- Kategori
- Eğitim
Öğretmenlikte paradigma değişikliği kesinlikle zorunludur!
1900’lü yılların ortalarına kadar okullar güçlü birer etki merkeziydi. Neredeyse bütün öğrenmeler okullarda gerçekleşiyordu. Ezber eğitim yapmalarına ve geleneksel yaklaşımı sürdürmelerine karşın öğretmenler, çok zorlanmadan öğrencilerine bilgi yükleyebiliyordu. O zamana kadar müfredatı, okulu ya da öğretmeni eleştirmek kimsenin aklından geçmiyordu. Okul kuralları kutsal birer yasa maddesi gibiydi. “Okulu kırma” deyimi henüz öğrenci sözlüğünde yer almamıştı.
20. yüzyılın ortalarına doğru teknolojide meydana gelen hızlı gelişmeler farklı ilgi alanları yarattı. Zamanla her türden televizyon kanalı, bilgisayar ve tablet gibi araçlarla internet ve değişen sosyal hayat yeni ve güçlü birer öğrenme kaynağı oldu. Bu farklı öğrenme kaynakları ve yeni teknolojik araçlar giderek artan oranda okula olan ilgiyi azalttı. Her yıl daha çok sayıda öğrenci okulun kapsama alanından çıktı. Öğretmenler, yana yakıla eski öğrencilerini arar oldu.
Geçen yüzyılın ortalarından itibaren şiddetle hissedilen bu olgu, öncelikle teknolojiden erken yararlanan toplumlarda ezber öğrenmeleri zora soktu. Bunun sonucu olarak, klasik müfredatların beklediği başarı şaşırtıcı biçimde düştü. Okulların öğrenci üzerindeki etkisi kaygı verecek düzeye indi ve öğrencileri güdüleme işi ağırlıklı olarak okul dışı etkenlerin kontrolüne geçti.
Büyük sancılara neden olan bu gelişme eğitim bilimcileri yeniden düşünmeye zorladı. Kapsamlı inceleme ve araştırmalar yapıldı. Mevcut eğitim yaklaşımları ağır biçimde sorgulandı. Öğretim programları tekrar tekrar gözden geçirildi. Gelişmeye kaynaklık eden nedenler birer birer saptandı ve günümüze ışık tutan şu yargılara varıldı:
1. Öncelikle geleneksel öğretmen merkezli ezber eğitim vakit geçirilmeden terk edilmeli, bunun yerine öğrenci merkezli eğitim bütün kurallarıyla hayata geçirilmelidir.
2. Öğretim programları öğrenci merkezli olarak yeniden yapılandırılmalıdır.
3. Teknolojinin hayatı etkilemesi ve bunun sonucunda öğrenci tutumunun değişmesi kesinlikle yadırganacak bir gelişme değildir. Söz konusu gelişme ve değişmeler bundan sonra da artarak sürecektir. Bu bağlamda eğitim hayatı bu gelişme ve değişmelere uygun olarak, öğrenci lehine daha sık güncellenmelidir.
4. Bunun için okullar ve öğretmenler kendilerini güncellemeli ve değişim karşısında duruşlarını yenilemelidir.
5. Bilgisayar, tablet ve diğer araçların çocuklara yasaklaması yerine, bilimsel araştırmalara göre kullanma süreleri planlanmalı, ders programlarının öğrenme içerikleri bu araçlara uyarlanarak öğrencilere sunulmalıdır.
ÖĞRENCİ MERKEZLİ EĞİTİM ZORUNLUDUR
Yukarıdaki saptamalara göre öncelikli iş öğrenci merkezli yaklaşımın tam olarak hayata geçirilmesidir. Öğrenci Merkezli Eğitim, öğretmenin rehberliğinde, öğrencinin tüm öğrenme etkinliklere aktif biçimde katılması ve motivasyon içinde yaparak, yaşayarak öğrenmesidir. Öğretim programları doğru düzenlenmiş ise, yaparak yaşayarak sağlanan bütün öğrenmeler hem nitelikli hem de kalıcı olmaktadır. Nitelikli ve kalıcı öğrenmeler yeni hayatın gerektirdiği temel kazanımlardır. Bu kazanımlara sahip olmayan insanların bundan sonraki süreçte hayatı yönetmeleri giderek zorlaşmaktadır.
Özetlemek gerekirse, öğrenci merkezli eğitimi zorunlu kılan nedenlerden biri nitelikli ve kalıcı öğrenmeler sağlıyor olmasıdır. İkinci önemli neden ise çeşitli etkenlerle kuşaklarda yaşanan büyük değişimdir. Yeni kuşaklar artık arkaya yaslanıp, saatlerce öğretmenlerin bilgi aktarmasına bayrak açmaktadır ki sonuna kadar haklıdırlar.
Bu iki hayati nedenle öğrenci merkezli eğitim artık bir zorunluluktur. Ne var ki “geleneksel öğretmenlik” mirasımız ve bunu pekiştiren öğretmen eğitimi biz eğitimcileri öğretmen merkezli olarak etkili biçimde formatlamaktadır. Zamanla pek çok alışkanlıkla daha da katılaşan bu formatı terk etmek tam bir paradigma değişikliğidir ve elbette çok kolay değildir. Ancak bu değişikliği zorunlu kılan somut bir gerçekle karşı karşıya bulunmaktayız. Paradigma değişikliğini beceren öğretmenler ve okullar işlerini mutluluk içinde, başarıyla yürütürken, öğretmen merkezli tutumu tam gaz sürdürenlerin işi giderek zorlaşmakta, başarıları da giderek düşmektedir.