. Feribotla Bostanlı'ya geçeceğim. Binenler telaşla içeriye kaçıyor. Bir tek ben dışarıdayım.

Vapur denizi köpürterek ağır ağır hareket etti. Kıyıdan uzaklaşırken martılar kızılderililer gibi çığlıklar atarak peşimize takıldı. Yakamı bağrımı kapatıp onları seyre daldım. Pervanenin köpürttüğü sulara dalıp çıkarak avlanıyorlar. Kısmetini kapan uzaklaşıyor. Diğerleri koşup geliyor. Çığlık çığlığa bir sabah kahvaltısı. Özgürce uçuşuyorlar.

Onları izlerken hava patladı. Gökyüzünü kaplayan kara bulutlar yükünü hızla boşaltmaya başladı. Hemen içeriye kaçtım.

Gazetemi açtım. Dokuz sütuna manşet: Türkiye Cumhuriyeti'nde bir ilk. Eski Genelkurmay Başkanı Org. Başbuğ tutuklandı.

Dışarda yağmur iyice hızlandı.

Geriye dönüp camdan baktım martılar kaybolmuş.

Etrafıma bakındım. Çoğunun elinde gazete, herkes aynı habere çakılmış. Yüzler donuk ve gergin.

Türkiye, 2012'ye freni patlamış bir kamyon gibi daldı. Özgürlükler ve güzellikler beklerken artçı şoklarla sarsılıyoruz. İlk rauntta nakavt olmuş bir boksör gibiyiz.

Silivri'nin nüfusu giderek çoğalıyor.

Gazeteciler, yazarlar, subaylar, bilim adamları özgürlük hayalleriyle gün sayıyor. Tek kişilik hücrelerde ve demir kafeslerde ömür tüketiyorlar.

Tıpkı azatlık kuşlar gibi kendilerini Silivri kafesinden alıp uçuracak birini bekliyorlar. Azatlık kuşlar deyince aklıma geldi. İlkokula giderken bazı günler okul yolunda elinde kuş kafesiyle biri dururdu. Çocukları görünce, ''Azatlık kuş var!'' diye bağırırdı.

Bir gün arkadaşım İsmail'le birlikte önünde durduk. Merak edip sorduk. Adam, ''Beş kuruşa bir kuşu azat ediyorum,'' dedi. Kafese baktım, serçeler ve saka kuşları dışarıya çıkabilmek için çırpınıyorlardı. Onlar doğada uçmaya alışmış, özgürlüğüne düşkün kuşlardı.

Cebimde on kuruş vardı. Keşke hepsini uçuracak kadar param olsaydı, diye düşündüm. Çıkardım adama uzattım, ''İkisini azat etmek istiyorum,'' dedim. Arkadaşımın gözleri faltaşı gibi açıldı, ''Oğlum aptal mısın? Okulda gevrek alamayacaksın,'' dedi. Kararlıydım.

Adam on kuruşu aldı. Elini usulca kafesin içine sokarak şanslı serçelerden birini çıkarıp bana verdi. Minik serçe korkudan titriyordu. Gözlerine baktım. Ürkekti. Öptüm ve uçurdum onu. Ardından diğer şanslıyı...

İki serçeyi özgürlüklerine kavuşturmanın huzuruyla yolumuza devam ettik.

Eskilere dalmış giderken dışarıya baktım yağmur hızını kesmiş görünüyordu. Tekrar dışarıya çıktım. Karşıyaka'ya yaklaşırken martılar yeniden belirdi.  Mutluluk ve özgürlüklerini çığlıklar atarak dile getiriyorlardı.

İşte böyle dostlar. Bugün İzmir'de hava berbat. Gökyüzü kapkara bulutlarla kaplı.

 

 
Toplam blog
: 233
: 980
Kayıt tarihi
: 07.01.10
 
 

İzmir doğumluyum. Ege Üniversitesi Gazetecilik Yüksek Okulu mezunuyum. Kısa denilebilecek bir sür..