​ Oldu da bitti maşallah ! / Haber / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Mart '07

 
Kategori
Haber
 

Oldu da bitti maşallah !

Oldu da bitti maşallah !
 

Bir hafta kadar önce, Barzani ve Talabani hakkında bir yazı yazmıştım. Barzani Bey’in, “Türk Ordusu Kuzey Irak’a girerse çiçekle karşılamayacaklarına dair” malum ve meş’um demecini kendimce yorumlamıştım. Ve bu yazıma gelen tepkilerin küçük bir bölümünde, maalesef, ırkçılık yapmakla ve dilimin altındaki baklaları çıkarmayıp, saklamakla itham edilmiştim. Şimdi, bu suçlamaları insafsızca yönelten okurların son gelişmelerden sonra, gerçekten de yine aynı kanaatte olup-olmadıklarını, çok merak etmekteyim.

Sayın Barzani Bey’den önce, malum partinin bir il başkanı buyurdular ki: “Türkiye, Kerkük’e müdahale ederse, Diyarbakır’a müdahale etmiş gibi olur.” Ve hemen arkasından da Bay Mesud’un açıklaması geldi: “Türkiye Kürt’leri, kendi kaderlerini kendileri belirleyeceklerdir.”

Birkaç gün önce yapılan malum parti kongresinde, salonda ne bir Atatürk resmi, ne de bir tek Türk Bayrağı vardı. Yapılan konuşmalarda, İmralı sakini için sürekli olarak “Sayın Öcalan” ifadesi kullanıldı.

Ve “oldu da bitti maşallah” dedirten son darbe Pasifik ötesinden geldi. Amerikan yönetiminin en şahin politikacılarından, Dışişleri Bakanı Rice, bölücü terör örgütü ile ilgili yaptığı bir açıklamada “Türkiye ile Kürdistan arasındaki sınır bölgesinde faaliyet gösteren yapılanma” ifadesini kullanarak, en yetkili ağızdan, müttefikimizin(?) konuya bakış açısındaki geldiği son noktayı tescillemiş oldu.

Çok değerli Hükümet’imizden, dostlar alış-verişte görsün hesabı ilk açıklama geldi: “Türkiye’nin güneyindeki komşusunun ismi Irak Cumhuriyeti’dir, başka da komşu ülkesi yoktur.”

Birleşik Devletler Dışişleri örgütü, “ah biz yanlış anlaşıldık, aslında öyle söylemek istememiştik” manalarına gelebilecek bir diplomatik tepki verdi, Türk tarafından gelen bu reaksiyon üzerine.

Değerli okurlar, bu, tipik bir diplomatik hamledir. Çıkarsınız görüşünüzü aslanlar gibi dünya kamuoyu önünde söylersiniz. Sonra da ikinci-üçüncü ağızlardan yumuşatırmış gibi yapar ve geçer gidersiniz. Mesaj yerini çoktan bulmuştur. Bu durum biraz da, piyade birliklerinin rahat hamle yapması için hava birliklerinin, bombardımanla, sahayı yumuşatmasına benzer. Taraflar, şu anda yanlışlıkla söylenmiş gibi yapılan ifadelerle yumuşatılmakta, demir tavında dövülür düşüncesinden hareketle, çay demlenmeye bırakılmaktadır.

Ve Sayın Recep Bey, hala, bu kendini bilmezler ile görüşülebileceğinden dem vurmaktadır. Sahi ne görüşecektir kendisi acaba? Mesela, bu son demecin içeriğini mi?: “Türkiye Kürtleri kendi kaderlerini, kendileri tayin edecektir.” Ya da hani şu, çiçek meselesini mi?

Türkiye Kürtleri, zaten yıllardan beridir bu topraklarda, bu imparatorluk mirasçısı devletin diğer tüm unsurları ile birlikte gönül birliği içerisinde yaşamakta, omuz omuza her türlü mücadeleyi etmekte, iç içe geçmektedir. En üst düzeyde devlet görevlerini üstlenmekte, en güçlü sermaye yapılarına ulaşabilen ticari faaliyetlerde bulunmakta, sanatta, siyasette, edebiyatta, sporda ve aklımıza gelebilecek her alanda söz sahibi olmaktadır. Olmalıdır da. Bu devletin ve toplumun yüzyıllar ötesinden getirdiği çizgi ve anlayış bunu gerektirir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, dünya tarihinin, son cihanşümul yani üniversal imparatorluğunun mirasçısı olan bir devlettir. Ve bu hamurun mayasında, zaten, hep birlikte yaşama kültürü vardır.

Recep Bey, artık son barutunu kullanmaktadır. Dün akşam, CNN Türk’te yayınlanan programda, Taha Akyol’a yaptığı açıklamalar gerçekten ibret verici niteliktedir. Ve bugün, Türk Genelkurmayı’ndan gereken cevabı almıştır zat-ı şahaneleri. Türk halkı, bu dansı çok iyi takip etmekte ve figürlerin altında yatan ruhu çok iyi süzmektedir. Mazlum portresi ardına gizlenerek kazanılan popüler puanlar, bir kere geçerlilik arz eder. Kullanım süresi yalnızca beş yıldır. İnanın ki bir kere daha, kedi balı yemeyecektir.

“301’in ipini çekeceğiz” gibi beylik lafları nasıl, kocaman bir hıçkırık gibi boğazlarında düğümlenip kaldıysa; bu, birtakım haddini bilmezler ile görüşme hevesleri de tarih olup sayfalarda kalacaktır. Aksi halde, kendilerinin tarih olma süreçleri, tahmin ettiklerinden ya da hiç edemediklerinden çok daha çabuk gerçekleşecektir.

Efendiler, bu milletin vicdanına kulak veriniz. İktidar olmanın verdiği sarhoşlukla, küçük dağları ben yarattım psikolojinizden ve körkütük yalpalamalarınızdan bir an evvel vazgeçiniz. Yoksa, bir köşede yıkılıp kalacaksınız.

 
Toplam blog
: 898
: 3759
Kayıt tarihi
: 09.06.06
 
 

İzmir'de yaşıyorum.    Çok uzun yıllar öncesinden başlayıp, hiç ara vermeden bugünlere kada..