- Kategori
- Öykü
Ocak Söndüren

Kasım ayı derttir, kederdir bizde. Tam da bu zamanlardı. Koca şehir ağıtlar dışında sessizliğe bürünmüştü. Küçücük yüreğimle boyumdan büyük bir keder yüklenmiştim bende. Ağzımdan çıt çıkmıyordu.
Kaçak, denetimsiz, iş güvenliğinden bi haber sözüm ona ekmek kapısı, adı Kömür Ocağı da bana göre "Ocak Söndüren" yutuvermişti sevdiklerimizi. Hatırlıyorum da ne zor günlerdi. Göçük altında kalan onca can ve onların ardında kalan onca insan... Nasıl büyük bir vebaldi. Rabbim hiç bir aileye yaşatmasın. Unutulmuyor da alışıyor insan... Yoksa acı ilk günkü gibi.
İş imkanı kısıtlı, ekmek aslanın ağzında. Kimi yavrularına iki lokma götürebilmek için, kimi yuva kurabilmek için, kimi ise okuyabilmek için mecbur kalıp kelle koltukta çalışıyordu. Bilemiyorum belki de kader...
Küçük amcam da onlardan biriydi. Çiçeği burnunda bir öğretmendi. Uzun süre ataması yapılmayınca kimseye yük olmamak için babannemin yalvarmalarına rağmen orada, o kömür ocağında çalışmaya başlamıştı.
Babannemin içi hiç rahat değildi laflarıyla iğnelese de amcam ataması gelene kadar sabretmesini söyler, "Üzülme anam biz bakarız başımızın çaresine. Sen gönlünü hoş tut duanı da eksik etme üzerimizden" der gülücüklerle onu rahatlatır aklından kötü şeyler geçirmesin, üzülmesin diye çabalardı.
Bazen babannemi o soğuk şakasıyla evhamlandırmıyor da değildi. Şakaydı güya ama içinde hep bir tedirginlik vardı demek ki. Düşününce daha iyi anlıyorum. Babannem "Akşama ne pişireyim oğluma?" diye sorduğunda "Anam çıkarsam içerden köfte, patates. Çıkamazsam ne yapalım helva. Ama fıstığı bol olsun. Malzemeden çalmışlar dedirtme ha" der bir hışımla kaçardı. Babannemin gazabından korkardı tabi kadıncağız haklıydi...
Sonradan öğrendik ki bir çok madenci söylermiş bunu, yaparlarmış bu yarı şaka yarı ciddi lakırdıyı. Ne acı. Güvenlikleri sağlanmadığından, denetimin "d" sini görmediklerinden, önlem alınmadığından tedirgin, tedirgin, tedirginler...
Önlem dedim de, hatırlıyorum da bir ara göçük yaşandığında yaralı arkadaşları ve kendileri için madenin işçileri yürümek istemişlerdi. Çocuk aklımla normal yürümek sanmış bende amcamın peşine takılmak istemiştim. Amcam götürür mü? Bana laf anlatamayıp geç kalınca ağladığımı görünce kızıp gitmişti. Dönüşü muhteşem oldu o çok öfkeliydi, ben "Oh canıma değsin" diyecek kadar neşeli. Çocuk aklı işte. Binlerce özür dilerim.
Öfkeliydi çünkü yürümesinler diye önlem alınmıştı. Peki yürümesinler diye alınan önlem ölmesinler diye de alınsaydı ne olurdu? Onca can gitmeseydi, amcam gitmeseydi ...
Ah Kasım atanamayan öğretmenlerimize mi yanalım? Ocak Söndüren'de denetimsiz, kelle koltukta çalışan madencilerimize mi? Gözü yaşlı eşlere, kardeşlere, yavrulara, analara, babalara mı?
Hiç yanıt zahmetinde bulunma Kasım bizler hepsine yanıyoruz hepsine... Seni de günah keçisi yaptık derdimizi kime yanalım affet Kasım olur mu? Affet...
SİBEL YILMAZ