- Kategori
- Sinema
Ölüm Korkusu artık tüm zamanların en iyisi

VERTIGO-ÖLÜM KORKUSU
İngiliz Film Akademisi’nin sinema dergisi “Sight & Sound” her on yılda bir tekrarladığı tüm zamanların en iyi filmi seçiminde bu kez “Vertigo-Ölüm Korkusu” en fazla oyu aldı. Oylamaya katılan 73 ülkeden 1000 kadar eleştirmen, yönetmen, akademisyen, dağıtımcı ve sinefillerin oyları ile Vertigo, Yurttaş Cane’in elli yıllık hakimiyetine son verdi. Vertigo’nun zamanında çok önemsenmemiş, altmışlı yıllarda Yeni Dalgacılar tarafından yeniden keşfedilmiş olması işin ilginç yönü. François Truffaut ‘nun Hitchcock ile yaptığı uzun röportajda dahi yönetmen “filmin canın sıkan yönleri olduğundan” bahseder. 1958’de çevrilmiş filmin zamanla kazandığı değer artışı kolayca açıklanacak bir durum değil. Sonuç olarak filmlerde artık tablo, heykel gibi zaman içinde değer artışı yaşayabiliyor.
Öykü bu gün için artık seyirci için çok ilginç olmayabilecek bir paranoya ve tutkuyu anlatıyor. Scottie ismiyle tanınan Ferguson (James Stewart) akrfofobisi (yükseklik korkusu) yüzünden San Fransisco Emniyet’inden emekliye sevk edilir. Eski bir arkadaşı intihar saplantısı içinde tanıttığı karısı Madeleine’i (Kim Novak) takip etmesini ister. Takip sırasında Scottie kadına aşık olur fakat onun intihar etmesini önleyemez. Kadının kendisini attığı çan kulesine yükseklik korkusu nedeniyle çıkamaz. Uzun süren bir depresyon tedavisi sonrası tekrar yaşamına dönen Scottie bir gün sokakta ölen sevgilisine çok benzeyen bir kadınla tanışır. Scottie, Judy adındaki bu kızı Madeleine’e benzemesi için onun gibi giydirir , saç şeklini değiştirir. Aralarında tutkulu bir aşk başlar. Judy’nin boynundaki kolyeden şüphelenen Scottie, onun Madeleine olduğundan şüphelenir. Onu Madeleine’nin intihar ettiği çan kulesine götürür ve gerçeği itiraf etmesini ister.
Belleğini sorgulayarak, geçen zamanı başa almaya çalışan bir adamın dramını anlatır Hitchcock. Bellekteki kayıtların silinerek yenilenmesi, geçmişin kayıplarını telafi eder mi ? sorusunun yanıtı iki yönden incelenebilir. Bir taraftan gerçeği öğrenmek emekli polis Scottie’nin geçmişindeki pişmanlığı belleğinden silmeye yetecektir . Diğer taraftan bu günkü yaşamını, geçmişin anılarına sığınarak sürdürmektedir. Hitchcock film üzerine konuşurken Scottie’nin Judy’i Madeleine’ e değiştirerek geçmişte yaşadığı ilişkiye geri dönmesini “bir adamın ölmüş bir kadınla yatağa girmek istemesi” olarak tanımlarken “adeta nekrofilinin bir türüne saplanıp kalmış” der. Rasyonellik ve duygu, zaman ve bellek karşı karşıya gelir. Zamanın en büyük düşmanı bellek, istediğinde kayıtları silerek onu sıfırlamaya çalışır. Akılcılık her türlü duyguyu bertaraf ederek salt gerçeği arar, durur. Scottie tüm bu kavramaların ortasında sıkışıp kalmış, kafası karışık bir adamdır.
Hitchcock’un sevdiği oyunculardan olan James Stewart duygu dünyası karışık, korkuları ile baş etmeye çalışan karakterde en iyi performanslarından birisini gösterir. Kim Novak ise Madeleine’de seksi ve gizemli bir karaktere hayat verir. Judy’de ise daha sıradan ve sevecen olmaya çalışır. Her iki performansı da güzelliği ile mükemmel bir bütünlüğe ulaşır. Başta Kim Novak yerine Vera Miles düşünülüyordu . Çekimler öncesi Vera Miles’ın hamile kalması ile rol Novak’a gider.
Filmde en dikkat çeken sahneler arasında Stewart’ın kulenin tepesinden aşağıya kıvrılan merdivenlere baktığı andaki baş dönmesini kamera optik ve geriye kaydırma ile yansıtır. Çekimler esnasında kamera açısını sağlayabilmek için merdivenler maket olarak yapılır. Gerçek ve hayal arasındaki sınır sisli yeşil filtreler ile vurgulanır.
Ölüm Korkusu bir aşk yoksa gerilim filmi midir? Tutku, paranoya kusursuz bir gerilim atmosferi ile karılmıştır. “Sight & Sound” un gelecek oylamasına kadar bizim için en iyisi kalacaktır.