- Kategori
- Eğitim
Okullarda yakın tarih öğretilmiyor

Ülkemizde eğitim sisteminin ne durumda olduğu ortada. Bana göre sistemdeki en büyük eksik, yakın tarih eğitimi verilmemesidir. Sadece Türk tarihi değil, Dünya da yakın geçmişte yaşanmış gelişmeler, orta eğitimde ders olarak verilmelidir düşüncesindeyim. Özellikle siyaset tarihi… Neden mi? Bugün orta öğretimde yakın tarihe ilişkin, sosyal bilimler içerisinde geçen Vatandaşlık, İnkılap tarihi vb. dersler verilmektedir. Bu dersler sadece Türkiye’nin Cumhuriyet süreci tarihini kısa olarak ele almakta ve devlet yapısını tanıtmaktadır. Bu da tamamen ezbere dayanmaktadır. Oysa ki, Cumhuriyet’in kurulma aşamasında yaşanan olaylar, “Şu Çılgın Türkler” kitabında olduğu gibi bir dil ile aktarılsa, eminim zihinlerde daha fazla kalacaktır. Bunun yanında yakın tarih eğitimi, Cumhuriyet’in kurulma sürecinde donmuştur. Bundan sonra yaşanan gelişmeler, İnönü dönemi, örneğin Kıbrıs Barış Harekatı vb. yakın geçmişte yaşanan olaylar eğitim sistemimizde yeterli düzeyde yerini alamamıştır. Türkiye yakın tarihi açısından en büyük eksik, siyaset tarihinin ders olarak verilmemesidir. Bugün tüm genç nesil, siyasi hayatta yaşanmış gelişmeleri, bir takım siyasilerin açık oturum konuşmalarından, kulaktan dolma bilgilerle öğrenmektedir. Oysa ki belgelere dayalı bir siyasi tarih eğitimi, akıllarda geçmiş ve bugüne uzanan siyasetin seyri hakkında somut bilgiler bırakacaktır. Örneğin Adnan Menderes neden, nasıl asılmış, 1980 ihtilali nasıl olmuş, ne gibi olaylar nasıl çıkartılmış gibi konular, yeni nesil tarafından yüzeysel olarak bilinmektedir. Onu da çevresinden veya medyadan taraflı olarak öğrenmektedir.
Yakın geçmişte Dünya’da yaşanmış bir çok olay da eğitim sistemimizde yer almamaktadır. 2. Dünya savaşı, sonrası, ABD-Japonya savaşı, Hiroşima katliamı, Irak-İran savaşı, Rusya’nın nasıl, neden parçalandığı vb. bir çok olay da, genç nesil tarafından kulaktan dolma bilgilerle olmadan öğrenilmekte veya sistematik olarak öğrenilememektedir. Örneğin bugün Filistin’de yaşanan katliam hepimizin tepkisine neden oluyor. Ancak bir çoğumuz, Yahudilerin bu bölgeye nasıl ve ne zaman geldiklerini, nasıl yayıldıklarını ve devletliklerini ilan edip Filistin’i işgal ettiklerini bilmiyoruz. Ancak açıkoturum konuşmalarından öğreniyoruz. Gerçekten tarih bugünün aynasıdır.
Geçmişini bilmeyen, geleceğini planlayamaz. Öngörüler geçmiş deneyimlerin sonuçlarına göre tespit edilebilir. Bu anlamda, gerek ülkemizin, gerekse de komşu ve dünya ülkelerinin yakın tarihlerini, sosyal ve siyaseten bilmek, büyük bir öneme sahiptir. 1980 öncesinde yaşanmış iç olayların gelişimini yeterli düzeyde öğrenen bir birey, gelecekte babalarının düştüğü hatalardan geri durabilir, aynı oyunlara düşmeyebilir. Bizim ülkemiz bu halde iken, Avrupa ülkeleri geçmişlerini pusula ederek, geleceğe yönelik çok uzun vadeli planlarını yapabilmektedirler. Hal böyle olunca da, bizler hazırlanmış senaryoların oyuncuları görevinden başka bir şey yapamamakta ve sadece senaryoya itiraz mırıltıları çıkartabilmekteyiz. İşte bu nedenlerden dolayı, Türk eğitim sisteminin, yakın tarih ve siyaset tarihini, objektif ve belgeli olarak içermesi gerektiği inancındayım.