Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Mayıs '14

 
Kategori
Genel Sağlık
Okunma Sayısı
3339
 

Obezite türleri nelerdir?

Obezite türleri nelerdir?
 

Obezite türleri


Obezite hastalığı

Gereken miktardan fazla alınan besinlerin, vücut içerisinde depolanmasına yol açarak normallerin üzerinde kilo alma  sonucu ortaya çıkaran kronik hastalığa obezite denir. Alınan enerji miktarının, tüketilen enerji miktarından yüksek olduğu durumlarda görülür. Kişinin yaşam süresini ve kalitesini oldukça azaltır. Fizyolojik hastalıkların yanı sıra, kişi üzerinde psikolojik sorunlara da yol açar. Obeziteye neden olan faktörler tam anlamıyla belirlenememektedir. Kaliteli uyuyamamak bile obeziteye neden olan faktörlerdendir. Uykuda soluk durması problemiyle karşı karşıya kalan kişilerin yaklaşık %80'i normal kiloların üzerinde olduğu tespit edilmiştir.
Genellikle aşırı ve yanlış düzende beslenme, fiziksel aktivitenin alınan besin miktarı karşısında yetersiz olma durumu obeziteye yol açan önemli etkilerdir. Daha önceki zamanlarda sadece yüksek gelirli kişiler ve ülkelerde sıkça rastlanan bir problem olarak görülmesine karşın, günümüzde gelir düzeyi farketmeksizin görülebilmektedir. Ülkemizde de obezite son zamanlarda artış göstererek ilerlemektedir. Ortalama üç kadından biri ve yaklaşık olarak beş erkekten biri obezite sınırları içerisindedir.

Obezite Hangi Hastalıklara Yol Açar?

  • Kanser türevleri
  • Solunum rahatsızlıkları
  • Kardiyolojik hastalıklar
  • Yüksek kolesterol
  • Yüksek tansiyon
  • Safra kesesi hastalıkları
  • Diyabet
  • Kısırlık
  • Eklem hastalıkları
  • Adet düzensizlikleri
  • İktidarsızlık

Obezite Nasıl Ölçümlenir?

Obezitenin teşhisi beden kitle indeksi ile ölçümlenmektedir. Beden kitle indeksi, kişinin kilogram biçimindeki ağırlığını, boy uzunluğunun karesine bölünmesiyle ortaya çıkmaktadır. Bu hesaplamaya göre beden kitle indeksi:

18,5 kg/m²’nin altında olan kişiler; zayıf

18.5 – 24,9 kg/m² arasında olan kişiler; normal kilolu

25 – 29,9 kg/m² arasında olan kişiler; fazla kilolu

30 – 39,9 kg/m² arasında olan kişiler; obez

40 kg/m²’nin üzerinde olan kişiler; ileri derecede obez olarak tanımlanmaktadır.

Beden kitle indeksinden sonra bel çevresinin ölçümü de, obezite riskinin olup olmadığı hakkında bilgi verir. Bunun yanı sıra yağ dokusu, vücuttaki tüm sistemleri oldukça etkileyen hormonal ve kimyasal maddeler de salgılamaktadır. Bu salgılar, obeziteyi tetikleyerek, doyma sınırını en üst düzeye çeker. Yağ dokusunun vücudun hangi bölgesinde toplanmış olduğu da önem taşır. Göbek çevresinde birikmiş olan yağ, basen ve kalça bölgesinde birikmiş olan yağ kitlesinden daha tehlikeli sonuçlar ortaya çıkarabilmektedir. Bu da özellikle kalp hastalıklarında olumsuz sonuçlar meydana getirir. Erkeklerde bel çevresi 94 cm, kadınlarda ise 102 cm’yi aşması durumunda yüksek oranda risk görülebilir. Tüm bu etmenlerin yanında, metabolizmanın hız ölçümü ve ayrıntılı vücut analizleri yapılarak kişinin obezite riski hakkında tanı konulmaktadır. ''Obezite Hastalığının ilaçla tedavisi'' başlıklı yazımda obezite hastalığı ve ilaç ile tedavisi hakkında bilgi verdim. 

Obezite Türleri Nelerdir?

Obezite oluşum biçimindeki farklılıklar ve her hastalıktaki bulguların aynı olmaması sebebiyle değişik biçimlerde sınıflandırılmıştır.

1- Yağ Dağılımına Göre

  • Santral (Erkek Tipi) Obezite: Bu tür obezite; elma tipi, abdominal, kayış ya da kemer üstü, ve merkezi şişmanlık olarak bilinmektedir. Santral obezitede birim başına düşen yağ hücresi miktarı olduğundan daha yüksektir. Yağlar kollar ve bacaklardan çok, gövde ve karın bölgesinde toplanır. Metabolik hastalıklara en sık bu obezite tipi neden olmaktadır. Bel çevresinde oluşan yağlanma, iç organlara da zarar verebilir. Başlıca kanser hastalıkları, şeker hastalığı, karaciğer yağlanması ve kalp rahatsızlıklarına yakalanma riskini oldukça fazladır. Yaşam kalitesini ve yaşam süresini düşürür.
  • Subkutanöz (Kadın Tipi) Obezite: Glutefemoral, kemer tipi, cilt altı, kadın tipi (jineoid), kemer altı, armut tipi gibi çeşitli isimlerle adlandırılan obezite türüdür. Bu tür obezitede, yağların birçoğu cilt altında ve kalça bölgesinde birikir. Kadınlarda yağların toplanma şekli en çok basen veya kalçada olduğu için, bu tür şişmanlığı oluşturur. Erkek tipi obeziteye oranla riskleri ve tehlikeleri daha azdır. Kalp ve damar hastalıkları, yüksek tansiyon ya da şeker hastalığı yaşanma oranı daha az görülmektedir.

2-Obezitenin Başlama Yaşına Göre

  • Hipersellüler Obezite: Çocukluk çağında görülen obezite tipidir. Vücutta yağ bulunduran hücre sayısının artması ile meydana gelmektedir.
  • Hiperplastik Obezite: Erişkinlerde görülen obezite tipidir. Vücuttaki yağ depolayan hücreleyen hacminin artması ile meydana gelir. Hücrelerin hacminin artmasına rağmen, hücre sayısında herhangi bir değişiklik olmamaktadır.

3- Ortaya Çıkış Nedenine Göre

  • Genetik Obezite: Obezitenin oluşmasında başlıca etmen genetiktir. Yapılan incelemelerle, kişinin ailesinde obez kimsenin bulunması, kişinin fazla kilolu olma ihtimalinin yaklaşık olarak %8 olduğu belirlenmiştir. “Tutumlu gen” olarak adlandırılan, genetik olarak nesilden nesile aktarılan bu geni taşıyan kişiler; besinlerden alınan yağ ve kalorilerin depolanmasına olanak sağlamaktadır. Bu durum, kişide kronik obezite ve buna bağlı olarak birtakım hastalıkların çıkmasında oldukça etkilidir. Ayrıca doğuştan olmayan, zamanla daha sonradan oluşabilen gen mutasyonları da obezite için sebep olmaktadır. Fakat buna bağlı obezitenin görülme olasılığı daha az bir ihtimal olmuştur. Kişilerin doğuştan kazanmış olduğu genler obezite üzerinde daha etkilidir.
  • Basit Obezite:  Ekzojen obezite, idyopatik ya da primer obezite olarak tanımlanabilen aşırı şişmanlık durumudur. Obez kişilerin büyük bir bölümü bu grup içerisindedir. Şişmanlığın altında yatan, obeziteye sebep herhangi bir olasılık ya da semptom görülmez. Beslenme tipindeki yanlışlar sonucu meydana gelir. Bu tip obezitede bulunan kişilerin genelde fazla şeker miktarı içeren gıdalarla ve hazır yiyeceklerle beslendiği gözlemlenmektedir. Çocukluk döneminde bu tip obeziteyle karşı karşıya olan kişilerin büyümeleri erken sonlanır. Bu sebeple boy ortalamaları da yaşıtlarına göre daha düşük olmaktadır.
  • Sekonder Obezite: Basit obeziteye göre görülme sıklığı daha enderdir. Çocukluk döneminde ortaya çıkan endokrin hastalıklar, genetik sorunlar, kullanılan ilaçlar ya da bazı tümörler sebebiyle meydana gelir. Genellikle gövde bölümünde yağ depolanması görülür. Kişinin kilo almasıyla birlikte yüksek tansiyon, şeker hastalığı, aşırı tüylenme, kadınlarda adet görememe, pletore, yanak bölgesinde aşırı şişkinlik ve ense bölgesinde yağ birikimi gibi sorunlar da beraberinde gelir. Çocuklarda boy uzaması erken zamanda durmaya başlar. Büyüme hormonundaki eksiklik ve tiroid bezlerinin yeteri kadar çalışmaması da obeziteye sebep olan etmenlerdir.

Obeziteyi Önleyecek Öneriler

  • Kalori alımının mümkün olduğu kadar en aza indirgenmelidir.
  • Fiziksel aktivite ve egzersiz artırılmalıdır. Yakın olan yerlere yürüyerek gitmek fayda sağlamaktadır.
  • Yiyeceklerdeki yağ oranı ve karbonhidrat alımını azaltarak, lifli ve tam tahıllı gıdalar tüketilmelidir.
  • Ağır yiyecekler yerine, sebze meyve tüketimi artırılmalıdır.
  • Geç saatlerde özellikle hazır gıdalar başta olmak üzere yiyecek tüketmekten kaçınılmalıdır.
  • Fast food türü yiyeceklerden uzak durulmalı, kola ve gazoz gibi yüksek miktarda şeker içeren içecekler mümkün oldukça azaltılmalıdır.
  • Bebeklerin anne sütüyle beslenmesine önem verilmelidir.
  • Yemekler acıkılan zamanlarda ve yavaş yavaş yenilmelidir.
  • Günde yaklaşık 2 litre su tüketmek oldukça önemlidir.
  • Kahvaltı öğünü atlanmamalı, her sabah sağlıklı bir kahvaltı mutlaka yapılmalıdır.
  • Kilo alımının fazla olduğu düşünüldüğü takdirde bir diyetisyene başvurulmalıdır.
  • Kızartma, kavurma tipi yemeklerden kaçınılmalı, onun yerine haşlama ya da ızgara tipi yiyecekler tüketilmelidir.
  • Aşırı miktarda beyaz ekmek tüketmek yerine, makul ölçülerde tahıl ekmekleri tercih edilmelidir.
  • Çok miktarda acıkmayı beklemeden, ana öğünlerin arasına küçük porsiyonlarda ara öğünler eklenmelidir.

 

Dr. Tuğrul Demirel 

www.tugruldemirel.com

gülsen tunçkal bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 37
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 3297
Kayıt tarihi
: 11.02.14
 
 

1999 Yılında İstanbul Tıp Fakültesi'nde başladığı mesleki eğitimini, fakülteden sonra yine İstanb..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster