​ Ölümün anlattıkları / Güncel / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Şubat '09

 
Kategori
Güncel
 

Ölümün anlattıkları

Ne kadar soğuk bir kelime ölüm. Evet, hayatın gerçeklerinden biri ölüm. Ve ölüm karşısındaki çaresizlik de öyle. Hayatımda içinde ölüm geçen bir kelimeyi sık kullanmam. Mesela " Öldüm bugün" yorgunluktan demek yerine " Bugün çok yoruldum" demeyi tercih ederim. Bunun nedeni hayatın gerçeklerinden biri olan ölümden kaçmam değil elbette. Hepimizin bir gün öleceğini biliyorum elbet... Ama sevmiyorum işte bu kelimeyi.

Hayatla ilgili geç kalmışlıkları anlattığı için, hayatla ilgili imkansızlıkları, çaresizlikleri hatırlattığı için sevmiyorum belki de. Bilemiyorum.
Bugün, aslında aklımda çok daha farklı konuları yazmak vardı. Ama hem Amsterdam'da yaşanan ve son belirlenen sayıya göre dokuz kişinin ölümü ile sonuçlanan uçak kazası hem de Bursa'da geçirdiği böbrek nakli sonucu hayata tutanmaya çalışan fakat akciğer enfeksiyonu sonucu hayata veda eden komşumuzun oğlunun ölümü beni ölümle ilgili yazmaya itti. Televizyonda uçak kazası ile ilgili haberleri izlerken, bir an uçaktakileri veyaşadıklarını hayal etmeye çalıştım. Üçe bölünmüş uçak, yaralan ve ölen insanlar... Kurtulabilenler yaşadıkları mucizeye inanamaz halde. Ambulanslar, gazeteciler, polisler... Tam bir kabus. Ve sevdiklerine ulaşmak isteyenler. Haber alamayanlar, haber almak isteyenler, çaresizlik, belirsizlik.... Ve üzerlerine bembeyaz örtü örtülmüş can kayıpları. Yarabbim, bu nasıl bir acıdır? Ve ben, daha çok can kaybı olmaması için dua edebiliyorum sadece. Hani mümkün olsa televizyonun içinde geçip Amsterdam' a olay yerine gideceğim, yardım edeceğim. Ama yok, çaresizim, elimden sadece dua etmek geliyor. Çaresizlik, SENDEN NEFRET EDİYORUM.

Ve komşumuzun oğlunun ölüm haberini bugün akşam eve çıkarken aldım. Hani insan yaşadığı şok karşısında bir şey diyemez, hissedemez, kaskatı kesilir ben de yaşadığım şok nedeniyle kaskatı kesildim. Bir anne ve babanın yaşadığı evlat acısı. Hangi kelime teselli eder ki insanı? Başın sağ olsun demek bile manasız kalır.

Ölüm, hayatın bir gerçeği. Kaçınılmaz bir gerçek. Her ölüm, yaşamda geç kalmışlıkları hatırlattığı için insan nefes aldığı sürece geç kalmamalı hayatı yaşamak için. Misal, birini mi seviyorsunuz, söyleyin, varsın o sizi sevmesin. Belki alaycı bir tebessüm belirecek onun yüzünde. Olsun varsın.... Hayatta sevmek ve sevilmek kadar güzel bir duygu var mı? Bence, yok. Sevgi, huzurun ve mutluluğun kaynağı. Ve insan eğer gerçekten seviyorsa ve sevildiğine inanıyorsa gururu bir yerlere bırakmalı. Nerde duydum hatırlamıyorum ama gerçekten de HAYAT GEÇ KALINMIŞLIKLARI AFFETMİYOR. İnsan hissettiklerini söylemeli. Keşke dememek için bir an önce yola koyulmalı. Biri sizi mi üzdü, bunu ona söylemelisiniz. Onu, sizi üzdüğünü düşünmüyorsa, siz niye söyleyeceklerinizle onu üzeceğinizi düşüneceksiniz ki? Haksız mıyım?
Bu yüzden ERTELEMEDEN, KEŞKE DEMEDEN, ÇOK GEÇ OLMADAN harekete geçmeliyiz...

 
Toplam blog
: 149
: 435
Kayıt tarihi
: 24.06.08
 
 

1999 yılında Ted Kdz Ereğli Kolejinden, 2003 yılında İstanbul Üniversitesi İtalyan Dili ve Edebiyat..