12 Ocak '08
- Kategori
- Futbol
Ölümlü trafik kazası
İnsanın başına ne zaman ne geleceği hiç belli olmuyor. Anasınıfında okuyan küçük oğlumu okulundan aldım Etimesgut İstasyon Cad. Sincan istikametine giderken orta refujda kalabalık bir insan grubu gördüm. Yerde ise kanlar içinde baygın durumda birisi yatıyordu. Hiç beklemeden geçtim. Ertesi gün gazete ve internetten kazazedenin durumu hakkında bilgi bulabilirmiyim diye araştırmaya koyuldum. Milliyet blog da Etimesgut Ölüm Yolu başlığını görünce açtım ve okudum.
Bahsedilen yol bana hiç yabancı değildi. Çünkü geçen sene 23.02.2007 günü saat 18:40' da bu yolda ölümlü trafik kazası yapmıştım. Bu haber beni bir yıl öncesine götürdü. O zaman ki yaşadıklarımı ömür boyu unutamam. Kazanın oluş şekli benim için çok enteresandı. Çünkü o akşam olay yerine gelmeden önce Etimesgut merkezde seyir halindeyken önümde Broadway marka arabası olan bir arkadaşımı gördüm. Defalarca sellektör yapmama rağmen durduramadım. Daha sonra dörtlü kavşakta kırmızı ışıkta durdu, sol yanına yanaştım, kornaya basmama rağmen birtürlü beni görmesini sağlayamadım. Söz konusu arkadaşım belli ki evine gidiyordu. Bulunduğumuz kavşaktan direk gitmesi gerekirken sağa döndü ve uzaklaştı. Ben de yoluma devam ettim. Arkadaşım beni fark etmiş olsa 3-5 saniye de olsa durup konuşacaktık. Ama olmadı. Hava iyice kararmış yağmur da yağmaya başlamıştı. Daha sonra Etimesgut Kızılay Depolarının önünden, Hava hastanesi ve Zırhlı Birlikler önündeki ışığı geçtikten 300 mt. ileride sol ön fara yarım metre kala soldan koşarak birisin geldiğini gördüm. Hemen frene bastım. Önümden 1 yada 2 koşar adım daha attı. Bu arada eyvah bu deli ne yapıyor diye de bağırdım. O an, bu şekilde önüme atlayan birisinin akli dengesinin yerinde olma ihtimali zayıf diye düşünmüş olmam gerekirki bu şekilde bağırdım. Bu arada arabamda önde eşim, arkada ise 6 yaşındaki oğlum Alp Eren de vardı. Maalesef sağ ön fardan talihsiz kişiye çarpmış bulundum. Kafası sağ ön alt köşe kısma çarptı ve yere düştü. Bu anlattıklarım 1-2 saniye içerisinde gerçekleşti. Ben ve o kişi tam anlamıyla o saatte o yerde buluşturulduk. Hem onun hem de benim gözlerime resmen perde indi ve bir birimizi göremedik. Arabadan indim koşarak yanına gittim. Yerde yüzükoyun yatıyordu. Hiç hareket yoktu. Başından kanlar akıyordu. Hemen 155 i aradım. Ambulans 3 dk. içerisinde geldi. Doktor kontrol etti. Tahmin ettiğim cevabı söyledi. Çarptığım kişi maalesef ölmüştü. O an dünyam başıma yıkılmıştı. Polisler kaza raporu hazırladılar. Ölen kişinin kimliğine baktılar, 20 yaşında askerlik görevini yerine getirmek için daha yeni sülüsünü almış ve acemi birliği olan Zırhlı Birliklere gelmiş, nizamiyeye 300 mt. kala da vefat etmişti. Yaşını ve daha yeni asker olacağını öğrenince üzüntüm bir kat daha arttı. Daha sonra beni Etimesgut Karakoluna götürdüler. Yolda karşılaştığım arkadaşım beni farkedip de 1-2 saniye konuşsaydı, bu vesileyle bizde biraz geç gidecektik ve bu olay belki de başımıza gelmeyecekti. Demek ki bizim kaderimizde bu olayı yaşamak da varmış.
Başımdan geçen bu talihsiz olayı sizlerle paylaşmak istedim. Nedeni ise; hemen hemen herkes araba kullanıyor, bu ve bunun gibi olay herkesin başına gelebilir. Ne kadar dikkatli olursanız olun, hiç farketmiyor. Ya bahsetmiş olduğum yol gibi yolun dar, aydınlatmasının yetersiz oluşu ve buna birde yetkililerin duyarsızlığı eklenince kaza ve kazalar bitmek bilmiyor bu yolda. Son iki yılda 100' e yakın insanımız hayatını kaybetmiş bu yolda. Kazalarda ölenler de büyük olasılıkla taşradan askerlik görevi için gelen gençler ve onların yakınlarıdır. Küçük köy ve kasabalardan geldikleri için büyükşehrin trafiğine yenik düşüyorlar.
Bu olayı sizlerlerle paylaşmamın diğer bir nedeni ise; bu ve bunun gibi kazaların oluşması esnasında ve sonrasında, karakolda, siz cezaevindeyken kendi evinizde, ölen kişinin evinde, cezaevinde yaşananlar, cezaevinden çıkış ve eve dönüş, ölen kişinin yakınlarıyla telefon görüşmesi yapma ve hatta köyüne gidip ailesiyle tanışma esnasında yaşanan gerçekleri sizlerle paylaşmak. Bu olayla ilgili yaşadıklarımın kalanını daha sonra yazacağım. Amacım sizleri daha fazla sıkmamak.
Kazasız ve belasız günler dileğiyle.