- Kategori
- Reklam
O Rus, bu çocuğu...

Uzun süredir böyle bir reklam dolaşıyor ortalıkta. Hemde bir kelime oyunuyla. Aslında slogan daha farklı. "Dilinizden Utanmayın" yerine "Dilinizi Kirletmeyin". Başlığımda ki de bu kampanyanın ana cümlesi. İlk başlarda anlayamadım ama hepinizin şu an anladığını düşünüyorum... Bu kampanya küfürlü konuşmamakla ilgili. Çoğu insana maillerle gitmiştir ve bir Rus kadınla çocuğunu göstererek yazılan bu cümle herkesin ilgisini çekmiştir. Etkili bir slogan, etkili bir reklam...
İnsanların dikkatini çeken bazı şeyler vardır. Bir reklamı izledikten sonra denemek istersiniz. Belki de bir sonraki alışverişinizde onu alırsınız. Bazı reklamlar da izlendikten sonra hiçbir etki bırakmaz, silinir insanların kafasından... Geçenlerde bir bisküvinin reklamını izledim. Aslında eski bir bisküviydi ama o güne kadar çok az yemişliğim vardı yani canım çekmezdi hiç onu. Reklamı izledikten sonra canım ondan başka birşey istemez oldu. Aslında hani öyle bisküviyi çok lezzetli gösteren bir reklam falan da değildi. Ertesi gün okula gittiğimde arkadaşımın elinde o bisküviyi gördüm. O da sevmez bisküvi falan yemeyi, dikkatimi çekti. Bende hafif takılır şekilde "hani yemezdin sen bisküvi?" gibi birşey söyledim. Bu başladı anlatmaya aynı benim düşündüklerimi. Reklamı izledikten sonra canının nasıl o bisküviden çektiğini falan... Şaşırmadım diyemem. Bir reklamın insanlar üzerinde aynı etkileri yaratması ve sonunda başarıya ulaşması kolay birşey değil. Bu iyi reklamcılığı gerektirir.
Bir öğretmenim bana yine böyle bir konuda okuduğunu anlatmıştı. ABD'de ki reklamlarda, atıyorum bir makarna reklamı, bu işin ustaları o kadar iyi bir ikna gücü koyuyorlarmış gibi reklamın içine, sen fark etmesen de bir anda beynine etki yapıp, sana o makarnadan yemen gerektiğini düşündürüyormuş. Hem de o anda. Bu işin püf noktaları varmış. Bir yönden bakınca bu marka sahibi için çok iyi bir sonuç doğurur. Ama bu işin her zaman iyi şeyler için kullanılacağına kim garanti verebilir? Ya çok zararlı şeyler için bizim beynimizi ikna ederse bu reklamlar... O zaman kim ne yapacak? Bu güne kadar rastlanmış mıdır bilmiyorum. Ama insanlar gelişiyor ve reklamların içine daha da ikna edici şeyler koyabilecek düzeydeler. Ben daha beni bu kadar etkileyen sadece bir reklama rastladım. Sizi bilemem belki hiç rastlamamışsınızdır.
Bu işin profesyonelliğini ben çözemem. Nasıl fikirler bizim beynimizi harekete geçiriyor onu da bilemem. Ama bu bilinen bir gerçek. Reklamlar hayatımızın içinde. Aval aval reklam izlediğim zamanları hatırlıyorum ben. Televizyonda bir şey izlerken, reklam girdiğinde her ne kadar sinirlensekte, oturup onları izlemediğinizi iddaa edemezsiniz. Çoğu zaman reklamları çevirsenizde, bazen odaklanmış bir şekilde reklam izlerken bulmuşsunuzdur kendinizi... Reklamlar arttıkça, tüketim artıyor. Reklamlar arttıkça, aptallıklar artıyor. O aptal kutusuna daha da bağlanıyoruz. Hatta benim reklam favorilerim de var yani. Sırf onları yakalabilmek için reklamları da izliyorum bazen... Reklamların izlenebileceği siteler var. Çok beğendiklerimi oradan babama da izletiyorum. Reklam bir çılgınlık halini aldı. Şu hayatta en çok izlediğiniz şeyi yabana atamazsınız. O bizim beynimizin içinde!
Saygılarımla...