​ Olan Bozulur, Bozulan Küllerinden Doğar mı? / Eğitim / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Eylül '16

 
Kategori
Eğitim
 

Olan Bozulur, Bozulan Küllerinden Doğar mı?

Olan Bozulur, Bozulan Küllerinden Doğar mı?
 

OLUŞ VE BOZULUŞ

Bu eser; İbni Sina’ya ait. Kısaca canlılar önce olurlar, sonra bozulurlar diyor. Oluşun aşamaları olduğu gibi bozuluşun da aşamaları var. Bir şey adım adım, aşama aşama oluşurken aynı zamanda aşama aşama bozulmaya doğru yol alıyor. Toplumlar da böyle...

Toplumlar medeniyetin zirvesine çıkıyor, insan ve insana ait ne varsa en yüksek aşamaya eriştirdikten bir süre sonra aynı hızda bozulmaya yüz tutuyor ve bozuluyor. Bozuluşu ve oluşu hızlandıran katalizör görevi yapan unsurlar ortaya çıkıyor ve bu oluş ve bozuluşu hızlandırıyor. Anadolu’da oluş aşamasında isimleri zikredilmeyen bir sürü kahraman bedenlerini hiçe sayarak oluşa hizmet ederken aynı coğrafyada yirminci yüzyılın başlarından itibaren hatta belki de daha önce bozuluşa hizmet eden gizli veya alenen ve apaçık unsurlar bu bozuluşu hızlandırıyor. Batı’dan insanlar akın akın İslam’a döner, kendini ve kendiyle birlikte İslam’ı keşfederken, İslam coğrafyasında yaşayanlar da akın akın Hıristiyanlaşmaya, Hıristiyan gibi yaşamak için can atıyorlar. Kur’an-ı Kerim’den ayetler dinleyen bir Alman, Amerikalı, Avustralyalı veya bir Rus hüngür hüngür gözyaşlarına boğulurken, bizler yüzyıllardır bu hazinenin içinde yolumuzu şaşırıyor olmamamız toplumsal bozulmaya hızla yol almakta olduğumuzun işaretleri değil de nedir? Bizim toplumu bu yola aşama aşama iten katalizörlerimiz var; Bu katalizörler en basın ve medya araçlarından başlıyor, kendimizden kendi değerlerimizden hızla uzaklaşıyor, kişisel ve bu dünyaya ait çıkarlarımızı, dünyalık beklentilerimizi, İslami göstermeye, hatta çoğu zaman din adına günahlarımıza kılıf uydurmaya çalışalım, bu sadece bozulmayı hızlandırmayı artırmaktan başka bir işe yaramıyor. Türk dizileri ve yarışma programlarının da bu konuda hatırı sayılır etkisi olduğunu itiraf etmeliyiz. Birçok açıdan  bakıldığında bu topluma atom bombasının veremeyeceği zararlar son yirmi yıldır Mehmet Ali Beyler, onların avenesi ve onların patronları verdi vermeye de devam ediyor.

Şey ve Tan dergileri ve öncesinden başlayan süreç hızla devam ediyorken, diğer taraftan Şeytan ile (Amerika İran’ın deyişi ile en büyük şeytandır. Ne yazık ki en fazla Hıristiyanlığa geçen ülke vatandaşları İran coğrafyasındandır) iş tutup mutlu mesut olacağını düşünen İslami topluluklar var, vardı. Bir varmış, bir yokmuş derken yokmuş ağır basıyor gerçekler önce masal olup yokmuş oluyor, olabiliyor. Hayırlısı…

 
Toplam blog
: 2271
: 163
Kayıt tarihi
: 15.10.14
 
 

Bugünün doğrusu yarının eğrisi, dost görünenler düşman ve herşey aslında zıddı olabilir. Büyük ih..