​ Oğlum ve ben / Çocuklar ve ilkler / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Ocak '12

 
Kategori
Çocuklar ve ilkler
 

Oğlum ve ben

Biz hayatta neye ihtiyaç duyarız; sığınacak bir limana. Çünkü hayat, bazen çok acımasız olabiliyor; bizden götürdükleriyle. Bunlar maddi olabiliyor, manevi olabiliyor; sonuçta biz aynı kalmıyoruz. Bu olgunluk oluyor, dışarıya göre; içeriye göre yani benliğimize göreyse bir sineye çekiş, bir vazgeçiş oluyor.

Ben böyle bir zamanımda rastladım oğluma. Hayata yeniden tutunuş gibiydi  o benim için: Şükürler olsun ki hala o yanımda: İyi… Dibe vuruşlarımda,  bulutlara çıkışlarımda benimle. Ona sarılıp, ağlayabiliyorum; katıla katıla gülebiliyorum. Tabi o böyle bir annesi olduğu için huyumdan mıdır, suyumdan mıdır bilinmez duygusal oldu: Bana benzedi yani…Tepkilerini bazen şiddetli verebiliyor: Gülerken de, ağlarken de abartılı olabiliyor; ama onun bu hallerini çok seviyorum. İşte ben diyorum: Bu dünyada yalnız değilim, ben gibi biri var hayatımda.

Hiç vazgeçmemesi yok mu; senin kendine dönmene, üzülmene fırsat vermiyor. Aslında bu çok da iyi oluyor. Bu dünyada  insan bazen kendini her şeyin hakimi, odak noktası, vazgeçilmezi görmeli; bazen de işte sen olmadan da oluyor,  çok da güzel oluyor diyebilmeli. Silkinmek, bir kendine geliş için lazım bu çünkü.

Çoğunlukla başka birini düşünmek zorunluluğu olduğundan; kabul ediyorum,  geriliyorum bu durumdan. Çok anaç değilim. Doğuştan anne doğmamışım. El yordamıyla öğreniyorum anneliği. Ama ben baskılarla kişiliksizleştirilmiş, benim boyunduruğumda bir çocuk istemiyorum. Anlamaya çalışsın; yeri gelsin kendini çatır çatır savunsun; anlatsın istiyorum hissetiklerini. Oğlum da tam öyle biri. Onun sivri yönleri bana inanılmaz zevk veriyor: Acayip haz duyuyorum bu durumdan.

Geçenlerde çılgınca dansettik; dansettik denemez tepindik. Benim cıvıl cıvıl yönümü gördü bence; çok hoşuna gitti. Babasına gösterip durdu beni. Bir insanın hamurunda ne kadar önemli olduğumu o zaman anladım. Çünkü birden yüzünün yapısı, hareketleri değişti. Daha ritmik, daha neşeli, şen şakrak oldu. Bizim içimizde, benim içimde nasıl bir enerji var bilmiyorum. Ama bir insan yetiştirmenin bana verilmiş olması; çünkü bir lütuf bu: Şükrediyorum. Ona layık olmaya çalışıyorum. Sadece bazen yetersiz görüyorum kendimi. Daha sakin yaradılışlı olmak mı lazım diye aklımdan geçmiyor değil, ama bunu düşünmek bile komik:  Hayatın okulu yok, anneliğin de… Biz çoçuklarımızı değil, onlar bizi yetiştiriyor. Ne sahibi olursan ol, ne mevkide olursan ol en önemli görev bu bence.

Bir insanı değiştirmekle başlıyor her şey. Çünkü buna önce kendimizden başlıyoruz. Sonra da evlatlarımızı yetiştiriyoruz. Zaten biyolojik olarak da buna hazırlanıyoruz.

Her şey kendi akarında gidiyor yani: Annelik, kadınlık, diğer beni ben yapan unsurlar içiçe girmişler. Hiçbiri diğeri olmadan olmuyor; olamıyor. Hepsi birbirini besliyor. Bazen biri ağır basıyor, bazen diğeri. Hayatımda  ne varsa; iyi ki varlar. Çünkü onlar ben demek; ben de onlar.

 
Toplam blog
: 58
: 484
Kayıt tarihi
: 04.01.12
 
 

Kendinin farkında olmakla başlar herşey.  Akar giderken birşeyler insan tutunmak ister hayata. Bu..