Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Nisan '09

 
Kategori
Sinema
 

O kadın

O kadın
 

O Kadın film afişi


Hayatta her şeyin bir düzeni vardır. Aslında zamanla bu düzen bir kısır döngüye dönüşür. Önce bir düzen kurulur sonra herhangi bir nedenle bu düzen sorgulanmaya başlar. İşte bu sarsıntı anında yeni biri girer insanın hayatına ve o andan itibaren ister içinde olsun isterse dışında o yeni birinin dahil olduğu bir hayat başlar.
Yeni biri gelir ve hikaye başlar; göz göze gelmeler, kaçamak bakışlar, en güzel anlardır. Sonra tesadüfler başlar belki de. Bundan sonra mı?
Yol ayrımları…
Bilinir ki gidilecek tek yol vardır. Peki ama nereye?
Ya da neye göre?

Araya detaylar girer. Sonrasında cevapları bulunamayan sorular. Aslında tüm soruların cevapları mevcuttur ve de bilinir. Ama bilinmiyormuş gibi hareket ederek sorular yok edilmeye çalışılır.

Sonra isyan görüntüsünde kaçışlar başlar. Gitmek akla konmuştur bir kere, ne yapılsa nafiledir. Gitmeye sebep olanlar kalınması için yapılmaya hızla devam edilir. Hapsolunmuş kafesten soluksuz kaçmak istenirken kafesi daha da süslemenin ne anlamı var ki?
Ya da adamın yanında kendini kafeste hisseden kadın kafesten kurtulmak isterken, özgürlüğü ararken, neden yeniden kafese girsin ki?

Seçim yapılmıştır. Bu seçiminde kadın kendini daha özgür hisseder. Kendi seçimidir çünkü. İsteseydi başka türlü de hareket edebilir, tüm olacaklara engel olabilirdi. Ama yıkılma anının yaklaştığı şu zamanlarda başka türlü davranamayacağını içi acıyarak kabul etmek zorundaydı.
Seçmek ve seçimin sonuçlarına katlanmak.
Zordur seçimler. Düzeniyse olduğu gibi sürdürmek imkansız!
Güvenilir olan ve huzur bulunandan vazgeçmek istemez insan. Ama biri gelir ve o düzeni bozar. Dünyanın düzeni böyledir.
İnsan ömrü imtihanlarla geçer. Sürekli sınanır insan ve o birileri insan ömründe hep vardır.

Bazen, bazen de o biri belki de sen olabilirsin!

Bazen görünenden daha fazladır her şey. Her yeni biri geldiğinde yeni başlangıçlardan söz edilemez. Her başlangıçsa bazen geriye dönüştür.

Düzen bozulmaya başlar. Ama bu kendini korumaya başlamayacağı anlamına gelmez. Bu kez karşı direnç başlar. Zaaflarını fısıldar sana. Bu koskoca dünyada tek başına bırakıldığından tutunacak bir dal ararsın, korunma iç güdüsüyle. Kelimeler en zor anlarda yetersiz kalan semboller halini alır.
Soruya gerek yok, cevaba da!

Her şey kelimelere kaldıysa yaşanacak çokta fazla şey kalmamış demektir...

Aklında kalan her şeyi yok etmek için yine aklına başvurursun. Akıl, yalanlama, inkar etme gibi sebepler üretir. Aklın ermediği erişemediği bir tek duygularınla, hislerinle alakalı kısmındır. Ona ne aklın gücü yeter, ne de senin.

‘Biliyorum! Evet biliyorum. Kolay olmayacak ama ne olursa olsun.’

Doğru yada yanlış yaşadıklarımın, verdiği tecrübelerle daha da mesafeli olmayı öğrenirsin hayata. Belki de korkak!

Duygular herkesin içinde ayrı yaşanır, esastır. Ama kelimeler herkes için aynıdır.

Herşey öylesine yarım kalmıştır ki. Zamanı olmayan bir yerde bitmiştir. Hatta belkide hiç yaşanamamıştır ki bitsin. Sanki saniyeler altında varolmuştur her şey. Peki doğum ya da ölüm de saniyeler içinde gerçekleşmiyor mu?
Zaman, içinde geçirilenlerle anlam kazanmaz mı? Ne yaşadığın, zamanın içini neyle doldurduğunmuş önemli olan; ne kadar sürdüğü ise önemsizmiş bunu anladım...
Peki bir aşk sonsuza kadar yaşanabilir mi?

Kim ister ki yarım kalmış bir aşkı; ya da kim bilebilir ki yarım kaldığını…
O Kadın filmi klip tadında bir film. Şimdiye kadar beni etkileyen Türk flimleri arasında da oldukça üst sıralarda yer almakta. Hala izlemediyseniz ve Sezen Aksu tutkunuysanız tek bir dakika kaybetmeden izleyin derim. İyi seyirler...

 
Toplam blog
: 43
: 2651
Kayıt tarihi
: 04.01.09
 
 

Evi, eşi, işi ve çocuklarıyla yoğun şekilde koşturmaca bir hayat yaşarken, kendini ihmal etmeyen, bu..