- Kategori
- Gündelik Yaşam
Öfkeden!

Hayatı da böyle tüketiyoruz
Düşünüyorum da, hızla tüketiyoruz son yıllarda, sandıklar mesela sandıklar vardı. Babaannelerimizde, annelerimizde yani bizden önceki nesiller sandıklarda bohçalara sarılmış mis kokulu çoraplar, çamaşırlar, kolalı yastık kılıfları, ütülü çarşafları, rengarenk elbiselik kumaşları en değerli hazinesi olarak kuşaktan kuşağa emanet eder, "baba dostu" denilen ahbaplıklar nesilden nesile geçerek zorunlu dost akrabalardan seçilen kardeşler yaratabilirlerdi. Gözü dönmüş silindir gibiyiz şimdilerde önümüze geleni ezip geçiyoruz.
Ne oldu bize; o güzelim zamanlardan geçtiğimiz halde kaybettik paha biçilmez değerlerimizi, aynı yönde saf tuttuğumuz, yanımızda sandıklarımızı karşımızda bulduğumuzdan mıdır nedir? durmadan tüke(n)tiyoruz artık, yetmez miş gibi bir de etrafımızdaki kişisel gelişim, kaliteli yaşam uzmanlarımız üstüne basa basa"Atın" diyor. "Eskilerinizi atın" halbuki hiç kimse hiç birimiz artık eskiyecek kadar kullanmıyor hiç birşeyi, eşyaları geçtim insanları dahi kolayca harcıyoruz. Dost acıyı bölendi hani, çarpa çarpa yaşatıyor bazıları ne yazık ki; Eskimeyen dostlarım var tabi de en çok kazanmaya çalışıp fırtınadan, yağmurdan korumaya çabaladıklarım vurdu beni fırtına diner dinmez. Kolay kavuşmadık biz sosyal, kültürel ve ekonomik değerlerimize fakat çok kolay tüketiyoruz. Yazarlarımızı, sanatçılarımızı, arkadaşlarımızı, akrabalarımızı, eş, dost arkadaşlarımızı, gözümüz dönmüş, toz bulutu sarmış ruhlarımızı öfkeden, kibirden önümüzdeki çiçeği göremiyor basıp geçiyoruz.
Tamam! herkesi aynı kefeye koyamayız, koymamalıyız da, fakat darağacına götürmeden de son sözlerini alalım, övütmek, tüketmek yerine yaşatalım. Övütücü bir canavar gibi önümüze geleni deviriyor, elimizin tersiyle itiyor her şeyi tüketiyoruz. Böyle giderse cebimizde sandıklarımızın elimizden uçup gidişini izleyeceğiz şaşırarak!..
"Bu uçurumlar Tanrım