Öğrenme / Eğitim / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Nisan '11

 
Kategori
Eğitim
 

Öğrenme

Öğretmenler; bilginin, çocukların oluşumuna aktif olarak katıldığı bir süreç olmasından öte çocuklara kendilerinin verdiği bir şey olduğuna inanırlarsa daha kavratıcı olurlar. Öğretmenler bilginin, çocuklar tarafından oluşturulduğunu kabul ederlerse, çocukların bir kavramı öğrenmeleri veya bir beceriyi kazanmalarına yardımcı olacak etkinliklerle meşgul olmalarını amaçlayan yollar ararlar. Pazar ekonomisinde, bilgi ve beceri bireylerin çok değerli zenginlik kaynaklarıdır. Bu da, eğitim sisteminin, sürekli öğrenme ve uyum sağlama yeteneğine odaklanması gerektiği anlamına gelir. Bunu gerçekleştirebilmek için, gelişmekte olan ülkelerin çoğunda geçerli olan öğretme yaklaşımları önemli ölçüde değişmelidir. Kısa sürede büyük çaplı değişiklikler yapmak o kadarda kolay olmayabilir. Ancak değişim sürecini başlatmak önemlidir. Eğitimde reform girişimleri, kullanılmakta olan öğretim programlarını sorgulamak için bir katalizör görevi olabilir. Öğrenme süreçlerinin yenilikçi yöntemlerini anlamak için, öğrenmenin doğası ve öğrenme sürecinin üç farklı yönü vardır: 

1. Gerçek Öğrenme: Bilgi en iyi kullanıldığı zaman öğrenilebilir. Bu da öğrenim deneyimlerimizi gerçek yaşamda kullanmak anlamına gelir. Matematik artık günümüzde sayısal aktivitelerle ve soyut bir şekilde öğretilmelidir. Çocukların öğrenmelerine anlam verebilmeleri için matematiği neden öğrenmeleri gerektiğini idrak edebilmelidir. Öğretmenlerin ise sürekli olarak gerçek yaşamdan olayları yansıtan örnekler vermelidir. Dil fonksiyonel olmalıdır. Yazma becerilerini de kapsamalıdır. Günlük iletişim sağlanmalıdır. 

2. Bütüncül Öğrenme: Bilgi bir ilişkiler yumağıdır. Bir kavram içindeki değişik öğeler ve kavramlar arasında ne kadar çok bağlantı kurabilirsek, bilgimiz o kadar derinleşir. Öğretmenlerin yenilikçi olmalarını ve belirli derslerde verilen kaynaklardan başka bilgiler de edinmelerini sağlayacak etkinlikler geliştirmeleri gerekir. Bütüncül öğrenmenin bir örneği;” Market Reyonu” kurmak gibidir. Bir konunun seçilerek dil, matematik ve yurttaşlık bilgisi derslerinden gereken şekilde yararlanmaktır. 

3. Aktif Öğrenme: Aktif öğrenme, öğrencinin dikkatini öğrenme etkinliklerine odaklayarak ve kavramlarla konular arasında ilişkiler kurmak amacıyla bir şeyler yaparak öğrenme sürecinin yürütülmesi gerekir. Öğrenciler sınıf içi bilişsel ve fiziksel katılıma teşvik edilir. Bunun anlamı, öğretmenlere yeni bir görevin yüklenmesidir. Bu da rehberlik etmek ve yol göstericiliktir. Bu şekilde öğretmen arzulanan hedeflere ulaşmak için yapılacak planlamaya daha fazla zaman ayırabilir. Öğretmenler, sadece destekleyici bilgi değil sınıf içinde aktif öğrenmenin kullanılması sürecini de anlayacaklardır. Uluslar arası pazarda nitelikli insan faktörü en önemli rekabet unsuru haline gelmiştir. 

Öğrenme Yeteneği. Başarı ile başarısızlık arasındaki farkı oluşturan durum, öğrendiğimiz zevkler, acılar, umutlar, korkular, beceriler ve becerisizliklerdir. Nasıl öğreteceğimiz, ne öğreteceğimiz kadar önemlidir. Davranışın değişmesi demek olan öğrenme olayı hiç kuşkusuz denenmiş, geçerliliği saptanmış bilimsel yöntemler sayesinde gerçekleşebilecektir. Beden ve zihin bakımından öğrenmeye hazır olmayan bir çocuğa bir şeyler öğretmeye kalkışmak, boşuna bir uğraştır. Öğrenmek; amaca yönelmiş bir etkinliktir. Çocuk yeni bilgileri öğreneceğini bilir ve kavrarsa öğrenme daha verimli olur. Övme; öğrenmede en etkili yoldur. Herhangi bir ilgi, hiç ilgilenmemekten, ilgisiz kalmaktan daha iyidir. Çocuklar her zaman kendileri için önemli olan şeyleri öğrenirler. Kendileri için az önemli olan ve büsbütün önemsiz olan şeylerden başarı gösteremezler. Çocuk kendisi ve çevresi ile ilgili yeni şeyler öğrendikçe ufku genişleyecek ve daha geniş bir çevrenin sorunları onun da sorunu olacak ve böylelikle öğrenme isteği doğacaktır. Çocuk öğrenme tekinliklerine katılmazsa, ona yardıma geçmeden önce nedenlerine inmemiz gerekir. Öğrenmek istemeyen çocuk genelde huzursuz bir çocuktur. Bu gibi çocuklar cezadan çok inandırılmaya muhtaçtır. Çocukları oldukları gibi kabul etmeli ve onarla bütün diğer çocuklardaki en iyi yönleri kendinde toplanmış bir çocuk gözü ile bakmayıp, kendilerine özgü yeteneklerini geliştirmelerine yardımcı olmalıyız. Çocuğun “kendisi” değil de “ başka birisi” olmasını istemekle, onların karşısına gereksiz engeller koymuş oluruz. Çocuğun bir şeyi öğrenmesi için, seyirci kalması yetmez. O işe fiilen katılması gerekir. Bir konuya ne kadar etkin olarak katılırsa, o kadar iyi öğrenir. 

İyi bir öğretmen kendi konuşacağına her fırsatta soru sorar, konuşturur, ezberleteceğine çözüm önerilerini alır. Öğrenme, çocuk konuya ilgi gösterdiği ve kendini ona odakladığında gerçekleşir. Öğrenme uzun soluklu bir iştir. Öğrenilen şeyler uygulamaya açık olmalıdır. Çocuğu önce tanımalı, tüm yetenek ve becerilerini bilmeliyiz. Buna rağmen ne öğreteceğimizi tespit etmeliyiz Öğrenmeye acıktırmalıyız. Öğrenmenin önündeki engelleri kaldırmalıyız. 

 
Toplam blog
: 154
: 861
Kayıt tarihi
: 25.01.10
 
 

Rize nin Çamlıhemşin ilçesinde doğdum. 1969 yılında ilkokul,1972 yılında ortaokul,1975 yılınd..