​ Ofsayt futbol ofsayt mağlubiyet / Spor / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Şubat '09

 
Kategori
Spor
 

Ofsayt futbol ofsayt mağlubiyet

Ofsayt futbol ofsayt mağlubiyet
 

“Aranızda feribot yolculuğunu sevmeyen var mı?” diye soracak olsam, eminim ki ilk önce dudaklarınıza ılık bir tebessüm gelir, yerleşir. Vereceğiniz cevabı da siz “Leb” demeden anlar bu satırların sahibi ne olduğunu.


Düşünsenize; arabanızı alt bölüme 45 dakikalığına da olsa nadasa bırakıp, güneşin uykuya dalarken denize bıraktığı rengi keşfetmek için çıkmışsınız güverteye. Bir elinizde ince belli çay bardağı, içinde tavşan kanı lakaplı demli çay. Dudak payı kaderini tamamen çaycının vijdanına emanet etmiş. Kırmızı şeritli çay tabağını üstüne koyarak sehba icat etmişsiniz kendinize güvertenin o emekçi korkuluklarından. Diğer elinizde gencecik susamlarıyla iştahınızı kabartan çıtır simit. Yarısı sizin midenize tüm işvesiyle göz kırparken, diğer yarısı ise bir martı kursağını düşlemekte.


Çayınızdan aldığınız okkalı bir yudumla gırtlağınızı ısıtıp, martıları sayarken, yanınızdaki yolcunun tatlı tatlı gülümsediğini farkederseniz sakın ola ki şaşırmayın. Gözleriniz sizi yanıltmasın. Evet, bu yolcu Roberto Carlos'tan başkası değil. Brezilya usulü gülümseyişin kerameti, üzerinizdeki sarı-laci yağmurluktandır şüphesiz.


Güvertenin türkuaz güller açtığını görmeniz için arkaya dönüp bakmanıza gerek yok. 45 derece ya sağınıza, ya da solunuza döndüğünüzde; Alex'in, Semih'in, Güiza'nın, Gökhan kabinesinin iki ferdi olan Gönül ve Emreciksin'in hatta Volkan Ballı'nın farkına varacaksınız.


Pendik-Yalova seferini yapan feribota, Çarşamba gününün ikindi vaktinde saatler 15.15'i gösterdiğinde binenler için yazıldı yukarıdaki paragraflar. Demem odur ki; Takımımız Fortis kupası çeyrek finalinin rövanşında Bursa'ya giderken kısmi deniz yolculuğunu tercih etti. “Kısmi” diyorum, çünkü Yalova'dan ötesine otobüs ile ulaşıldı.


Harçlık misali ceplere konan 1-0'lık skor avantajımızla çıkıldı Bursa'nın haddini bilen çimlerine. “Her horoz kendi çöplüğünde öter” felsefesinden yola çıkarak, yeşil timsahların kendi evlerinde güzel futbol sergiledikleri düşünüldüğünde az da olsa bir tedirginlik vardı sarı-laci yüreklerde. Attığı goller sonrası bir gülüşü dünya malına değen kaptan Alex'in peşi sıra gelen iki estetik gollerinin ardından derin bir nefes alındı. Oklarına hasret kaldığımız Güiza'nın golü rakibin umutlarının tam manasıyla bittiği anlamına geliyordu. Şöyle ki; yeşil timsahlara tam 5 gol gerekliydi ve karşılarındaki takım Fenerbahçemiz olunca bunun mümkünatı yoktu. Düşünüyorum da, uzun zamandır okların atılmamasının bir nedeni varmış meğer. Beklenen ve özlenen ok Bursa dartlarının kısmetiymiş. Boşuna söylenmemiş; “Herşeyin bir ilki vardır” diye. Bursaspor'dan yenen tek gol, bu yıl Fortis kupası maçlarında yenilen ilk gol olarak geçti kayıtlara. Bu platformda kalan üç maçımızda da devamı yenmez umarım bu gollerin. Yense dahi atılır inşallah bir hatta iki-üç fazlası.


Rivayetlere göre İstanbul'un kutuplarına inşa edilen, yakasında Şampiyonlar Ligi 2005 finali kokartını gururla taşıyan Olimpiyat stadı lanetliymiş takımımız için. Pazar akşamı İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile oynanan ve 2-0 yitirilen maçtan sonra, rivayet gerçeğe dönüştü maalesef. Evet, hakem vermediği iki net penaltımızla, iki takıma da çıkarttığı haksız kartlarıyla bu ofsayt skorun mimarıydı belki. Ama kendimize batırmamız gereken bir de çuvaldızımız olmalı. Rakip maçın son 55 dakikasını 10 kişi oynamasına rağmen bir türlü istenilen futbolu ortaya koyamadık ve 3 puanı hak etmedik. Hocamızı eleştirmek haddim değil. Oyuncu değişikliklerindeki tercihleri zaten, tartışılmakta. Bunlarla sizi bunaltmak istemem sevgili okur. Geçen hafta Eskişehir'den yarım düzine gol yiyen rakibin aldığı bu ofsayt galibiyete de gölge düşürmek yakışmaz bize, yenilen iki gol her ne kadar da ofsayt olsa da.


Soğuk ve yağışlı havaya inat tribünlere koşan yaklaşık 10 bin renktaşın gösterdikleri fedakarlığa teşekkür ederken, bazılarına çuvaldız batırmak ant olsun, en azından bu satırlardan. Kendi oyuncunuz atağa kalkarken yuhalamak, ıslıklamak, rakip kalemize her yaklaştığında “Üç... üç... üç...” diye haykırmak takımına ve renklerine aşık olan taraftarın kitabında yazmaz. Bu böyle biline.


Son olarak bir sorum var futbol kamuoyuna. Trabzonspor yediği bir ofsayt golün ardından Bursaspor'a mağlup olup, mağdur duruma düşmüştü hatırlarsanız. Taraftar derneklerinden tehditkar bildiriler gelmiş, siyah çelenkler ekilmişti TFF bahçesine. Peki ya Pazar akşamı çıkan haksız kartlar, verilmeyen penaltılar ve en önemlisi zorla yedirilen ofsayt gollerin ardından biz ne yapalım?

 
Toplam blog
: 130
: 740
Kayıt tarihi
: 05.12.07
 
 

İlk önce şunu belirteyim; yürüme engelliyim fakat hayata pamuk ipliği ile değil, LACİVERT YÜREĞİM..