Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 

14 Şubat '10

 
Kategori
Deneme
 

Ölüyorum Tanrım

Günlerden Pazar mıydı hatırlamıyorum.

Karla kaplıydı tüm evren sanki. Sokaklarda kar topu oynayan çocukların adımları, koşuşturmaları, çığıkları, insanlar titreye titreye yaşam savaşında gibi. Hayat saniyelerden bağımsızdı. Akrep ve yelkovanın savaşı daha başlamamıştı. İşte o gün vazgeçtim yaşamaktan. Ellerimden kayıp giden hayatım mıydı yoksa hayatım yapamadıklarım mı? Koskoca ömrüme sığdıramadıklarım mı? Gülmeyi en son ne zaman tatmıştım , gülünce gözlerim kısılır mıydı, dudaklarımın kenarında küçücük bir kıvrım mı olurdu, yoksa dişlerim gözükür müydü? Ağlamak, hıçkırıkla yapılan bir eylem miydi?

Hayat bana gülümsemenin, ağlamanın ne olduğunu unutturmuşken vazgeçtim o gün anne olmaktan, bir avukat olmaktan. Az önce duyduğum cümlelerin sebebi, hayatımı hüzünsüz yaşama isteğimden mi kaynaklanıyordu yoksa senelerdir söylemeye çekindiğim o iki cümlede miydi sır? Ona onu sevdiğimi söylesem beni bu doğunun en ücra şehrinde yalnız mı bırakırdı, yoksa önüme karşı koyamayacağım parıltılar serermiydi?

Ah tanrım...

Neden varsın? Neden her gece sana sonsuz dilekler dilemek zorundayım? Neden benim dileklerimi gerçekleştirmemek için nedenlerin var? Beynimdeki tüm soruların cevabını verebilcek kadar güçlüysen eğer, neden seni anlayamayacak kadar güçsüzüm ben. Ölüyorum tanrım. Yaşayabildiğim kadar yaşadım hayatı. Koskoca bir yetmişbeş sene yaşadım bana sunduğun hayatı. Bundan tam yarım asır önce vazgeçtim anne olmaktan bir otel odasında, vazgeçtim torunlarımı sevme isteğinden. Vazgeçtim bir yabancıyla aynı yastığı paylaşma aşkından. Terk edildim, aldatıldım, gururum her şeyin önüne geçti, ailemi kaybettim. Vazgeçtim tanrım insan olmaktan !

Şimdi yüzümde binlerce kırışıklık var tanrım... Senin bana her sene verdiğin doğum günü hediyelerim. Şimdi kimse yüzüme bakmıyor tanrım... Senin bana kader olarak sunduğun, benim son zerresine kadar yaşadığım...

Şimdi ne kaldı daha tanrım? Az önce duyduğum sözlerden sonra ne kaldı? Bir yabancı az zamanın kaldı diyor usulca. Peki ben neden yaşayamadım ki hiç? Madem az zamanım var, neden ben benden habersiz tükettiklerimi göremedim?

Ölüyorum...

Artık eskisi kadar net göremiyorum, yazamıyorumda. Kitaplarım bana küskün. Şiirlerim benden uzakta. Kendi başıma yarattığım bu dünyamda ölüyorum tanrım. Annemin verdiği isim gibi, melekler gibi ölüyorum. Ve sen meleğine acı çektirerek alıyorsun yanına. Yüzümdeki çizgiler yaşım kadar ! İçimdeki acılar, gözyaşlarım kadar. Ölüyorum tanrım. Yardım et...

 
Toplam blog
: 22
: 440
Kayıt tarihi
: 09.11.09
 
 

Anadolu üniversitesi sanat tarihi öğrencisiyim...

 
 
 
 
 

 
Sadece bu yazarın bloglarında ara