​ Okunmak amaçlı yazılmamış yazılar / Deneme / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Eylül '10

 
Kategori
Deneme
 

Okunmak amaçlı yazılmamış yazılar

Ernest Hemingway baba der ki;

"Herkes okunmak için yazar. Ancak hiç kimsenin bilmediği şeyler hakkında hiç bir şey diyemem."

Yani diyor ki; öyle "Benim yazmaktaki amacım okunmak değil, stres atmak(!), rahatlamak (!) vs" gibi açıklamalar yapan bir milyon kişiden ortalama 999.999'u düpedüz yalan söylüyor. Yalan söylüyor arkadaşım. Aynen bunu diyor işte. Ben öyle anlıyorum ve de hak veriyorum. Çok doğru söylüyor.

Şimdi bu konu hakkında neden yazmak gereğini duyduğum sorulacak olursa eğer açıklayayım; internette biraz önce bana denk gelen bir yazı yüzünden bunu yazmaya gerek duydum.

Bir beyfendi blog yazısında "bloglarınızı nasıl daha çok okunur? Blog yazarken nelere dikkat etmelisiniz?" gibi konuları belirtmiş. Bu yazıyı yabancı kaynaklardan da derleyerek anlatmış bir güzel. Yazı hoşuma gitti. Tam tavsiye edilecek bir yazı. Yazının altında da çokça yorum var doğal olarak.

Ama yorumları okuyunca inanamadım. Birçoğunda şuna benzer şeyler söyleniyor; " Efendim, benim amacım sadece stres atmak(!) Okunup okunmadığım önemli değil. Amacım rahatlamak". "Hadi ya!" dedim içimden. Demek koskoca yazar yanlışçı, sen doğrucusun? Bir eser yazarak yapamadığını basit, bulunması kolay, küstah bir ifadeyle yapacaksın. Kısa yoldan farklı olacaksın yani diğer insanlardan, öyle mi? Okuyanlar da güya diyecek ki; "Vay be. Ne büyük bir insanmış ki; biz, bütün dünya umrunda bile değiliz. Biz hepimiz yükselebilmek, kameraya merhaba diyebilmek derdindeyken o hepimizden çok farklı. Kimbilir nasıl bir yaşam tarzı var. Kimbilir nasıl engin bir gönlü var ki günlük hayatın sıkıntılarını ya da doğuştan gelen derin bir sıkıntıyı sadece yazarak bertaraf edebiliyor!" ve devam edecek düşünmeye okuyanlar; yani biz, şu şekilde; "Biz zavallılar ise bir bakalım hele yazdıklarına o acaba nasıl rahatlıyor. Hele bir anlayabilelim ondaki saygı duyulası mekanizmayı"

Ve biz böyle ezilesi halleri yaşarken sen de öylece çekip gideceksin öyle mi? Hiç de değil. Sen bahsettiğim olasılıkları hesaplayarak söyledin zaten o cümleyi. O cümlen ve ondan önce bütün yazdıkların... Sadece reklam amaçlıydı. Yani bizim yaptığımız gibi. Büyük çoğunluğun yaptığı gibi. Ama farkın; dürüst olamamak oldu. Mesela ben bazen diyorum; "amacım okunmak ve takdir edilmektir" diye. Ama sen demedin, bunu kabul edebilmeyi yenilgi saydın.

Bunu söylemendeki amaç büyük ihtimalle böyle. Sen benim birinci grubumdasın.

Kendi çapımda, "okunmak için yazmadım" diyen bir milyon yazarı üç gruba ayırdım.

1inci Grup: 900 000 adet

2inci Grup: 99 999 adet

3üncü Grup: 1 adet

Şimdi diyebilirsin ki; ben ikinci gruptayım. Onlar kim peki, biliyor musun? Onlar "Yazmanın kendilerini rahatlattığını, streslerini atmalarını sağladığını" söyleyen ama rahatlamayı sağlayan düşüncenin büyük ihtimalle "Çok güzel yazdım. Umarım çok okunulur ve takdir edilir" düşüncesi olduğundan haberi olmayanlardır. Ama ben onlara söylüyorum; siz de bilin, "sizi rahatlatan şey aslında bu düşüncedir!"

Gelelim yine sana. Eğer üçüncü gruptayım diyorsan. Senden bir adım geri kaçarım. Belki de topuklar kaçarım belli olmaz. Bunu derken iyi düşün, çünkü sen aslında bir uzaylı olabilirsin, paranoyak bir şizofren de olabilirsin. Ya da ölümcül bir depresyon atlatıyorsun. Ya da aşkı kişiliğini kaybedecek derecede yaşıyorsun, için volkanlar gibi kaynıyodur. Ya da ... Ne? "Günlük yazıyor ya da hatırlatma notu tutuyor olamazmış mısın?" Güldürme beni. Günlük yazanlar (bilinen tamamı) tekrar okuyabilmek için yazarlar. Ve bu durum şu ana kadar saydıklarımdan da derin bir okunabilme isteğini gösterir. Çünkü günlük yazan bir insan, benliğindeki kabuk değiştirmeye, metamorfoza, ölüp yeniden dirilmeye ya da, kendi eski ve yeni benlikleriyle şahit olmak isteğinde olabilir iyi bir ihtimalle. Diğer ihtimallerde de yine hep kendi tarafından okunmak olur amaç.

Önce yazıp sonra sobaya mı atarsın? Önce yazıp, anında sobaya atan bir insan çıkıp da "okunmak için yazmadım" derse yüzde doksan doğru öylüyodur. Yüzde on mu? Doğru, yüzde on... O yüzde on'u da "radikal bir satanist olup, yazdıklarının ateş" tarafından okunacağını düşünenler için bıraktım.

Demek hala ısrarlısın. "Hiç okumadan sobaya atarım" amacıyla yazacaksın. Milyonda bire girmek için demek bu kadar iddialısın? Sana hatırlatayım: soba bulamazsan eğer, "paramparça yırtsan" ya da "ne yaptığını tamamen unutsan" da kural geçerlidir. Sonuç benim de birazcık bildiğimi zannettiğim yere çıkacaktır.

Zorlandığını, acı çektiğini gördükçe bizi hatırla.

Bizi hatırla dostum, sana bol şans...

 
Toplam blog
: 36
: 1054
Kayıt tarihi
: 26.08.10
 
 

1983 Ankara doğumlu olan yazar, evli ve bir çocuk babasıdır. ..