- Kategori
- Şiir
ODTÜ de yaprak dökümü..
Ne kaldıysa küçülmüş yaşamayan gururdan geriye,
Her şeye inat bekliyorum,
yeni başlangıçlara giden yolun ışığını.
Kulak veriyorum hiç ses gelmiyor rektörlükten
Bir yaprak bile kıpırdamıyor.
Belki de yitirmişti ağustos böcekleri de sesini…
Uzattım gözlerinin uçsuz bucaksız boşluğuna göklerin
Boş bir derinlik, yüreğimi acı ve kederle doldurdu.
İlkbahardan başlamıştı, ODTÜ de Yaprak Dökümü..
Gece yaşamın kirli maskesi altında
yüzünü saklıyordu, güneşten,
Bakışlarımı gizleyen yıldızlara tutunarak
Yitik bir beklentiyle, kala kaldı gökyüzünde gözlerim
Hayallerine sığdıramadığı düşlerimden,
Göçüp gitmişti görsellik..
Kapılarak gecenin görünmez dalgalarına, çarşıya uzayan kaldırımlara…
Kıyılarda sanki yeşile örtünme duygusuydu,
İlkbaharda ağaçların yankılanan ıslak sesi..
Siz hiç duydun mu? Bahçelerin kuytu köşelerinde
Geceye sığınıp ay ışığına koşan ağustos böceğinin sesini?
Belki de deli bir rüzgârdı, fısıltılarını otlarda gizleyen..
Belki de bir kuş sesiydi yankılanan yurtlardan
Ya da rüzgâr, ihanet, iftira, tehdit,
Islık çalarak geçen ağaç dalları arasından ,
Yaşam hala devam ediyordu, ODTÜ de_
üzüntü ve utanç dalgası gibi
Işığı duyulan sabah uykularının derinliklerinden…
Varsın keyif çatsınlar
Cehalet içinde zayıf, beli bükülmüş afyon düşkünleri
Ki onlar o yüce düşünceli bilgeler olmalı ki
Uyanışın dalgın saatlerde, teslim oluyorlar karanlığa…
Keskin bıçak gibi esiyordu yurtlarda karayel
Birden titredi yanı başımdaki ağaç döküldü iki yana
Sonrada uzun uzun iç çeker gibi,
toprağa uzandı boylu boyuna..
Ölümün kıyılarına yaslanmış, çekilmeye hazır
Bekleyip durur yüreğimin gergin sabırlı yayaları,
Anladım ki zamanı geldi,
emekçi kimliğinin ölüm namazının..
İçimdeki çocuk intihar girişiminde,
Rüzgâr çizgilerimi çekiyor, yaşamla ölüm arasına
Acaba diyorum kaç insan var
Yıkılmış yüzüyle tanışmaktan korkmayan şu odtü de….
Abdullah Oral