Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Mart '12

 
Kategori
Gündelik Yaşam
 

Öcüler, böcüler, Çingeneler...

Öcüler, böcüler, dahi polislerle korkutulmuş nesillerin kurtarılmasıydı, istenilen…

Cehennem ateşleri, yere dökülen her bir tuz taneciğinin kirpiğin ile temizleneceği öğretileri…

Yenmeyen lokmanın arkandan koşturarak ağlaması, tabağında bıraktığın pirinç taneleri kadar çocuklarının olacağı…

Sırf bu yüzden tabağındaki pilavdan iki adet pirinç tanesini bırakanlar var!

Sağ tarafına yatarak uyursan melekler, sol tarafına yatarak uyursan şeytanların peşinde koşacağı, sağ el ile iş yapılır, sol el ile tahret alınır ikazları sonucu solak çocukların kendilerini iblis sanmaları…

Bebekleri leyleklerin getirdiğine, ya da Çingenelerden alındığına değinmek bile istemiyorum ama “Çingeneler alır yoksa!” diye korkutmaları da geçemeyeceğim!

Bir çocuk niye korkutulur, yalnızca bunu sorgulamak istiyorum!

Uslu dursun diye,  laf dinlesin diye, eee, başka ne?

Yahu, bir çocuk neden yaramazlık yapar? Enerjisini boşaltamadığı için!

Annem anlatır; ben ve kız kardeşim ikiz gibi büyümüşüz, aramızda bir yaş var, babanız askerdeydi der, annemlerin evinde kalıyordum, akşam saati karınlarınızı doyurduktan sonra gezmeye çıkarırdım.

İki sokak yürürdük bir elimde sen, diğerinde kardeşin, eve geldiğimizde ayaklarınızı, kollarınızı yıkar, yatağınıza yatırırdım.

Yorulmuş olurdunuz, misler gibi uyurdunuz.  

Bende evin bahçesinden gözüken yazlık sinemadan filmi izlerdim, beş dakika arada sütlerini hazırlar, filmin sonunda ılınmış olan biberonlarınız ile beslerdim.

Bir çocuk neden laf dinlemez?

Onu dinlemediğinizden, ne istediğini anlayamadığınızdan olabilir mi?

Bir “Hayır” karşılığında anlayacağı bir yanıt vermemekten, mesela?

******

En kolay yoldur korkutmak; emek sarfetmek yerine elini kaldırır, mesela, adam, anlamaya çalışmak zordur zira: Hem yürek gerektirir, hem de emek…

Oysa kaba güç ne kolaydır, caydırıverir!...

******

Korkular en büyük başbelalımız ve hepimiz biliyoruz ki temellerinin atılma tarihi hep çocukluğumuza denk gelir!

Bir çocuğun en büyük korkusu ailesini kaybetmesidir; hangi birimiz bu karkuyu yaşamadık ki!

Yani, ölümü anlamaya başladığımız anlardan itibaren dualarımızın baş kahramanı anne, baba ve kardeşlerimizin ölümden korunması olmadı mı?

Peki, bu korkuların ardında öcüler, böcüler yatmasa, bu kadar dualarına korkularını sığdırmaya çalışır mıydı bu çocuklar?

******

Halamın yanındaydım yaz tatilinde, sekiz-dokuz yaşlarındaydım, kolları gözüken kadınlar cehennemde cayır cayır yanacaklarmış dedi…

Nasıl yani Hala, bende mi?

Yok, sen çocuksun daha.

Eeee, peki ya annem?

Yani… Allah öyle buyurmuş…

“Allahım, ne olur annem cehennem ateşinde yanmasın!” diye dua ediyorum ama bir tarafım “Allah öyle istemişse, ben Allahtan en olmayacak şeyi istiyorum:Yanacak! Annem kısa kollu elbise giyiyor, cehennem ateşinde yanacak!

Bir gün mü, iki gün mü sonra annemler geldi, nasıl anladıysa, bir ara: sende bir durgunluk var, noldu kızım dedi.

“Anne, yanacakmışsın, biliyor musun, cehennem ateşlerinde!” dedim.

“Halam söyledi, kısa kollu geziyorsun ya, İmam öyle demiş, o kolların cehennem ateşinde yanacakmış!”

Şöyle bir baktı, bakışında güller vardı, kollarını uzatıp da beni sardı…

“Yok öyle bir şey” dedi, en güzel gülümsemesiyle “Korkma!” dedi…

“Ama… Anne… Cehennem ateşinde kavrulacakmış kolların!”

Unut dedi, ne bana ne de sana bir şey olmaz, bunlar safsata!

O korkuyu unuttum gitti, yaşadığım travmayı unutamadım!

******

Dini verilerin çocuklar üzerindeki etkilerini sorgularken yaş ve algılama durumlarını da göz önüne alıyorum: mesela, on üç yaşında bir çocuğu öcü ile korkutamazsınız, ama Allah ile korkutabilirsiniz pekala!

Korkunun her çeşidi zararlıdır, hele ki çocuk olanlara…

Bu korkunun altını deşelemek gerek; yani neden yetişkin bir insan dünyaya getirdiği çocuğuna korku yüklemek ister?

a) Öyle gördüğü için

b) Öylesinin doğru olduğunu sandığı için

c) Başka türlüsünü bilmediği için

d) En kolayı bu olduğu için

******

Çocuklar iyi yetişsin, korkusuz ve özgür bir nesil olsun: Donanımlı, özgüvenli, ne istediğini bilen… Derken…

Eğitim önemli diye çığırtırken…

Eğitim önce ailelere verilmeli durumuna geldik yine, yeniden…

Onanırsa yeni eğitim sistemi, yine çocuğun meyil ettiği değil de, ailesinin istediği olacak; kararı ailesi verecek ve o yaştaki çocuk “Durun! Ben bunu istiyorum!” diyemeyecek!

Hoş, zaten beş parmak karşısında kaç çocuk durabiliyorken!...

******

İnsan istiyor ki yaşı elvermeyen çocuklara manevi değerler bindirilmesin; yani ölüm gibi, yani dini yaptırımlar gibi… Zira maddi ve manevi gerçekleri algılama yaşları farklı; birbirine karıştırıldığında zarar görüyor çocuklar ama çocukları cidden düşünen ülkelerde uygulanıyor bu dediklerim, bizim ülkemiz için değil!

Çocuklar, gençler birer araç, daha donanımlı bir nesil değil, başbakanımızın dediği gibi: Daha dindar bir nesil!

 

http://twitter.com/Gulgunkaraoglu

gulgun_2006@hotmail.com

 
Toplam blog
: 1269
: 1343
Kayıt tarihi
: 18.09.07
 
 

İzmir, 1963 doğumluyum. Dokuz Eylül Üniversitesi İngilizce bölümü mezunuyum ve özel bir şirkette ..