Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Kasım '08

 
Kategori
Öğretmenler Günü
 

Öğretmenim, canım Öğretmenim "Seni çook özledim."

Öğretmenim, canım Öğretmenim "Seni çook özledim."
 

Canım öğretmenim, ben ve annem


Hz. Ali ne güzel söylemiş. “Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum.”

Türk alfabesin de 29 harf olduğuna göre bana Türk alfabelerini öğreten ilkokul öğretmenime 1160 yıl köle borçluyum.

Bana a, b, c diye öğreten öğretmenim.

Efendim ben Ankara’nın Bahçelievler semtinde bulunan Hasan Ulubatlı İlköğretim okulunda okula başladım. Fakat okula daha yeni başlamıştım ki, babama Yenimahalle de ki lojmanlar çıkınca orada bulunan Güven ilköğretim okuluna devam etmek zorunda kaldım.

O zamanlar okulun öğrencileri az olmasından mıdır nedir tek tedrisatlıydı. Sabah 9.00 da girerdik öğlen 12,00 de yemek paydosu verilirdi. 13.00’de okula girer 15.30’da çıkardık.

Okuldan en son ben çıkardım. Öyle zannediyorum ki müdürümüz beni takip eder benim çıktığımı gördüğü an okulda kimsenin kalmadığını o zaman kanaat getirirdi.

23 Nisan müsamerelerine hazırlanıyordu sınıf. Ben de arka sıralardan arkadaşlarımı izliyordum. Öğretmen beni gördü. “Sen niye orada oturuyorsun gel buraya dedi.” Gittim. "Sen arı olacaksın" dedi. Ve ben arı oldum.

“Arı vız vız vız, Eşek arısı”

Birinci sınıftan o kadarını hatırlıyorum. O kadar çok zaman oldu ki. Tam 42 yıl olmuş. Sonun da 23 Nisan’da okulumuz da müsamere salonu olmadığından komşu ilkokulun müsamere salonun da gösterimizi sunduk. Keşke o zamanlar da video olsaydı da babacığım çekseydi. Ben de o zamandan kalan görüntüleri size gösterebilseydim.

Yanda gördüğünüz fotoğraf o günden kalma öğretmenim ve annemle birlikte çektirmiştik. Hey gidi günler hey. Neydi o günler.

Ve o günlerden bir anı. Hem de utanılacak cinsten. Hatırladığım kadarı ile okullar Haziran’ın ilk haftasında kapanıyordu. Anneler günü de geçmiş ben halen okumayı söküp göğsüme kırmızı kurdeleyi takmamıştım. Öğretmenimiz okumayanları tahtaya kaldırdı. Hatırlamıyorum ama tahtaya iki ya da üç kişi kalkmıştık. Öğretmenimiz okumayanları geçirtmeyeceğini söyledi. Ben korktum. Aileme nasıl cevap verebilirdim. Ertesi günü bir hırs geldi bana hiç sormayın. Okuyacağım diye parmağımı kaldırdığım da öğretmenim beni yanına çağırdı. "Gel buraya" dedi. “O zaman oku bunu.” Ben kusursuz okumuştum. Benim için çekmecesinden sakladığı kırmızı kurdeleyi çıkarttı ve göğsüme taktı. İki yanağımdan öptü. Benim öğretmenimden aldığım ilk ödül bu oldu. O günü hayatım boyunca hiç unutamam.

Öğlen tatilin de her zaman eve geç giden ben zil çalar çalmaz soluğu anamın yanın da almıştım. Hem de apartmanın merdivenlerini üçer, üçer çıkarak. Annem de ne oluyoruz deprem mi oluyor deyip dairenin kapısını açtığın da karşısında beni görür.

“Anneciğim ben okudum, okudum. İşte kurdelem.”

Bir 24 Kasım günü daha geldi. Böyle önemli bir günde öğretmenimin öğretmenler gününü kutlamak isterdim. Öğretmenim o yıl 30 yaşında olsa şimdi 72 yaşında olur. 40 yaşında olsa 82 yaşında olur. Kim bilir belki rahmetli olmuştur, belki de saçları beyazlamış emekli günlerini yaşıyordur. Ya da elin de eski fotoğraflara bakıyordur. Onunla çektirmiş olduğum bu fotoğrafın bir benzeri onda da vardır. Fotoğrafımı görünce içinden geçirmiştir kim bilir. “Benim en son okuyan öğrencim” demiştir.

Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum.

Onlar bir harf değil çok şey öğrettiler. Hayatımız da bize faydalı olacak her şeyi.

Bana Atatürk’ü öğrettiler. Selanik’te 1881 yılında doğduğunu, annesinin Zübeyde Hanım, babasının Ali Rıza Bey olduğunu. Savaşlarını, devrimlerini, inkılâplarını da…

Çarpım tablosunu da, trigonometriyi, entegrali de…

Bana sevgiyi öğreten de şiir yazmayı, kompozisyon yazmayı da…

Ben onlar için köle olsam bile az.

Teşekkür ederim canım öğretmenim.

Çünkü sizin öğrettiklerinizi, Atatürk sevgisini, öğretmen olmasakta bizden sonra gelecek kuşaklara çocuklarımız torunlarımıza iletmeye kendimize vazife edindik.

24 Kasım öğretmenler gününüz, hepinize kutlu olsun!

 
Toplam blog
: 540
: 3176
Kayıt tarihi
: 02.01.07
 
 

Hiç bir motorlu araca binmeyi sevemedim. Daha doğrusu sevdiremediler. Onun yerine iki tekerlekli ..