Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Nisan '11

 
Kategori
Eğitim
 

Nimet Çubukçu'ya duyurulur!

Nimet Çubukçu'ya duyurulur!
 

NİMET ÇUBUKÇU'YA DUYRULUR!


SAYIN NİMET ÇUBUKÇU’YA… 

Bu günkü yazımı bana gelen şikâyetlerden birine ayırdım arkadaşlar. Çünkü sorunları bir yerlerde katlanıp içlerinde isyanı oluşturuyor. Hepsine hak veriyorum. 

Bakın, öğretmen olan ve öğretmenliği vatan aşkı misali kendine görev bilmiş, mesleğinde özveriyi katık etmiş bir evladımızın isyanı bu! Öyle ki görevine aşık ama onu gerektiği gibi yapamıyor olmanın bir o kadar da acısını çeken bir vatan evladı… 

Ona siyasetçiler söz vermişler ama yerine getiren olmamış. Hala da olmasını bekleyen, yüreği öğrencileri için çarpan tek isteğinin “kadrolu öğretmen” olduğunu belirten tertemiz bir evladımız! 

Burdan Sayın “NİMET ÇUBUKÇU”YA sesleniyorum… Ne olur verdiğiniz bu sözleri unutmayınız ve bu feryatları duyunuz! Biliyorum ki sizler de sorumluluk sahibisiniz ve bu evlatlar hepimizin! Hele ki görevini kutsal duygularla yapanlara saygımız daima sonsuzdur! 

Bana gönderdiği içten yazılan bu feryadı sizlerinde içi acıyarak okuyacağınızdan eminim! 

-“Sözlerime nasıl başlayacağımı dahi düşünemiyorum. Çünkü bizlere yıllardır kadro sözü veren ve bizi bu yıl daha da çok umutlandıranlar sayesinde, kadrodan başa bir şey düşünemez hale getirdiler. Hem de bu sözleri verenler kim biliyor musunuz? 

-Eski MEB’nı Hüseyin Çelik, yeni MEB’nı Nimet Çubukçu, müsteşar ve yeni AKP milletvekili aday adayı Salih Çelik, MEB Personel genel müdürü Necmettin Yalıçın v.b... 

-Şimdi soruyorum; siz bu kişilerden kadro verileceğini televizyonda izleyip hatta eş durumu ve atama kılavuzlarında; 

"Sözleşmeli öğretmenlerden 3 yıl hizmet süresini dolduranlar kadroya geçirilecektir, çalışmalarımız hızla devam etmektedir" ifadesini okuyup da umutlanmaz mıydınız? 

-Ama bu hız nasıl bir hızsa 3 yıl oldu hala kadro yok. Galiba kaplumbağa hızını dediler ama biz anlamayadık özür dileriz. Sayın Bakanlarım, müsteşarım ve müdürüm! 

-Konuya girdik ya devamı getireyim… Hepimizin sevdiği, saydığı bir öğretmen olmuştur… Olmamışsa bile bizi bugünlere getiren bir öğretmenimiz mutlaka vardır. Çünkü bu yazıyı okuyorsanız eğitimle ilgilenen, ülkenin yararına çalışan bir kişisiniz demektir. 

-Bize diyorlar ki; kadrolu öğretmen ile aranızda hiç bir fark yoktur… Neden bu kadar “kadro” diyorsunuz? 

-Ücretleriniz hemen hemen aynı değil mi? 

-Her şey para değildir, özellikle “öğretmenseniz”. Bir ben, bir de Allah bilir kaç öğrenciye maddi ve manevi destekte bulunduğumu… Evde mesai yaptığımı, birine kızdığımda keşke kızmasaydım diye uyuyamadığımı... 

-Hangi meslek gurubunda sözleşmeli misiniz diye soruyorlar? 

-Hangi meslek grubunda sözleşmeli deyince işlerini yaptırmaktan kaçıyorlar? 

-Veli gelip kadrolu öğretmene öğrencimi veririm, yedek öğretmene ben öğrencimi vermem diyor yüzünüze karşı? 

-Bu durumda psikolojimizi bir dakika olsun düşünsenize? 

-Bizler için en sık karşılaştığımız ve en ağır olanı da bu; 

-Müdür, toplantılarda “arkadaşlar şu formları doldurun, üzülerek söylüyorum sözleşmeli arkadaşlar doldurmayacak" dediğinde halimizi düşünün… Sanki kadrolu arkadaşlarımız öğretmen ama bizler değiliz... 

-Bir arkadaşınız” Yöneticilik sınavına giriyor musun?” dediğinde, içiniz kan ağlayarak bir daha söylüyorsunuz; 

-"Ben “SÖZLEŞMELİYİM” hakkım yok..." 

-Yani kendi okulunuzda vekâleten bile olsa müdür olamıyorsunuz. Tek öğretmenli yerde bile müdür yetkili olamıyorsunuz. Okulun işlerini mi kim yapıyor? Başka büyük bir okulun kadrolu müdürü ya da zorla siz yapıyorsunuz. Yoksa sözleşmeniz feshedilir. 

-Veya tayin döneminde bütün arkadaşlarınızı tayin telaşı sararken, sizde en ufak bir kıpırdanma yok! Veya arkadaşlarınız dalgasına size “şuradaki ağaç kuruduğunda bile tayin isteyemeyeceksin, okulun demirbaşı olacaksın” dediğinde düşünün durumumuzu... 

-Sohbet sırasında öğretmen misiniz diye sorulduğunda artık evet demeye korkuyorum… Çünkü hemen sözleşmeliysen daha tam öğretmen değilsin denildiğindeki durumu düşünüyorum! 

-Bizler geleceğimizi düşünemezken, nasıl olur da okutacağımız öğrencilerimizin geleceğini düşüneceğiz? 

-Bunlar bitki mi de, ilerisini düşünmeden sadece suyunu verip, kırılıp kırılmayacağını düşünmeyelim? Bunlar ve sayamadığım birçok şey ile sizce eğitim süreklidir denilen bir ülkede kadro öğretmenin hakkı değil mi? 

-Sınav diyorsanız bizler de girdik KPSS denilen sınava… Bizler de aldık puan… Ama kadrolu atanan arkadaşımdan 0.1 puan az aldım suçum bu! Daha çok şeyler var ama kafanızı fazla yormak istemem… 

-Eğer azıcık çocuğunuzun eğitimini, ülkenin geleceğini düşünüyorsanız soruyorum sizlere KADRO bizim hakkımız değil mi? 

-Yazan sözleşmeli…. Dikkat edin öğretmen demiyorum sözleşmeli… Çünkü öğretmenin sözleşmelisi olmaz... 

Evet, sevgili okurlarım, bu yazıyı hepinizin duyarlı bir şekilde okuduğunu biliyorum ve mutlaka sisteme isyan ettiğinizi de tahmin ediyorum. Bu kadar kendini öğretmenliğe adayan bir evladımızın çektiği sıkıntılar da ortada… Tek dileğim bu feryadını tüm yetkili kişilerin duyması… Haklı isteğinin o ve onun gibi bu sorunu yaşayanların, bir an önce verilen sözlerin yerine getirildiğini görmektir. 

Hak edene hak ettiğini vermek, bana göre insanlığın faziletlerinden biridir! 

 
Toplam blog
: 76
: 720
Kayıt tarihi
: 26.04.09
 
 

Kendi halinde, düşünmeyi/yazmayı seven  biriyim. En çok değer verdiğim konu ise herkesin bilinçli..